Hiç kimse lafı dolandırmasın. Tayyip Erdoğan ve AKP çetesi, Kürtlere karşı savaş ilan etmiş durumdadır. Son 6 ay içerisinde aralarında çoluk çocuk, kadın, genç yaşlı yüzlerce Kürt insanını katletmiştir. Kentleri ablukaya almış, kuşatma altındaki bütün il ve ilçelerde binlerce evi tank, top ve helikopterlerle bombalamış ve yıkmıştır. Tayyip Erdoğan bizzat kendi ağzıyla "Doğu Anadolu ve Güneydoğu’da büyük temizlik harekatı yapıyoruz" diyerek Kürt soykırımı yaptığını da itiraf etmiştir.

Türk devletinin tarihinde Kürtlere yönelik kanlı kıyımları az değil. Koçgiri, Dersim, Ağrı, Zilan, Lice, Roboskî’den günümüze uygulanan soykırım politikası bugün Tayyip Erdoğan’n özel komutasında yürütülüyor. Kürtler bunun farkında. Birçoğu direnişin anlamını iyi biliyor. Az bir kesim hala devletin bu soykırım politikalarının varacağı tehlikenin farkında değil. Sanılıyor ki sadece direnenler hedef alınıyor. Oysa katledilenlerin katledilme biçimine bakıldıkça durumun öyle olmadığı rahatlıkla görülecektir.

Peki Kürtler boyunları Tayyip Erdoğan’a uzatıp, ya da evlerinde öylesine bekleyip asker ve polis kurşunlarına hedef mi olacaklar? Evlerinin tanklar ve toplarla yıkılmalasını mı bekleyecekler! Sanmıyorum. Kürt siyasal örgütleri, askeri yapılanmalarının sözcüleri bu konuda özel açıklamalar yapıyor.

Kürtleri direnişe çağırıyor. Tedbir almalarını istiyorlar. Erdoğan ve ekibi bir hesap hatası yaparak Kürtlere karşı savaş açtı. Kürtler savaşı kabullendi ve direniş geliştirdi. Şimdi direniş hendek ve barikatla sembolleşti. Ama bu direnişi sadece hendek ve barikatla ele almak savaşı da direnişi de darlaştırıyor. Çünkü Tayyip Erdoğan ve TC’nin Ergenekon şebekesi Doğu Perinçek’ten mafya bozuntusu Sedat Peker’e kadar uzanan bir kir koalisyonu oluşturdu. Medyada havuz medyası, devlet kurumları, Doğan medyası, ulusalcılar da Kürtlere karşı savaşta Tayyip Erdoğan ve Saray çetesinin yanında yer aldığını açıkladı. Erdoğan önce asker ve polisini sahaya sürdü. Sivil faşistler metropollerde, üniversitelerde yedek kıta olarak bekliyor. Sedat Peker de sembolleşen "rabia ve kurt işareti" ile sivil militarist faşist gruplar da silahlanmış durumda.

Peki Kürtler, Kürdistan’da Türkiye metropollerinde ne yapacaklar? Dedik ya AKP ve Erdoğan bir hesap hatası yaptı. Dağdaki silahlı gerilla güçlerin yanında Kürdistan ve Türkiye kentlerindeki Kürtler de silahlanıyor. Silahlanacaklar. Silahlanma YDG-H öncülüğünde Kürdistan’daki direniş mekanlarında başladı. Amatör başlayan bu silahlanma ve direniş şimdi Sivil Savunma Birlikleri-YPS olarak kendisini örgütlemeye başladı.

Gençlerin öncülüğündeki bu silahlı direniş örgütlenmesine her gün bölük bölük gençler dahil oluyor. Ama sadece gençlerle sınırlı değil. Toplumun diğer kesimleri de katılıyor. Yani Kürt illerinde artık gerilla dışında yeni bir silahlı örgütlenme başladı ve büyüyerek devam ediyor. E Kürtlerin doğal olarak "bireysel silahlanma" gerçeğini de gözler önüne getirdiğimizde, bu durum örgütlendirildiğinde ortaya devasa bir askeri güç ortaya çıkacaktır.

Kimse hafife almasın. Erdoğan’ın Kürtlere yönelik "Büyük temizlik harekatına" karşı Kürtler karşı durmak için doğal olarak bir araya gelecek ve silahlanacaklardır. Buna Türk ordusunda ve polisindeki etnik farklılıkları nedeniyle yaşabileceği yarılma olasılığını da katmak gerekir. Hiç umulmadık mekanda ve zamanda Kürt olan asker ve devlet görevlisi birileri çıkıp bu soykırıma karşı gerekli bir tutumu sergileyebilir. Buna Türkiye metropollerindeki Kürtlerin Türklerden ayrışma sürecinin de hızlanacağı olasılığını dahil edersek ortaya Türkiye’nin hiçbir zaman kaldıramayacağı bir tablo ortaya çıkaracaktır. Kürtler Türk devleti ile sosyal, ekonomik kültürel ilişkilerini de keserse ortaya yeni bir durum çıkacaktır.

Türkiye’nin kendi içindeki muhaliflik ve farklılıkların yaratacağı etki de hesaba konulduğunda AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın hesap hatası daha iyi görülecektir.

Bölgesel şartlar, Kürtlerin içinde bulunduğu durum, en önemlisi de DAİŞ’e karşı Maxmur, Kerkük, Şengal, Serêkaniyê, Kobanê, Hasekê, Girê Sipî (Til Ebyad), Tişrîn’de kazanılan askeri zaferlerin deneyimleri, 15 Ağustos 1984’den bu yana Türk devletinin bütün çabalarına karşı gerillanın yenilmezliği gerçeği Kürtlere büyük bir askeri tecrübe kazandırmıştır. Kürtler hem düzenli ordulara karşı hem de düzensiz çete yapılanmalarına karşı kent ve kırda savaş tecrübesini başarılarla kazandılar. Şimdi AKP ve Erdoğan bu gerçeği görmezden gelerek Kürtlere diz çöktüreceğini sanıyor. Zor, çok zor. Acısı ve bedeli ağır gelse de Kürtler, Tayyip Erdoğan’ın bu savaşına karşı direnişini yükseltecek ve Erdoğan’ı da öncekiler gibi tarihin çöp sepetine gönderecektir. Bunu da zaman gösterecektir. Yeter ki biraz direniş sabrı..