Almanya’daki okullarda çocuklara din dersi veren Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) AKP ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ideolojisini yaymak ve dayatmaktan ülke gündemine oturdu. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve Almanya’da 900’den fazla camisi olan DİTİB 15 Temmuz darbe girişiminin ardından camilerde okuttuğu hutbeler ve sonrasında Köln’de yapılan  Erdoğan yanlısı mitingdeki rolü nedeni ile de dikkatleri üzerine çekmişti.

Almanya’da son günlerde hükümet ve muhalefet partilerinin en etkili isimleri tarafından da sertçe eleştirilen DİTİB’in faaliyetlerinin sınırlandırılması tartışılıyor. 

DİTİB’in Almanya’da Erdoğan’ın din lobisi olarak faaliyet yürüttüğü hem Alman basınında hem de Alman parlamenterler tarafından son dönemde sıkça dile dile getirilmeye başlandı. 


Erdoğan’a hizmet ödülü

Erdoğan diğer lobi örgütlenmesi olan Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) tarafından 2015 yılında Türkiye’de yapılan genel seçimlerinde AKP için yürüttüğü seçim çalışmasından dolayı DİTİB’e teşekkür belgesi verilmişti. DİTİB son olarak Alman Federal Parlamentosu’nda kabul edilen Ermeni Soykırımı tasarısının ardında Türkiyeli milletvekillerinin tehdit edilmesinde de rolü olduğu gerekçesi ile Alman basınında sıkça yer almıştı. Kabul edilen tasarının ardından 7 Temmuz’da Berlin’de bulunan Şehitlik Cami’sinde, Parlamento Başkanı Norbert Lammert, Yeşiller Milletvekili Özcan Mutlu ve Sol Parti Milletvekili Azize Tank’ın davetli olduğu programın iptal edilmesi ve 15 Temmuz sonrasında DTİB’İn göstermiş olduğu agresif tutumdan dolayı gözler buraya çevrildi. 


‘Din dersi değil Erdoğan sözcülüğü’

Köln’de 15 Temmuz sonrası gerçekleştirilen Erdoğan yanlısı mitingi organize eden UETD ve destekleyicisinin DİTİB olması nedeni ile Federal Parlamento’nun gündemine iyiden iyiye girmiş oldu. İktidardaki CDU’nun Parlemento Grub Başkanı Volker Kauder, uzun süredir Alman kamuoyunda dilendirilen kaygıları en yetkili bir ağızdan dile getirerek DİTİB’İn Alman okullarındaki derslerle olan ilişki hakkında şunları söyledi: “Bana göre DİTİB, Erdoğan’nın sözcülüğünü yapmakta. Ve bu oluşumun okullarda din dersi vermesine izin verilmemeli. Ankara’daki hükümet tarafından yönetilen İslami dernek, Almanya’da büyük bir etki alanı oluşturmamalı. DİTİB üyelerine anayasa ve hukukun Almanya’da dinden önce geldiğinin hatırlatılması gerekmekte. Almanya’da yaşayan Türk kökenli vatandaşlar bizim hukuk ve düzenlemelerimize uymalıdırlar.” 


Kraft: Şüpheler güçleniyor

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hannelore Kraft, DİTİB’e dini cemaat statüsü verilmesi konusunda şüphelerin arttığını söyledi.

Kraft artan eleştiriler üzerine Westdeutsche Allgemeine gazetesine yaptığı açıklamada, “DİTİB’in dini cemaat olarak sınıflandırılmak için gerekli ölçütleri karşıladığı konusunda şüpheler güçlenmektedir” dedi. Türkiye’deki gelişmelerin, Müslüman derneklerin tanınma süreci konusunda yeni bir değerlendirme gerektirdiğini kaydeden Sosyal Demokrat Partili politikacı, statü ile ilgili ölçütlerin yerine getirilip getirilmediği konusunun titizlikle incelendiğini ve bu konuda zaman baskısı olmadan karar verileceğini söyledi.

KRV Başbakanı Kraft, Türkiye’deki gelişmelerin eyaletteki okullarda verilen din derslerini etkilemeyeceğini vurgulayarak, “İslam din derslerini, sekiz üyeli bir kurulla birlikte düzenliyoruz. DİTİB bu sekiz üyeden sadece biri. Bu model işliyor ve 2019’a kadar da yürürlükte olacak” diye konuştu.


Özdemir: Erdoğan’ın ajandasına tabi 

DİTİB hakkında ilk çıkışı yapan ve Erdoğan yanlıları tarafından sürekli ölümle tehdit edilen Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir ise konuya ilişkin; “DİTİB’in önceliği din değil politika. Alman okularında kaliteli bir İslami din dersinin olması önemli. Ama bunun din dersi perdesi altından Erdoğan’ın ajandasındaki yurttaşlığa göre değil, Almanya’nın temel yasalarındaki ölçülere göre verilmesi gerekiyor” dedi. Bir çok eyalete DİTİB’in okullarda verilen din dersinin içeriği ve öğretilmesinin düzenlenmesinde aktif rol almasına karşı mücadele edeceğini söyleyen Özdemir, Türk imamların, Türk devletinin memurları olduğunu ve DİTİB üzerinden Erdoğan’ın ideolojisinin Alman okularına taşınmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. 


‘Erdoğan derslere girmiş durumda’

Sol Parti’nin Kürt Milletvekili Sevim Dağdelen de DİTİB’in Erdoğan’ın Almanya’daki uzun kolu olduğunu belirterek,  Erdoğan’ın DİTİB’li imamlar ile Almanya’daki Türk diasporasını etkilediğini söyledi. Cuma hutbelerinin Türk konsolosluk görevlilerinin de hazır bulunduğu DİTİB merkezi toplantısında karar verilmesinin din özgürlüğü ile bir ilgisinin bulunmadığını söyleyen Dağdelen, DİTİB’in derslere girmesinin Erdoğan’ın derslere girmesi ile aynı anlama geldiğini belirti. 


‘İslamı değil Türk milliyetçiğini yayıyor’

DİTİB’in faaliyetlerinden rahatsız olan ve eleştiren sadece Alman politikacılar değil, Almanya’daki İslam toplumu ve din bilimcileri de DİTİB’i dini politik bir araç olarak kullanarak Türk milleyeciliğini yaymakla elleştiriyor. Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi, İslam Bilimcisi Abdel-Hakim Ourghi, okularda verilen din dersinin içeriğinin, DİTİB gibi dernekler tarafından belirlenmesinin çok sakıncalı olduğunu, bu tip derneklerin müslümanların sadece küçük bir kısmını temsil etiklerini ve İslamı kendi yorumlarına göre aktardıklarını belirtiyor. Abdel Hakim, başta DİTİB olmak üzere Almanya’daki İslami cemaatlerin İslamı anlatmak yerine daha çok geldikleri ülkenin ideolojosini yaymaya çalıştıklarını ve DİTİB’İn politik İslamı temsil ettiğini söyledi. 


‘Eski DİTİB değil’

Frankfurt Küresel İslam Araştırma Merkezi Başkanı Susanne Schröter de “DİTİB’in Türk devletine olan bağımlılığını koparma yönünde tatmin edici konseptler sunmasını” beklediklerini kaydetti. DİTİB’in mevcut haliyle yapısal olarak Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olduğunu söyleyen Schröter, “DİTİB uzun yıllar boyunca Türkiye’deki resmi İslam gibi ılımlı olarak kabul ediliyordu. Ancak bu durum son yıllarda nefes kesici bir hızla değişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temsil ettiği Türkiye’deki resmi İslam giderek İslamcı bir yöne ilerliyor ve günümüzde artık dinden ziyade siyasi İslam halini aldı” ifadelerini kullandı.


Tedbirler tartışılıyor

Başka örgütlü dini cemaatler olmadığı için DİTİB’e mahkum olduklarını düşünen Alman yetkililer, son gelişmelerden sonra, 900 camisi, binlerce imamı ile Almanya’da yaşayan Türkler üzerinde büyük etki yapan ve Erdoğan’ın propaganda örgütü olarak çalışan DİTİB’in çalışmalarını sınırlandırmaya hazırlanıyor. İlk düzenleme olarak üç yıldan beri bir çok eyaletteki okularda, verilen din derslerinin düzenlenmesi ve bu derslerin sunumu için DİTİB tarafından görevlendirilen imamların geri çekilmesi tartışılıyor. DİTİB önümüzdeki aylarda Erdoğan hükümeti ile arasına hissedilir bir mesafe koymaması durumunda, Türk devleti tarafından finanse edilip görevlendirilen imamların, DİTİB çatısı altındaki camilerdeki faaliyetlerine bir müdahale olabilir. Kısa süre önce Avusturya’da çıkarılan, imamların ülke dışından finanse edilmesini yasaklayan yasanın, Almanya’da da gündeme gelmesi bekleniyor. Alman politikacılar imamların başka bir ülke tarafından finanse edilmesi ve atanmasının önüne geçmek için uzun vadede hem okul hem de camilerdeki görevlilerin, Almanya’da bulunan üniversitelerin bünyesindeki teoloji bölümlerinden birinden mezun olma şartı getireceği bekleniyor. 


FEHMİ KATAR/BERLİN