Akademisyen Baskın Oran’ın Erdoğan’a karşı "Hakaret davası açması" Erdoğan’ın sonunu getiren bir gelişmenin nedeni olmayacak.

Sezen Aksu’nun, akademisyenlerin derhal serbest bırakılması "ultimatomu" Erdoğan’ın bir "küfürü"yle bertaraf edilecek kadar "hafif" bir magazin haberi olarak anımsatılacak.

Ancak Obama’nın Erdoğan’ın ABD’de yapacağı cami açılışına eşlik etmeyeceği ve Erdoğan’ın Türkiye’ye ters bakan Başkan yardımcısı Joe Biden ile görüşmesine "mecbur" edilmesi, hayra işaret değil.

İsrail’den vatandaşlarına "Türkiye’yi terkedin!" çağrısı, Erdoğan’ın muhtemel gidişine "mehter marşı" hazırlığı gibi geldi.

Ancak Demirtaş’ın, "fezlekelerimiz şeref madalyamızdır" belirlemesi, Erdoğan rejimi için "elveda" melodisi oldu.

Erdoğan’ın "Türk demokrasisini kendi kişisel ihtirasları için yozlaştırdığı"nı yazan Amerikan İlerleme Merkezinden Max Hoffman ise, Erdoğan’ın ABD tarafından artık çiğnenmeyecek derecede laçkalaşan bir sakıza döndüğünün altını çizen bir çağrışım. 

Pentagon’a da danışmanlık yapmış, ABD’li uzman Rubin: "Erdoğan ve çevresinin darbeyle tutuklanmasına ABD itiraz etmez" demiş.

ABD’nin eski Türkiye Büyükelçileri Abramowitz ve Eric Edelman: "Erdoğan ya reform yapmalı ya da istifa etmeli" demişlerdi.

Erdoğan’ın sözcüsü: ”Kendini sömürge efendisi zanneden iki eski ABD büyükelçisi“ demişti.

Önemli ve Erdoğan’ı izoleye iten, Saddam kadar olmazsa da, bir Kasımpaşalı çıkışı, Can Dündar ve Erdem Gül’ün mahkemesini izleyen konsoloslara karşıydı: "Siz kimsiniz? Ne işiniz var orda? Burası sizin ülkeniz değil!"

Tüm bunlar bana Saddam’ın gidişini hatırlatıyor.

Biliyorum: Saddam’ın çapı sadece Irak’a uymuştu…

Saddam 1998’in Mart’ında Halepçe’de katliam yaptırdı.

2011 yılında 34 sivilin katledildiği Roboskî, Erdoğan’ın isminin doğrudan alakalı olduğu ilk katliam oldu.

2002’de referandum yapılmıştı: Saddam, resmi verilere göre, oyların yüzde yüzünü kazanmıştı.

Erdoğan Ağustos 2014’de halkın oylarının yüzde 51,79’unu alarak, Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Saddam 2003 yılında al-Qaida ile ilişkilerinin olmadığını açıklamıştı.

Rusya Erdoğan ve ailesinin DAİŞ’in yasadışı petrol sevkiyatıyla doğrudan ilişkisi olduğunu savundu.

Erdoğan 2014’de ABD’li gözde röportajcısı Charli Rosea’ya "Bu bir terör örgütüdür. Onlar kendilerini istediği gibi tanımlayabilirler. Ama bu bizim onları öyle kabul edeceğimiz anlamına gelmez” demişti. Ancak Diyarbekir, Ankara, İstanbul ve Belçika’daki DAİŞ katliamlarının Erdoğan rejimi ve MİT ile ilişkileri olduğu yorumları Türkiye’deki rejimi zorda bırakacak yoğunlukta…

Son’a bakarsak: 

21 Ağustos 2006’da Saddam’a karşı "Kürtler’e soykırım”dan dolayı ikinci dava başlatılmıştı.

Erdoğan’a karşı: "Roboskî, Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin, Yüksekova dv. katliamlardan dolayı” dava açılmaz ya da Erdoğan Kürdistan’daki bir mahkemede yargılanmazsa, dünyanın sonu olmaz.

Saddam’ın diktatörlük ömrü (1979-2006) 27 yıl sürdü.

Erdoğan’ınki (2003-…) onyedi yılı bulmaz, koltuktaki ömrü Saddam’ınki kadar sürmedi demeyeceğim; Saddam kadar "becerikli” olamadı, olmasına müsade edilmedi; çünkü Türkiye Irak değil.  

Bunu eksi mi artı mı saymalı tarih, onu da tahttan düştükten sonra yazmak üzere…