Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı. Erdoğan’ın da sonu geldi, gelecek.

Bu hikaye biraz da, “narrativ” (herkese göre bir başka öykü) halini aldı.
Başlangıçta parlayan “yıldız” kendisini “Paşa” ilan etti.
Ölümsüz bildi.
Yüz yılın planını yaptı.
Kürtler’e kıydı.
Kendisini Kürt halkının yaratanı saydı.
Aile planlamasını histerik şahsi otoritesine kurban etti.
Yatak odalarına sadece kendisinin gözleminde kameralar koymadı ama…
Her Türk’ü dünyaya bedel edecek, devasa adımlar atmak istedi. Ayağının basacağı toprak parçası bulamadı.
Kimin nasıl giyineceğine karar vermek üzereydi.
Kürtler’in kendilerini pazarlayacakları alanlar açtı.
Türkler’i Osmanlı histerisine endeksledi.
Kerkük’ü işgal için hareketlendi.
Avusturya önlerine ordu gönderemedi ama, Almanya’ya da kafa tuttu.
Obama, Beyzbol sopası gösterinceye kadar, Amerika’yı yeniden keşfederim gibi yaptı.
Dostu Kaddafi’ydi, ölüsünü seyretti
Saddam Hüseyin’le Kürdistan’ı paylaştı; sonuç biliniyor.
Konuk ettiği Esad’ı darağacında görmek istediğini duyurdu.
Ve diğer bir öyküyü başlatmayı becerecek kadar, Bumerang oldu.
Sonunu getirdi.
ABD’li stratejisyen Graham Fuller, ABD’nin AKP iktidarını destekleyerek, tarihi bir hata yaptığının farkına vardı.
Sonra, ABD’de “rehine” duran Fethullah Gülen, Türkiye’nin dışişleri politikasında “başarısız” olduğunun altını çizerek, Erdoğan’ın oturduğu kürsünün çekilmesi için “start” verdi.
Erdoğan, “akil adamlar”ı hiçe saydığında, Us’ta kaybetti.
Kürtler’i oyaladığında, “fiziki travma” sahasına girmekten kurtulamadı.
İran, Mısır ve Irak tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi.
Gezi Parkı’ndaki ilk masum eylemcilerin çıkışını “fırsat” bilen tüm güçler harekete geçtiler.
Sona erdirilen eylemler, sanal dünyada devam etti.
Batı Avrupa basını, Gezi Parkı’nı sembolik “Erdoğan zıttı” ilan etti. Erdoğan Ordu’yu ele geçirdi, ama “Gezi Parkı” onun iktidarının sonuna start veren “sivil darbe” imajı yarattı.
Erdoğan’a sahip çıkacak kim kaldı ki?
Sadece hanımı.
Birkaç gazete yazarı.
Milyoner oğlu.
Kendisine maaşla bağlı olanlar.
Korku çemberini aşmayan, icazetli maaş alanlar.
Mısır’a o değil, ondan hiç de geri kalmayan Kılıçdaroğlu davet edildi.
Esad yönetimi, Tunceli’li Kemal’le görüştü. Aynı Kemal ABD ve İsrail tarafından Gazze Şeridi’ne gitme icazeti aldı. Gazze Erdoğan’a yasak.
CHP’li Sarıgül, basamakları tırmanmaya başladı.
ABD, Sarıgül’ü “yeni seçimler”e hazırlıyor.
Erdoğan Başkan olmaya hazırlanıyordu ki;
Karşısına aldığı tüm güçler onun ipini çekmek için hazırlanıyorlar.
Cemaatçiler;
Etrafında pusuya yatanlar.
Ondan korkarak, kendisine secde edenler.
Vs.vs.vs.
Fransız feylezofu La Botie, öküzler’in bile boyundurluktan kurtulmak için başkaldırdığını söylemişti.
Şimdi Erdoğan’ın sindirdiği, hiçe saydığı, reddettiği, küçümsediği;
Hatta kendisinden saydığı her güç, herkes onun ipini çekmeye hazırlanıyor.
Önemlisi, kendi ipini, tüm bunlara fırsat verdiği için, ilk çeken Erdoğan’ın kendisi oldu.