Vekâlet kelimesini vekillik olarak çevirebiliriz. Vekilliği ise, “birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse” olarak tanımlayabiliriz. Vekâlet etmeyi ise “Birinin yerine, bakmak, görevini üstlenmek” diye tanımlayabiliriz. 

Bu durumda Vekâlet Savaş’ını “başkalarının yerine, bir savaşı yürütmek” olarak tanımlamak mümkündür. Vekâleten savaşçılarını ise birinin adına, özenle birilerinin savaştırılması olarak ifadeye kavuşturabiliriz. 

Malum, Erdoğan bugün dünyada eli en güçlü olan Vekâlet savaşçısı ve savaştırıcısıdır. 

Vekâlet savaşçısıdır, çünkü Erdoğan’ın Türkiye halklarının başına nasıl ve hangi yöntemlerle musallat edildiğini bugün herkes biliyor. Ve öyle görülüyor ki birilerinin projesi olarak birilerine karşı olarak iktidara getirilmiş ve epeyce de rol oynamıştır. 

Biz de biliyoruz ki, dünyanın birçok yerinde Vekâlet savaşçıları kendilerine vekilliklerini yani temsil edilme haklarını verenlere karşı da yer yer farklı nedenlerden kaynaklı çıkmışlardır, çıkabilmişlerdir. Buna en iyi örnek El Kaide’dir. El Kaide kurucuları arasında CIA’nın yer aldığı kesindir. Ancak ne olduysa oldu, El Kaide birden CIA’nın hedefi ve de bir numaralı düşmanı oldu. 

Yani, Erdoğan’ın onu getirenlerle arası limoni olabilir ancak bu Erdoğan’ın tam bir vekâlet savaşçısı olduğunu örtüleyemez, öteleyemez. 

Vekâlet savaşçısından dünyanın en etkili vekâlet savaştırıcısına Erdoğan’ın tırmanması doğrusu en derinlikli incelenmesi gerekli bir öyküdür. Hem de gerçek manada bir başarı öyküsü… 

Siyaset ile eylem arasındaki bağı, söylem ile eylem arasındaki ilişkide görmek mümkündür. Eylemi siyasetin denetimine bu denli koyan, acaba kaç tane siyasetçi bu günlerde dünyamızda vardır? 

Örneğin; Türkiye’de AKP’nin seçim esnasında kaybetme tehlikesi belirdiğinde, Amed’de seçim mitingine yerleştirip patlattığı bomba, terör eylemi açısından pürüzsüz değil midir? 

Ya Türkiye sol, sosyalist gençlerin Kürt hareketiyle buluşmasını önlemek için Suruç’ta patlatılan bombalara ne demeli? 

Dahası 7 Haziran seçimleriyle kaybeden AKP’yi 1 Kasım’da iktidara taşımak için Ankara’nın göbeğinde patlatılan bombalar, canlı bombalar? 

Bunlar sadece birkaç tane etkili eylem. Bu düzeyde etkili olmayan eylemleri de sıralamak mümkündür. Ancak söylemek istediğimiz esasta Erdoğan’ın vekâleten savaştırdıklarına ilişkindir. Hem Amed’de, hem Suruç’ta ve hem de Ankara’da bombaları çekenler, patlatanlar Erdoğan adına bomba çekip bomba patlatanlardı. Siyaset ile eylem arasında, söz ile eylem arasında bundan daha etkili bir bağ olabilir mi? 

Ya Avrupa’ya karşı kullanılan vekâlet savaşçılarına ne demeli? 

Avrupa ile pazarlık yapıldığında, Avrupa buna sıcak bakmadığında daha doğrusu Fransa Erdoğan’ın yaptıklarının karşısına çıktığında, Paris’te ve Charlie Hebdo’da patlayan bombaları herkes hatırlıyor, herkes biliyor. 

Paris ve Charlie Hebdo acaba nasıl ortaya çıktı? Kim bu vahşi eylemlerin talimatını kimlere verdi? 

Dahası Brüksel’de bombalar patlayacak demiş Erdoğan ve ardından hem de birkaç saat sonra Brüksel’in göbeğinde bombalar üzerine bombalar patlamıştır. 

Vekâlet savaşçılarını bu denli kendi siyasetinin hizmetine -hem de bu hızda- koyan kaç tane siyasetçi vardır acaba diye yeniden soruyoruz? 

Yok dersek herhalde yanlış olmayacaktır. Çünkü ısmarlama eylemler her zaman söylendiği andan itibaren gerçekleşemiyor, çoğu zaman gecikmeli ve çoğu kez hiç gerçekleşemeye biliyor. Bunu yazılan ve çizilenlerden biliyoruz. Ancak Erdoğan’ın söyledikleri anında pratikleşiyor. 

Demek ki, Erdoğan’ın çok güçlü bir örgütü vardır. Hem de canlı bombalarla dolu bir örgüt. Gözü kara bir örgüt. Erdoğan için her şeyi yapabilen bir örgüt. Evet, Erdoğan gerçek manada tam büyük bir tehlike. 

Bunun için Avrupalılara ve de Erdoğan’dan korkanlara diyoruz ki; Avrupa’da kendilerini patlatan, bombaların pimlerini çeken vekâlet savaşçılarını durdurmak istiyorsanız önce Erdoğan’ı durdurmanız gerekiyor. Önce Erdoğan ismindeki vekâlet savaştırıcısını durduracaksınız ki, bombalar patlamasın, ölümler olmasın, gerginlikler yaşanmasın... 

Sanıldığı gibi Erdoğan’a ve onun taklidi olan Davutoğlu’na tavizler verildikçe, paralar sunuldukça, görkemli karşılamalar yapıldıkça, mülteci korkusu diyerek yaptıklarına karşı sustukça vekâlet savaşçılarını Erdoğan size karşı kullanmasını hem de etkili bir şekilde koz olarak kullanmasını bilecektir.