
Halit ERMİŞ
Erdoğan 24 Haziran seçimlerine giderken anti Kürt politikası üzerinden yeni rant ve iktidar devşirmeye çalışıyor. Kandil, Şengal, Minbic diyerek, kapsamlı bir algı operasyonu yürütüyor.
Son günlerde havuz medyasını izleyenler, tüm Kürdistan fethedilmiş sanır. Bir zamanlar DAİŞ’in girdiği her yerde katliam gerçekleştirerek istila gerçekleştirdiği, gerçekleştireceği, bunu durdurmaya kimsenin gücünün yetmeyeceği algısı nasıl hakim idiyse, Erdoğan da yürüttüğü algı operasyonunda tam da bunu hakim kılmak istiyor. Ancak yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Irak ve Suriye’nin en büyük kentlerini önüne alarak katliamlar yapan, kafa kesen, barbarlık uygulayan DAİŞ nasıl Kobanê önlerinde bozguna uğrayıp baş aşağı gittiyse Erdoğan efsanesi de Kandil kapılarında aynı sonu yaşayacaktır.
Kandil’i; sivillerin, devletin tanklarına, toplarına karşı kendilerini savunduğu Cizre ile karıştırmak Erdoğan’ın asıl gafleti olacak. Murat Karayılan’ın geçtiğimiz gün Sterk Tv’de yayınlanan programda Lelikan’da yaşananlara ilişkin belirttiği şeyler dikkat çekiciydi. Karayılan, "şimdiye kadar onlarca Türk askerinin Lelikan’da öldürüldüğünü", söyledi. Oysa Türk devletinin, hükümet ve basınıyla kaç gündür Lelikan’da yaşananlara dair kahramanlık destanları dizdikleri hepimizce aşikar. Peki Kandil’de ne oluyor, ne olacak? Sanırım bunu tahmin etmek hiç de zor değil. Sınır hattındaki Zap’ta 2008’de ne olduysa aynısı olacak.
Lelikan’da kaç asker öldürüldü? Cenazeleri nereye götürüldü? Bu ölümler kamuoyundan neden saklanıyor?
Peki Kandil’de hava saldırılarının ardından Türk devletinin gerilla kayıplarına dair açıklamalarının kaynağı ne? Nasıl tespit ediliyor? Olmayan ölümler neden varmış gibi, hem de şişirilerek veriliyor? Bu algı operasyonunun amacı ne? Yetmiyormuş gibi buna Minbic’te hayali zaferine eklenmesine neden ihtiyaç duyuluyor?
Gerçek olan şu; Erdoğan-Bahçeli faşizmi girdikleri Lelikan’da büyük kayıplar veriyor. Ama bunu kamuoyundan gizliyorlar. Şimdi Kandil’e hava saldırısı gerçekleştiriyorlar, ki 20117’den bu yana aralıksız bu saldırılar gerçekleşiyor, bunu da Kandil tasfiye oldu, bitti gibi yansıtarak, manipülasyon yaratıyorlar. Son günlerde bu propagandanın yoğunluk kazanmasının sebebi seçimlerin yaklaşması.
Faşist blok sadece Kandil’le de sınırlı kalmıyor. Şengal’den Minbic’e bir efsane dolaştırıyorlar. Erdoğan’ın seçim meydanlarında siyaset ahlakından uzak beyanatları, her gün öldürdükleri insan sayısını haykırması kendi ölüm korkusundan ileri gelmektedir. NE KADAR ÇOK İNSAN ÖLÜMÜ O KADAR ÇOK İKTİDAR. Erdoğan’ın feraseti tamamen bunun üzerine kurgulu. Bu insanlar ise Kürt olmak zorunda.
İçte yaşadığı siyasi ve ekonomik çöküntüyü, dışarıda yaşadığı yalnızlığı ancak Kürt kanını daha fazla dökmekle tersine çevireceğini hesaplıyor.
Erdoğan’ın Kandil hesapları sadece Kandil’le de sınırlı değil, bütün güney Kürdistan’ı istila etmek istiyor. Her hangi bir Kürt kazanımı kendi hesaplarını alt üst ediyor. Kandil’i önce seçim malzemesi yapıp yeniden daha fazla iktidar sağlayacak, ardından tüm Kürt kazanımlarının tasfiyesinde kullanacak. Kandil hesapları bu kadar nettir. Ancak evdeki hesap Kandil’de gerçekleşir mi, onu da hep birlikte göreceğiz.
Bir diğer husus Minbic meselesi. Son kaç gündür bir Minbic zaferidir hükümet ve havuz medyasında bir efsane dolaşıyor. Bilmeyen, duymayan Türk devleti Minbic’i aldı sanır. Peki gerçek bu mu? Elbette değil. “Minbic’te askerlerimiz ABD askeriyle devriye gezmeye başladı” yönlü Erdoğan ve tayfasının beyanları Kıbrıs zaferi gibi sunuldu. Doğru devriye geziyor. Görüntüler basına yansıdı. Ama bu devriyeler zaten daha önceden Türk devleti tarafından işgal edilmiş Cerablus-Minbic sınır hattında dolaşıyor. Fakat şunu da bilmek gerekir. Erdoğan-Bahçeli faşizmi kesinlikle Minbic’i işgal plan ve hesapları yapıyor. Elinden gelse kesinlikle bugün Minbic’i işgal eder. Sadece Minbic de değil, tüm Suriye’yi işgal eder. Öyle, bölgeyi sahiplerine teslim etmek, barışı tesis etmek gibi bir dertlerinin olmadığını tüm dünya biliyor. Tüm bunlar sadece birer yalan propagandadan ibaret.
Gerçek olan ise Erdoğan’ın propagandasını yaptığı her şeyi yapmak. Çünkü kitabında işgal, zulüm, katliamdan öte hiçbir şey yok.