Aslı Zengin’in Metis Yayınları’ndan çıkan „İktidarın Mahremiyeti. İstanbul’da Hayat Kadınları, Seks İşçiliği ve Şiddet„ isimli kitabı, seks işçiliği yapan kadınların hayatlarını anlama çabasını teşkil ederken, başka bir tarafa daha odaklanıyor. Zira yazar, devleti, devletin aldığı şekilleri, devletin şiddetini ve bu şiddetin cisimleşerek nasıl bedenlerin, insan ilişkilerinin ve hayatların maddi ve hayali parçaları haline geldiğini görmek gerektiğini vurguluyor.
Fuhuş alanını „Eril devletin mahremi“ olarak nitelendiren Aslı Zengin, bunun ise devletin erkek vatandaşları için kurmuş olduğu bir mahremiyet olduğunun altını çiziyor.
Aslı Zengin kitabına temel olan araştırmanın amacını şöyle ifade ediyor: „Seks işçiliği yapan kadınların hayatlarını anlamaya çalışma çabası, devleti, devletin aldığı şekilleri, devletin şiddetini ve bu şiddetin cisimleşerek nasıl bedenlerin, insan ilişkilerinin ve hayatların maddi ve hayali parçaları haline geldiğini görmeyi gerektiriyor. Seks işçisi kadınların hayatlarına bakmak, aslında kendi hayatlarımıza da gözlerimizi çevirerek çoğu zaman kolaylıkla gözümüzden kaçan devleti görebilmeyi de mümkün kılıyor.“

Toplumdaki namus kodları
Yazarın alan çalışmasının sonucu olarak hazırlanan kitaptan dikkat çekici değerlendirmelerden biri şöyle: „Hayat kadınlığıyla dolaylı yoldan diğer bir karşılaşma ise erkeklerin çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi hikâyelerinde kendini gösteriyordu. Çoğumuzun bildiği gibi „milli olmak“ argoda erkekler için ilk cinsel ilişki deneyimini anlatan bir ifadeyken aynı zamanda „erkeklik“ ile imzalanan anlaşmanın en önemli maddelerinden biri. Türkiye’de toplumsal hayatta etkili olan namus kodlarını ve bu kodların kadınların cinselliği üzerinde kurmuş olduğu denetim ve baskı mekanizmalarını düşündüğümüzde, birçok erkek, hayat kadınlarını kendilerinin „milli olması“na yardımcı olan başat aktörler olarak görüyor. Hatta bazı çevrelerde geneleve henüz yolu düşmemiş gençler dalga konusu haline getirilip henüz yeterince „erkek“ olamadıkları için aşağılayıcı şakalara maruz kalabiliyorlar. Hayat kadınları bu gençlerin evliliğe adım atmadan önce cinsel „eğitimlerini“ tamamlamaları için tırmanmaları gereken bir basamak olarak görülüyorlar. Yıllar süren düzenli eğitimden sonra kazanılan bu bilgiler, toplumun „gerdek gecesi“ diye adlandırdığı eşler arasındaki ilk cinsel ilişki gecesinde kendini gösteriyor. Çoğu erkek için bu gece, bakire kızların cinsel deneyimsizliği karşısında kendilerini gösterdikleri bir meydan muharebesine dönüşebiliyor.“

Sessizliğin kırılması hedefleniyor

Yazar, „Sesin Mahremiyeti“, „Mekânın Cinselliği: Cinselliğin Mekânları“, ve „Şiddet ve İktidarın Cinsiyeti“ başlıklarını taşıyan üç bölümde aktardığı araştırmasının, seks işçilerinin feminist gündemde öncelik kazanmasına katkı sağlamasını, fuhuş üzerine yürütülecek feminist çalışmaları teşvik etmesini, bu konuyu kuşatan sessizliğin kırılmasını ümit ediyor.

1981 Samsun doğumlu Aslı Zengin, Boğaziçi Üniversitesi’nde Ekonomi okuduktan sonra, 2004-7 yılları arasında aynı üniversitenin Sosyoloji Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Yıllar içerisinde hem bağımsız hem de Amargi Kadın Akademisine bağlı olarak çeşitli feminist çalışmalarda bulundu. Halen Toronto Üniversitesi Antropoloji ve Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları ortak doktora programında çalışmalarına devam etmektedir. İlgi alanları arasında beden, toplumsal cinsiyet, cinsiyet, devlet şiddeti ve adalet çalışmaları yer almaktadır.

KADIN SERVİSİ