Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin (DÖKH) perspektifi ve bölgesel özgünlükler doğrultusunda kadın mücadelesini yürüten kadın örgütleri, yola çıktıkları andan bugüne oldukça önemli değişimler yarattı. 9 yıldır kadınlara hizmet veren Kardelen Kadın Evi de, kadına yönelik hak ihlallerine karşı mücadele ederken hem kadını hem de erkeği dönüştürme mücadelesi veriyor.
Kardelen Kadın Evi, 2005 yılında Amed'in Bağlar Belediyesi bünyesinde hizmete açıldı. Kadın sorunlarıyla ilgilenmek, kadınlara yönelik hak ihlallerine belediyecilik alanında mücadele etmek amacıyla kurulan Kadın Evi, DÖKH'ün bir bileşeni olarak, hareketin plan ve programı, politik perspektifleri dahilinde çalışmalarını yürütüyor. Bir yandan aile içinde, toplumsal alanda erkek egemen sisteme ve zihniyete karşı mücadele ederken, bir yandan da kadın mücadelesini güçlendirmeyi, yükseltmeyi amaçlıyor.

Özgünlüklere göre yaklaşım

Kurum çalışmalarını değerlendiren Kardelen Kadın Evi Koordinatörü Mukaddes Alataş, yaptıkları araştırma sonucunda Amed'de yaşayan her iki kadından birinin şiddete uğradığını tespit ettiklerini söyledi. Kadına yönelik şiddetin temelinde Kürdistan'da yaşanan çatışmalı ortamın yattığına dikkat çeken Alataş, "Çatışmalı bölge, kadın üzerinde şiddeti artırmaktadır. Diyarbakır'da en yoğun göç alan yer; Bağlar İlçesi'dir. Bağlar çok yoksul bir semt. Göçle beraber Kürdistan'da doku bozuldu. Bundan kadın ve çocuklar olumsuz bir şekilde nasibini aldı" diye konuştu. Alataş, birçok nedenin kaynaklık ettiği kadın sorunlarına karşı mücadele dinamiklerini yükseltmek amacıyla DÖKH'ün program ve perspektifi ile beraber, her bölgenin özgünlüklerini de sorunun tespiti ve çözümü noktasında göz önünde bulundurarak çalışma yürüttüklerini söyledi.


En büyük destek duygu paylaşımı

Evinden çıkmamış, bastırılmış, şiddet gören kadınların Kardelen Kadın Evi'nde sosyal aktivitelerde bulunmalarını sağlamak, mücadeleye sevketmek yoluyla hayatlarını anlamlandırmayı amaçladıklarını dile getiren Alataş, 9 yıldır birçok çalışma yürüttüklerini söyledi. Kurslara gelen kadınlarla daha önce kimseyle paylaşamadıkları aile içerisindeki sorunları konuştuklarını ve kadınların sorunlar karşısında destek istediklerini aktaran Alataş, ayrıca kadınların ihtiyaç ve taleplerine göre, psikolojik, hukuksal destek sunduklarını belirtti. Verdikleri hizmetler kapsamında kadın sığınma evi de açtıklarını belirten Alataş, sığınma evleri ile kadınları güçlendirerek yaşama dahil etmeyi amaçladıklarını vurguladı. Alataş, sığınma evlerinde kadınların yalnız olmadıkları, birlikte mücadele edecekleri hissini vererek, duygu paylaşımına gittiklerini dile getirdi. Alataş, sürecin ardından, kadınların tek başlarına sorunlarıyla başa çıkabilecek düzeye gelebildiğine dikkat çekti.

Her şey aleyhine ise öz gücünü oluştur

Kadına yönelik şiddetin evrensel olduğunu hatırlatan Alataş, şöyle konuştu: "Yasalar, kanunlar, güvenlik güçleri erkekten yana. Bu nedenle kadının özgücünü kendisinin oluşturması gerekir. Öz güç ve öz savunma ise ancak örgütlülükle sağlanabilir. Biz örgütlenmek için farkındalık eğitimleri gerçekleştiriyoruz. Bu eğitimlerde toplumsal cinsiyet rollerinin kadına yüklediği geri anlayışları, kadınlık, analık kavramlarını, günlük yaşamda kadınlık rollerini sorguluyoruz."

Sorgulama sokaklara taşırılacak

Zihniyet değişimlerinin yüzyıllar süren bir süreci kapsadığını dile getiren Alataş, Amed genelinde yürüttükleri ve 'Toplumsal Cinsiyet Ölçeği' adını verdikleri toplumsal alan araştırmasına ilişkin bilgileri de paylaştı. Araştırma kapsamında meclisler, kahvehaneler, belediye çalışanları ve kadın kurumlarıyla görüşmeler yaptıklarını anlatan Alataş, şunları aktardı: Elimize günlük ulaşan veriler üzerinde şunu farkettik: Meclisteki erkek ve kadının tutumuyla kahvedeki erkeğin tutumu arasında çok fark var. Çünkü meclisteki erkeğin hayatına parti dokunmuş, erkek de meclisteki ideolojik yaşama dokunmuş. Kısmi de olsa tutumlarında bir değişiklik olmuş. Fakat kahvelere baktığımızda toplumsal cinsiyet rollerinde değişim yok. Biz meclislerle beraber politik bir mücadele yürütüyoruz. Bunu yürütürken de kadın-erkek arasındaki uçuruma politik olarak karşıyız. 2014 yılında daha çok toplumsal cinsiyet rollerini sokakta karşılaştığımız herkese sorgulatacağız. 2014 yılında bütün gücümüzü bu zihniyet değişim-dönüşümüne vermek istiyoruz."

Erkek daha çok değişime muhtaç
Alataş, sorunlarla mücadelede kadınların örgütlenmesi kadar erkeklerin de bilinçlendirilmesinin, erkeğe atfedilen rollerin sorgulatılmasının ve dönüştürülmesinin önemli olduğunun altını çizerek; "Kadını güçlendiriyoruz ama geride kalan erkek şiddet yaratıyor. Dolayısıyla farkındalık yaratmamız gerekiyor. Bir mücadele varsa, bu mücadeleye onu da çekmek gerekiyor. Değişim ve dönüşüme kadından çok erkeğin ihtiyacı var. Kürdistan'da kadın zaten herşeyin çok farkında. Adım başında bir kadın kurumu, eylem, yürüyüş var. Bu nedenle Kürdistan'daki kadınlar, İç Anadolu'daki veya Karadeniz'deki kadından çok daha şanslı. Çünkü örgütlü mekanizmalarını oluşturmuşlar" diye konuştu.


GÜLŞEN KOÇUK/JINHA/AMED