
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu'nun büyük bir heyecan yarattığını belirten Bebek, sorularımızı yanıtladı.
Ermeniler, toplumun neresinde duruyor?
Ermeniler yaklaşık on yıl öncesine kadar hemen hemen toplumun hiçbir yerindeydi. Çünkü dışlanmış, ötekileştirilmiş ve sindirilmiş bir toplumdu. 1915 sürecinden sonra hakikaten köşeye çekilmişler. Fakat son on yılda yaşanan gelişmeler, özellikle de Hrant Dink cinayeti Ermenileri farklı bir yere getirdi. Son on yılda Türkiye'deki değişimler, Ermenilerin sesini biraz daha yükseltmesine yol açtı. Ermeniler şuanda kendi yollarını aramaya çalışıyorlar, genel olarak toplumsal barışı savunarak, kendilerini dönüştürmek istiyorlar, daha aktif bir konuma gelmek istiyorlar, iç sorunlarını çözmek istiyorlar. Ermeni toplumu eskiye oranla siyasette daha aktif bir konumda ve potansiyeli de olan bir toplum. Dolayısıyla ben Ermeni toplumunun geleceğini daha sağlıklı ve parlak görüyorum.
Ermenilerin geçmişe oranla daha örgütlü olduğunu söyleyebilirmiyiz?
Ermeniler kendi içlerinde yavaş yavaş örgütlenmeye çalışıyorlar, fakat bu çok kolay olmuyor. Sindirilmiş, bir tarafa itilip, ötekileştirilmiş bir toplumun birden bire ayağa kalkması kolay değil. Ama tabii ki de Ermenilerin talepleri var. Önemli olan bu talepleri, birleştirip ortak bir mücadeleyle yola devam etmek. Şuanda Ermeniler bunun için çaba gösteriyor.
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu'na yaklaşımınız ne?
Blok seçimde iyi işler yaptı ve bir sürü insanı heyecanlandırdı. Fakat önemli olan bu Bloğun ileriye taşınması. Nasıl taşınacak onu tartışmak lazım.
Geçmiş denemelerden sonra belirli bir birlikteliğe imza atmış Bloğun önemi nedir?
Bu sefer ki deneme aslında kritik bir deneme. Baktığımız zaman Bloğun avantajları da var, dezavantajları da. Bloktan, çeşitli kesimlerin verdiği toplumsal mücadeleler ortaklaştırılmasını, daha güçlü hale gelmesini, siyasette yeni bir kanal açmasını ve buradan Türkiye siyasetinde ağırlığı ve etkisi olsun isteniyor. Şimdi Bloğun ya da oluşturulacak Çatı Partisi'nin çeşitli handikapları oluşacak. Bloğa baktığımızda bir tarafta BDP var, diğer tarafta da onun dışındaki örgütler, Marksistler, sosyalistler, muhafazakarlar ya da farklı İslami unsurlar var. Bloğun içerisinde tüm bunlara baktığınızda da, buradan nasıl bir parti çıkacak, nasıl ortaklaşacaklar hakikatten ben de merak ediyorum. Eğer bir konu etrafında ortaklaşılabilinirse Türkiye'nin toplumsal dönüşüm ve toplumsal barışına çok etki olacak bir şey çıkar ortaya. Ama şimdiye kadarki deneyimler bunun çok kolay olmayacağını gösteriyor.
Neden çok kolay olmayacak?
Benim de daha önce içerisinde yer aldığım bu tür çalışmalar oldu. 2008'deki deneyimler var, ÖDP örneği var. Biz de bunu destekledik ama sonra gördük ki farklı kesimler bagajlarını bırakıp gelemiyorlar. Aynı parti içerisinde gene herkes farklı farklı yerlerde duruyor, ortaklaşma ne yazık ki olmuyor. En son Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin çalışmalarında bulundum, sekretaryasındaydım. Farklılıkları zenginlik olarak görmeliyiz diyoruz ama inanınki bunu içselleştirmiyoruz. İnsanlar kendi bagajlarıyla geliyor ve başka grupları etkisi altına almak istiyorlar. Böyle bir birliktelik olmaz. Çatı Partisini bekleyen tehlike de bu.
Bloğun seçim beyannamesinde, bahsettiniz noktada halkların ve toplumsal kesimlerin birlikteliğini karşılayacak bir nitelik var...
Var tabi. Kime sorulursa sorulsun aynı şeyi söyler zaten. Yani halkların kardeşliği, farklılıklarda zenginlik, toplumsal mücadele birleştirirsin diyoruz ama bunu uygulamaya getirdiğimiz zaman yapamıyoruz. Farklı siyaset kültürü ve siyaset dilini yaratamazsak yine biraraya gelemeyiz diye korkuyorum.
Farklı, bütünlüklü ve ortak dili oluşturmak için artık herkesin kendi önceliklerini ya da taleplerini birliktelik içerisinde eşit seviyeye getirmesinin zamanı gelmedi mi?
Tabi ki zamanı geldi. Toplumsal barış noktasında Türkiye'de emekçiler, solcular, etnik azınlıklar, Aleviler, Kürtler vs. herkes bu sistemden çekti, çekiyor. Şu anda Türkiye'de adı konulmamış bir savaş yaşanıyor. Her gün onlarca gencimiz ölüyor. Bu bile 'ya yeter artık' demenin zamanının geldiğini; birlikte olmamız ve toplumsal mücadelenin örgütlemesi gerektiğini gösteriyor.
Peki, siyasal liderlerde veya toplumsal grupların önderlerinde bu siyasal anlayış ve birikim mevcut mu?
BDP'ye baktığımız zaman seçimlere hazırlanışı, ortaya çıkardığı listeler, kurduğu birliktelik falan gerçekten çok olumlu. O Bloğu oluşturan partilerin liderleri de bunu istediler. Önemli olan bizim ortak bir yerde buluşmamız. Liderler de bu irade var. Son günlerde yaşananlarla birlikte bunu daha pozitif bir biçimde ortaya çıkacağını düşünüyorum.
Çatı Partisi, meclis ya da kongre şeklinde mi yapılanmalı?
Bu kadar farklılığın birarada olduğu bir parti olmaz. Meclis, bunun için uygun bir model. Bu meclisin Türkiye'nin öncelikli sorunları olan Kürt sorunu ve yeni anayasayı gündemine alması lazım.
Çatı Partisi oluşumu neleri değiştirir?
Bir kere biraraya gelme kültürünü oluşacak. Türkiye'nin de buna ihtiyacı var. Türkiye'de sol ve emekten yana düşünen demokrat insanların sayısı az değil ve çok büyük de bir potansiyel var. Bu insanları bir araya getirmek zaten başlı başına bir heyecan.
ÖMER ÇELİK - DİHA/İSTANBUL