Beşşar Esad ve Erdoğan’ı buluşturan ortak nokta Kürt karşıtlığı oldu. Bilindiği gibi Erdoğan, Esad için yapmadığı hakaret, söylenmedik söz bırakmadı. Suriye’nin kanlı bir girdaba sürüklenmesinin de öncülerinden birisi Erdoğan Türkiye’siydi. Erdoğan sınırlarını DAİŞ ve El Kaide gibi örgütlere açtı. Binlerce TIR silah ve malzemeyi bu güçlere aktardı. Milyonlarca Suriyelinin göçmen durumuna düşmesine yol açtı. Bu göçmenler üzerinden politika yaptı. Avrupa’ya karşı şantaj olarak kullandı vb.
Türkiye Esad’ın farklı çözüm arayışlarını sürekli baltaladı. Tüm politikasını Esad’ın tasfiyesi üzerine kurdu. Bütün bu karşı faaliyetleri, Suriye’deki savaşın ve yıkımın bilançosunu en iyi Esad yönetimi bilir. Türkiye’yi BM götürüp şikayetlerde bulundu. Türkiye bunları Esad sonrası kendisine yakın bir yönetim kurmak için yapıyordu. Referansı da Sünni İslam eksenli mezhepçi politikalardı. Esad düşmanlığının, rejimin hemen devrilmesinin temel hedeflerinden birisi de Kürt karşıtlığıydı.
Türkiye’nin Esad’la bu kadar keskin çelişkisi ve düşmanlığı yoktu. Demokrasi aşığı filan değildi. Esad’ı kardeş ilan etmişti. Türkiye, Kaddafi gibi Esad’ın kısa sürede gideceğini hesapladı. Öyleyse ben inisiyatif alayım, Suriye’nin dizaynında etkim olsun, dedi. Bir yandan mezhepçi yaklaşım bir yanda da Güney Kürdistan’daki gibi olası bir Kürt statüsünü engelleyeyim hesapları yaptı. Sonuçta hem Kürt hem de Esad karşıtlığı, düşmanlığıyla kanlı Suriye manzarasını dünyaya seyrettirdiler.
Türkiye yapacağı bütün kötülükleri yaptı ama ne Kürtleri durdurabildi ne de Esad’ı düşürebildi. Hesapları tutmadı. Şimdi Esad karşıtlığından vazgeçip Kürt düşmanlığında yoğunlaşıyor. Güney Kürdistan’da karşıtları olan İran ve Irak’la birleşip Kürtleri kuşattılar. Darbelemek için ortak hareket ettiler. Erdoğan ve Türk egemen milliyetçi-ırkçı zihniyeti bu dünyada en büyük düşmanı olarak Kürtleri görüyor. Öyle ki, Esad’la Kürtler karşısında birleşmek için bir an bile tereddüt etmiyorlar. Esad karşıtlığını bıraktılar, Kürtlere karşı ittifak yapmak için çalışıyorlar.
Erdoğan sözde Filistin halkını savunuyor! ABD’ye güya muhalefet yapıyor! “Kudüs İsrail’in başkenti olamaz” diyor. Mazlumların hak savunucusu rollerinde. Faşizmin ve ırkçılığın hiçbir kutsalı yoktur. Ölenler yoksul Filistin halkının çocuklarıdır. Türkiye gibi ülkeler onlar üzerinden rant devşirmeye çalışıyor. Erdoğan bir yandan Filistin’e sahip çıkmaya çalışırken bir yandan yoksul Kürt halkına karşı ordusunu seferber etmiş durumda. Kürdistan toprakları aralıksız uçaklar ve ağır silahlarla dövülmekte. Kürt katliamını ve düşmanlığını kamufle etmek için Filistin sorunundan ahlaksızca yararlanmaya çalışmaktadır.
Erdoğan her gün Kürtlere ağır hakaretler yağdırmakta, tehditlerinin ise bir sınırı bulunmamaktadır. Bunun nedeni tabi ki dünyanın Kürt halkını onların ellerine terk etmesidir. Filistin BM vb. götürülüyor ama ondan daha derin ve kapsamlı olan Kürt sorunu görmemezlikten geliniyor. Efrîn gibi bir şehir neden Türkiye’nin ağır tehdidi ve kuşatmasında olsun? Yasal ve uluslararası hukukta hiçbir karşılığı yoktur. Kendi halinde, kimseye zararı olmadan yaşamını sürdüren sakin bir şehir var ortada. Bir milyon ordusu olan Türkiye’ye Efrîn’in hiçbir tehdit oluşturmadığını bilmeyen mi var? Türkiye asla Suriyeli Kürtlerin bir statüsü olmayacak ve hiçbir uluslararası temsilde bulunmayacaklar, diyor. Türkiye hiçbir zaman DAİŞ ve El Kaide için böyle kayıtlar koymadı.
Suriye’de DAİŞ gibi güçler Kürtlerin direnişi öncülüğünde yenildiler. Kuzey Suriye’yi Kürtler ve ittifak yaptıkları demokratik Suriye güçleri kurtardı. Kürtler ve direnişleri, demokratik ittifakları aynı zamanda Esad’ı da kurtarmış oldu. Eğer Kürtler DAİŞ’le savaşmasaydı, Türkiye gibi bu güçleri destekleseydi Esad kaç gün ayakta kalabilirdi? Suriye’nin DAİŞ’in eline geçmemesini ve iktidarda kalmasını Esad esasında Kürtlere ve onların direnişine borçludur. Objektif durum buyken Esad neden şimdi Kürtleri karalayıp hain vb diyor? Bir süre önce Suriye dışişleri bakanı Kürtlerle sorunlarımızı diyalogla çözeceğiz, diyordu. Ne oldu ne değişti de böyle keskin bir dönüş yapıldı?
Suriye’nin Kürtlerle savaşta ve düşmanlıkta kazanacağı bir şey olmaz. Eski politikaları bugünkü Suriye’yi ortaya çıkardı. Suriye iç savaşını çıkaranlar Kürtler değildi. Kürtler bu politikaların hep mağdurları oldular. Kendi bölgelerini, Suriye’yi savunmak için binlerce şehit verdiler. Esad Kürtlere borçludur. Kürtler Suriye’nin birliğini savunuyorlar. Demokratik bir Suriye’de birlik içinde çözüm aranmalıdır. Esad Türkiye’nin kışkırtmalarına ve Kürt düşmanlığına alet olmamalıdır. Suriye’nin yeni kanlı girdaplara sürüklenmesine izin verilmemelidir.
Esad kendisine ve Suriye’ye büyük düşmanlık yapmış Türkiye ile birleşip mazlum Kürt halkına düşmanlıktan uzak durmalıdır.