Parmaklar ilk etapta kendilerinin kullanmadığını iddia etse bile BAAS’ı ve Esad rejimini işaret ediyordu. Suriye rejiminin kimyasal silah stokların sahip olduğu bilinmektedir.
Saddam rejiminin Halepçe’de kullandığı kimyasal silahların hammaddesi batılı devletler tarafından temin edilmiş, kimyasal bombaların yapımını ise Sovyetlerin kurduğu fabrikada Sovyet teknisyenleri tarafından yapılmıştı.
Esad rejiminin kimyasal silah stoklarıda Sovyet döneminden kalmadır. Sovyetler Birliği birbirlerine düşman iki BAAS rejimini kimyasal silahlarla donatmakta hiç bir sakınca görmemişti. Sovyet ideologlarına göre Ortadoğu’da “İleri Demokratik Düzen”, “Kapitalist Olmayan Yoldan Kalkınma” nasyonal Sosyalist BAAS rejimleri tarafından oluşturulacaktı.
Sovyet rejimi yıkıldı ama şımarık çocukları olan BAAS iktidar’ı halen Suriye’de hükmünü sürdüyor.
ABD ve mütefikleri Suriye muhalefetinin kırk parçalı olması, içlerinde El Kaide gruplarını da barındırması nedeni ile Suriye’deki Esad rejiminin yıkılmasına onay vermeye yanaşmıyordu.
Pusuda bekleyip iki yıl süren iç savaşta yüzbinlerce sivilin ölmesine göz yumuyordu. Guta’da kimyasal füzelerin ilk önce muhaliflerin süpürülmesi, sonrada bombardımanla imha edilmesi amacıyla kullanılması üzerine ABD ve mütefikleri yattıkları pusularından çıkıp 1991’deki 36. paralelin uçuşa yasak bölge ilan edilmesi gibi Suriye hava sahasını uçuşa kapatması yönünde adım atmaya başladılar. ABD Kreus füzeleri ile donatılmış dört savaş gemisini Akdenize gönderdi. İngiltere uçuşa yasak bölge oluşturulması, Suriye’ye müdahale için daha bir iştahlı. Fransa’da bu yönde bir karar alınması için henüz hareketli değil. Ancak büyük bir olasılıkla yapılacak bir müdahalede ABD’nin yanında yer alacak. Almanya’da müdahale olasılığına sıcak bakıyor.
Suriye’deki savaşta kimyasal silahların kullanılması ABD ve müteffiklerinin kırmızı çizgisi idi. Şimdi bekleyip göreceğiz bakalım bu kırmızı çizgi daha bir kızıllaşacak mı, yoksa giderek pembeleşecek mi?
Suriye’ye olası bir müdahalede veya uçuşa kapalı hava sahası uygulamasında Türkiye’de ABD ve müteffiklerinin yanında önemli bir rol alacak. 2003 Irak müdahalesinde olduğu gibi ikircikli bir tavır içinde olmayacak.
Kürtler ve özellikle Rojava’da (G.Batı Kürdistan) ülke savunmasında yer alan YPG olayları çok dikkatli bir biçimde izlemek durumundadırlar. Akdeniz’de suların ısındığı bir dönemde Kürtler ideolojik, ekonomik ve örgütsel çıkarlarını, reb bana hep bana hırslarını bir tarafa bırakıp hep birlikte ortak bir ulusal stareteji etrafında kümelenmek zorundadırlar. Aksi tavırda olanları ne tarih, ne de Kürt halkı af etmiyecektir.
Ortadoğu ısınıyor, Akdeniz ısınıyor, Suriye’deki BAAS rejimini, ikizi Irak BAAS partisi gibi tarihin çöplüğüne atmanın zamanı gelmiştir sanırım.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Irak ordu güçleri ile Peşmergeler arsında 45 gün süren Metina Savaşı, 28 Ağustos 1963 günü Kürtlerin zaferi ile sonuçlandı.
* 28 Ağustos 1998 tarihinde MED TV’de yapılan bir panele katılan PKK lideri Öcalan yeni bir tek taraflı ateşkes’in 1 Eylül 1998’den itibaren ilan edileceğini açıkladı.
* Melê A.Sıddık Turhallı 29 Ağustos 1992 günü terahvi namazından sonra evine giderken kontgerilla tarafından Diyarbekir’de öldürüldü.
* Yeni Politika gazetesi Bitlis muhabiri Seyfettin Tepe 29 Ağustos 1995 tarihinde gözaltında polislerce işkence yapılarak Kürt şehit gazeteciler arasına katıldı.
* 30 Ağustos 1988 tarihinde TC hudutlarını Kürdistan’ın Güney’inde Saddam’ın katliamından kaçan Kürtlere açtı.
* 30 Ağustos 1969 tarihinde DDKO ilk mitingini Ankara’da Dersim’de Pir Sultan Abdal piyesinin oynatılması sırasında çıkan olayları protesto etmek için yaptı.
* 31 Ağustos 1998 tarihinde 1 Eylül Dünya barış gününe katılmak üzere Ankara’ya gitmek için HADEP Zeytinburnu binası önünde toplanan kalabalığa polis saldırdı. Bu saldırıda HADEP Zeytinburnu gençlik kolları üyesi Zeynel Durmuş şehit oldu.