
OHAL ile birlikte cezaevlerinde tavan yapan işkence, hak gaspı ve sürgünler sürüyor. Bu duruma karşı çıkan tutsaklar, Türkiye’nin çeşitli illerine sürülerek, bir kez daha cezalandırılıyor. Hak ve özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlanmasına karşı çıkmak için birçok cezaevinde açıklık grevine giren tutsaklar hakkında da disiplin soruşturmaları açılarak, birer birer cezalar verilmeye başlandı.
Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Temizyüz, OHAL ile birlikte artan hak ihlallerini değerlendirerek, cezaevindeki baskı ve hukuksuzlukların İmralı’daki tecritle bağlantılı olduğuna işaret etti. Temizyüz, “OHAL ile birlikte F ve T tipi gibi bireyi izole eden, yaşamdan koparan bir anlayış geliştiriliyor. Tüm zindanlar İmralı sistemiyle aynılaştırılmak isteniyor” dedi.
Temizyüz, tutsakların en sık yaşadığı hukuksuzlukların başında avukatlarına ve ailelerine haber verilmeden yapılan ani sevklerin geldiğini aktardı. Temizyüz, maddi durumlarının kısıtlı olması nedeniyle görüşe gidemeyen aileler için sürecin daha zorlaştığını vurguladı.
Ailelere psikolojik işkence
Temizyüz, cezaevlerindeki sevklere ilişkin şöyle konuştu: “Daha önce tutukluların aileleriyle ayda bir defa görüş hakkı varken şimdi 2 ayda bir yapılabiliyor. Telefon etme haklarında bir kısıtlamaya gidildi. Kitap almak, havalandırmaya çıkarma konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Bunun yanı sıra çocuklarını görmeye giden ailelere, zorla çıplak arama, tacize varan uygulamalar dayatılıyor. Yine tutuklu ailelerinin diğer tutuklularla fotoğraf çekmesine izin verilmemesi, Türkçe bilmeyen ailelerin ‘Neden Türkçe bilmiyorsunuz?’ diye azarlanması büyük bir psikolojik işkencedir.’’
Ben Esat Oktay’ım, diyor
Türkiye’de 80’lerden bu yana yaşanan adaletsizliğin ve hak ihlallerinin hiç değişmediğini, artarak devam ettiğini vurgulayan Temizyüz, 80’lerde hapishanelere doluşturulanların çocuklarının şimdi tutuklandığını ifade etti. En son Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan bir olayı anlatan Temizyüz, tutsakların haklarının çok kısıtlı olduğunu, cezaevi yönetiminin tıpkı 80’ler döneminde Diyarbakır zindanlarında Esat Oktay Yıldıran tipi bir yönetimi benimsediğini söyledi. Temizyüz, cezaevi müdürünün, tutsaklara “Ben Esat Oktay’ım ve buraya sizin için geldim’’ dediğine dikkat çekti. n AMED