Ülkemiz yerel seçim sürecine ciddi biçimde girmiş durumda. 30 Mart 2014 yerel yönetim seçimlerini kazanabilmek için tüm partiler hummalı bir çalışma yürütüyor. Partilerin adayları peş peşe açıklanıyor. Doğal olarak büyük şehir adayları üzerine tartışmalar öne çıkıyor.

Kuşkusuz beş yıllık yerel yöneticileri seçecek olan 30 Mart seçimleri çok önemli. Çünkü demokratik yönetimin inşasında yerel yönetimler çok önemli bir yer tutuyor ve rol oynuyor. Yerel yönetimleri kazanan partiler halk kitlelerine daha yakın duruyor.
30 Mart yerel seçimlerinin önemi bundan da fazla. Çünkü ülkemizin siyasal haritasını ortaya çıkartacak. Bir tür siyasal referandum rolü oynayacak. Ülkemizin siyasal gidişatı 30 Mart yerel seçim sonuçlarına göre şekillenecek.
Bu nedenle tüm siyasal partiler 30 Mart yerel seçimlerine olması gerekenden daha fazla önem veriyorlar. Tabi ki BDP ve HDP gibi demokratik siyasi partiler de çok önem veriyorlar. Demokratik Çözüm Sürecinin yarattığı birikimi seçim başarısına dönüştürebilmek için yoğun çaba harcıyorlar. 30 Mart 2014’ten sonra ülkemizde demokratik siyasetin etkili olabilmesi için çalışıyorlar.
BDP ve HDP adına aday olacak demokrat adaylar da peş peşe açıklanıyor. Birçok yerde ön seçim yapılarak adaylar partililer tarafından belirleniyor. Her iki partinin ortak bir planlama dahilinde seçime girmekte oldukları ve böylece demokratik siyaseti etkili kılmaya çalıştıkları gözleniyor.
Peki bu partilerin ve genelde demokratik güçlerin yerel seçimlerde başarılı olabilmeleri için neler yapmaları gerekir?
Her şeyden önce çok ve örgütlü bir çalışma yürütmeleri gerektiğini belirtmemiz gerekiyor. Çünkü yerel seçimlerde hiç kimsenin çantada oyu yoktur. Oylar büyük çoğunlukla adaylara verilmekte ve esas olarak da çalışanlar kazanmaktadır. Bu nedenle çok çalışmak, birebir insanlarla ilişki kurarak çalışmak, demokratik yerel yönetim anlayışını kitlelere iyi anlatabilmek gerekir.
Bununla birlikte ikinci olarak da adayların doğru belirlenmesi çok önemlidir. Adayların bu işin ehli olan kişilerden seçilmesi, mümkünse yerel ve tanınan kişiler olması, ayrıca dürüst, adil, sözü ve davranışı net, kitlelere güven veren kişiler olması gerekir. Mümkünse adayların ön seçimle belirlenmesi tercih edilmelidir. Doğru aday seçimi kazanmanın yarısıdır.
Yerel seçimlerde başarılı olabilmek için demokratik güçler arasında yapılacak ittifaklar da önem taşımaktadır. Başarının üçüncü etkeni olarak da bu ifade edilebilir. İttifak sadece BDP ile HDP arasında olmamalı, başka demokratik parti, grup ve kişilerle de yerel düzeyde ittifak ve dayanışma içine girilebilmelidir.
Tabi yerel seçimlerde başarı getirecek diğer bir etken, belki de birinci etken “Eş başkanlık” sistemi olmaktadır. PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından gündeme getirilen ve önerilen eş başkanlık sistemi aslında yerel yönetimlerde gerçekleşen bir devrim niteliğindedir. Başta tam anlaşılamadığı için yeterince gündeme girmeyen bu sistem, şimdi önemli ölçüde anlaşılarak demokratik güçler tarafından benimsenmiş durumdadır.
Öncelikle bu sistemin hiç kimse tarafından açıkça eleştirilemediğini belirtmek gerekir. Çünkü bir yönetim açısından olabilecek en demokratik modeli ifade etmektedir. Bir kişi açıktan demokratik yönetime karşı olduğunu belirtmeden eş başkanlık modelini açıktan eleştiremez. Herhalde aklı başında olan bir kişi de demokrasi karşıtı olduğunu açıkça söylemez.
Eş başkanlık sisteminin mevcut yasalara göre olmadığını söylemek de fazla bir anlam ifade etmemektedir. Evet mevcut yasalara göre yasa dışı olmaktadır, fakat bundan dolayı siyasal iktidar yasal işlem yapamamaktadır. Çünkü eş başkanlık sistemi hiç kimsenin karşı çıkamayacağı kadar demokratiktir. Dikkat edilirse AKP’nin son sözde demokrasi paketine kadar BDP ve DTK’nin eş başkanlık sistemi yasa dışıydı, ama AKP Hükümeti hiçbir yasal işlem yapamadı. Dahası yasal işlem yapamadığı gibi, son pakette bu durumu yasallaştırmak zorunda kaldı.
Aslında eş başkanlık sistemi tüm kitle örgütlerinde ve yönetimlerinde uygulanması gereken bir demokratik sistemdir. Başta partiler ve yerel yönetimler olmak üzere tüm toplum yönetimlerinde uygulanması gerekir. Başlangıçta BDP’deki uygulamaya da uyum sağlama sorunu yaşanmıştır. Çünkü devrim niteliğindeki her büyük değişiklik, eski alışkanlıklarıyla yürüyen insanları sarsar. Fakat giderek eski alışkanlıklar aşılıp yeni benimsenir ve uygulanır.
Eş başkanlık sistemi, her şeyden önce yönetimi güçlü kılmakta, fikir ve uygulama olarak yönetimi zengin hale getirmektedir. Akıl akıldan üstündür diye bir söz vardır. Eş başkanlık sistemi yönetim alanında bu sözün gereğinin yerine getirilmesini ifade etmektedir.
Yine bu sistem kadın-erkek eşitliğini netçe sağlayan iyi bir yöntemdir. Şimdiye kadar kadın aleyhine eşitsizliği azaltabilmek için kadın kotası veya cins kotası uygulanmıştır. Fakat kota uygulaması ancak eşitsizliği azaltabilmiş, ama hiçbir zaman eşitsizliği ortadan kaldıramamıştır. Eş başkanlık sistemi eşitsizliği ortadan kaldırarak toplumsal yaşama ve yönetime kadının etkin ve aktif katılımını sağlayan tek yöntem olmaktadır.
Ayrıca yürütmenin etkinliği kadar denetimin etkinliğini de eş başkanlık sistemi en iyi sağlayabilir. Yerel yönetimlerin rantçılığa açık olması ve bu konuda halk tarafından da hep kuşkulu karşılanması nedeniyle denetim çok önemli olmaktadır. Eş başkanlık olursa denetim güçlü olur, temiz belediyecilik eksiksiz uygulanır ve kitlelerin yönetime güveni ve desteği artar.
Şimdiye kadar diğer alanlarda olduğu gibi yerel yönetimlerde de kadınların başarılı olamayacağı söylenirdi. Fakat geçen dönemde özellikle BDP’li yerel yöneticiler bu işi kadınların daha da başarılı yapabildiğini gösterdi. Şimdi eş başkanlık sisteminde kadınlar tüm yerel yönetimlerin başarılı ve temiz olmasını sağlayacak ve bunun güvencesi olacaklardır.
Bu nedenle başta BDP ve HDP olmak üzere tüm demokratik partiler yerel yönetimler için eş başkanlık sistemini esas almalı ve adaylarını bu temelde göstermelidir. Diğer rantçı partilerden farklı olduklarını bu biçimde açıkça göstermelidirler. Eğer böyle yaparlarsa hem seçimlerde başarılı olacaklar, hem de yerel yönetimlerde başarılı olacaklardır.