Almanya Gündemi


Dünya Türkiye’de Onur Haftası dolayısıyla İstanbul’da düzenlenmek istenen LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne polis saldırısını konuşurken, Almanya eşcinsel evliliklerin yasallaşmasını tartışıyor.

Aradaki fark elbette çok büyük. Türkiye’de eşcinsellik hala bir hastalık olarak algılanıyor. Cinsel yönelimler bir tercih olarak kabul görmüyor. Genel ahlak normlarına aykırılık üzerinden değerlendiriliyor. Gerçi günümüzde muhafazakar toplum yapısının en sevdiği şey itaattir. Dolayısıyla ahlak ölçüsü de, kabul gören normlara itaat ile şekilleniyor. Eşcinsellik günümüzde Türkiye’de çok daha fazla önyargılara maruz kalarak bir linç hali yaşıyor. Türkiye’nin insan hakları karnesinin eksilerde seyrettiği bir süreçte, Onur Haftası yürüyüşüne müdahale de, ayrıca şaşırtıcı bir sonuç değil.

Peki batı toplumları bu konuda Türkiye’den ne kadar mesafede. Elbette mesafenin büyük olduğunu söyleyebiliriz. Fakat eşcinsellik batı toplumlarında da henüz bir problem olarak algılanıyor. Cinsel tercih farklılıklarını anormal olarak etiketleyen önemli bir muhafazakar kesimin varlığını bu coğrafyada da es geçemeyiz. 

Almanya’da 25 Eylül tarihinde yapılacak genel seçimler öncesi, yıllardır gündeme gelen ama muhafazakar kaygılardan dolayı meclisten geçemeyen eşcinsel evlilikler tartışması yeniden alevlendi. Merkel, eşcinsel evlilikler konusunda mecliste grup kararı almayacaklarını, milletvekillerinin kendilerinin karar vereceğini açıkladı. Zira uzun bir süredir CDU/CSU eşcinsel evlilikleri reddediyordu. Merkel’in kendisi de eşcinsel evliliklere ve akabinde onların edineceği haklara pek sıcak bakmıyordu. Peki ne oldu da, böylesi bir açıklama yaptı Merkel. Bunun önemli bir nedeni de elbetteki yaklaşan seçimler. SPD, Yeşiller ve FDP, seçim sonrası kurulacak koalisyon hükümetinde, ortak olmanın koşullarından biri olarak eşcinsel evliliklerin yasal güvence altına alınmasını sundu. Bunu da bir yaptırım olarak gündemleştirdiler. Merkel bu tartışmanın önünü kesmek maksadıyla ani bir çıkış yaparak, “konuyla ilgili tartışmaların vicdani zeminde yürütülmesinden yana olduğunu” söyledi. Konu bu hafta Federal Meclis’te tartışılacak. Bu eşcinsellerin yasal hakları açısından önemli bir adım. 

Almanya’da eşcinsel evlilik yasal zeminde mümkün olmasa da, 2001 yılından bu yana “eingetragene Lebenspartnerschaft“ yani “kayıtlı hayat arkadaşlığı“ hakkı bulunuyor. Birlikte yaşamı düzenleyen bazı haklara sahip olunsa da, bu düzenleme evlat edinme ve evlilikle birlikte elde edilen vergilendirilme hakkını barındırmıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde yasal zeminde bu hak elde edilmiş durumda. Dünya üzerinde eşcinsel evliliklere yasal olarak izin veren ilk ülke Hollanda. Avrupa ülkelerinden Belçika, İspanya, Norveç, İsveç, Portekiz, Danimarka, Fransa, Lüksemburg, İzlanda, İtalya, Finlandiya, Slovenya, Birleşik Krallık ve İrlanda’da eşcinsel evlilik şu an yasal.

Politik çıkar çatışmalarından geçen bir karar olarak da algılansa, hala batı toplumları da dahil olmak üzere dünyanın her yerinde öteki olarak algılanan eşcinsellik haklarının yasalaşması önemli bir adımdır. Almanya’da varolan kısmi hakların kapsamının genişletilmesi önemli kolaylıklar sağlayacak. 

Erkek egemen aklın hakim olduğu ahlaki dogmalarla şekillenen toplum yapısında homofobi aykırılık değil de normal bir davranış olarak kabul edilir. Halbuki cinsel tercihteki farklılık, insani duygulardan arınmış bir hal değildir. Homofobik davranışların dışlanması ve eşcinselliğin normalleşmesi süreci de ancak haklarının yasal güvenceye alınması ile mümkündür. 

Eşcinsel evlilikler hakkında yasa tasarısı büyük olasılıkla Federal Meclis’ten geçecek. Muhafazakar kesimde tartışmalar sonlanmayacak elbet, fakat böylesi bir adım bugüne kadar büyük sıkıntılar yaşayan eşcinsel çiftlere büyük kolaylıklar getirecek.