Uygulamayı ORF Televizyonu'nda değerlendiren Avrupa Birliği Adalet Divanı Başsavcısı Prof. Paolo Menengozzi ise, yasağı "gereksiz" olarak niteledi. Kan vermek isteyenlerin cinsel kimliğinin özel bir tehlikeye yol açmadığını kaydeden Menengozzi, "Kan vermek isteyenlerin sağlıklı olması yeterli bir kriterdir" diye konuştu.
Kızılhaç Yönetim Kurulu Başkanı Eva Menichetti ise, ülkedeki 15.000 HIV virüsü taşıyıcısının 6.000'inin eşcinsel olduğunu savunarak, kan verme sırasında donörlerin HIV'li olup olmadığının tespit edilmesinin zor olduğunu, bu yüzden böyle bir yola başvurduklarını iddia etti. Menichetti, gelen yoğun şikayetler ve Fransa'dan bir eşcinselin AİHM'e yaptığı başvuru nedeniyle bu formun yakında kalkabileceğini de kaydetti.
Gazetemize konuşan Eşcinseller Derneği Başkanı Tom Hoffer ise, cinsel kimlikler söz konusu olduğunda demokrasinin rafa kaldığını belirterek şunları söyledi: "Hem derneğimiz için hem de Avusturya'da yaşayan eşcinseller için demokrasi yok. Kızıl Haç'ın formundaki soru, bizim için kabul edilemez. Bu yasaktan dolayı istesek de bünyemizdeki kanı bağışlamaya gidemiyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu konudaki kararını bekliyor ve eşcinseller açısından olumlu bir karar olmasını umuyoruz."
Geçtiğimiz günlerde Fransa'da da bir eşcinsel benzer bir ayrımcılığa maruz kalmış; konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşımıştı. AİHM'in bir ay içinde dosyayı sonuçlandırması bekleniyor.
OSMAN YILDIRIM/VİYANA