Şengal'e 3 Ağustos 2014 yılında saldıran DAİŞ çetelerinin alıkoyduğu binlerce kadın hala köle pazarlarında satılmaya devam ediyor. Şengal'e bağlı Koço köyüne saldıran DAİŞ çetelerinin 3 çocuğuyla beraber aylarca alıkoyduğu 35 yaşındaki A.S., artık özgür. DAİŞ'in elinden bir ay önce kurtulmayı başaran A.S., şimdi ise ailesi ile birlikte Şengal dağlarında yaşadığı travmayı atlatmaya çalışıyor. A.S. esir günlerini anlattı. 


'Size bir şey yapmayacağız demişlerdi'

Çetelerin Koço köyünü işgal ettikleri zaman beyaz bayrak kaldırdıkları taktirde onlara birşey yapmayacaklarını belirttiklerini ifade eden A.S., "Muhtarımıza, "Evinizden çıkmayın, ikindi vakti gelip bir kahvenizi içeceğiz dediler. Ebu Hamza adında biri geldi muhtarımızla konuştu. 'İşinizin başına dönün, size bir şey yapmayacağız. Birkaç gün içinde Şengal'e girelim, o zaman siz de Şengal'e gidebilirsiniz ama şimdi köyünüzden çıkmayın' dediler. Sonra tekrar geldiklerinde Müslüman olmamızı istediler. Muhtarımız; 'Bakın, etrafımızın hepsi Müslüman ve şimdiye kadar bir şey olmadı. Biz kendi dinimize göre yaşayalım, siz kendi dininize göre' dedi. Yarına kadar bir cevap vereceklerini söylediler ve ertesi gün gelip bize Êzîdîlerin affedildiğini, kendi dinimizde kalabileceğimizi söylediler. Buna çok sevindik. Muhtarımız da tüm mal ve mülkümüzü onlara vereceğimizi, köylerini terkeden Êzîdîlere ulaşmamız için bize izin vermelerini istedi. Bize üç gün sonra haber vereceklerini söylediler ancak gelmediler" diye anlattı. 


'Onlara ne olduğunu halen bilmiyoruz'

"Sonraki günlerde öğlen yemeği yediğimiz bir anda köyü kuşattılar. Çok kalabalıklardı. Her damda iki üç kişi, her kapı önünde bir kişi vardı. Arabalar, doçkalar ve iki tır geldi" diye saldırı gününü anlatan A.S., çetelerin nüfus cüzdanlarını alıp bütün köy sakinlerini okulda topladıklarını aktardı. A.S., "Ortaya bir battaniye indirip tüm paralarımızı, altınlarımızı bunun üstüne bırakmamızı, üst aramasında kimin üzerinde bir şey çıkarsa elinin kesileceğini söylediler. Sonra da 'telefonlarınızı bırakın' dediler. Okul iki katlıydı. Kadınları üst kata çıkardılar. Erkekleri ve genç ve yaşlı kadınları ayırdılar. Önce erkekleri arabalarla götürdüler. Onlara ne olduğunu halen bilmiyoruz. Daha sonra kadın ve çocukları araçlara doldurup Şengal'e götürdüler. Bizi dağa götürüp bırakacaklarını sanıyorduk. Akşama kadar orada kaldık. Saat 8.00 olunca 13-15 yaşındaki çocukları ayrı bir yere koydular. Kız çocuklarını Musul'a, erkek çocuklarını ise Tıl Afer'e götürdüler. Bizim gibi çocuklu kadınları ve yaşlı kadınları orada bıraktılar. O akşam orada yattık. Ertesi gün yaşlı kadınları da götürdüler. Onlara ne yaptıklarını bilmiyoruz. Saat 10.00'da ise kalanları da Tıl Afer'e götürüp bir okula koydular" dedi. 


'Esir Yahudi kadınlar da var'

Til Afer'deki okulda yaklaşık 20 gün kaldıklarını söyleyen A.S., "Buradaki koşullar çok kötüydü. Çocuklar ölmek üzereydi. Her gün gelip bizi oradan çıkarmak istiyorlardı, ancak biz diğerlerine ne yaptıklarını söylemedikleri sürece çıkmayacağımızı belirttik. Daha sonra bizi sopalarla dövüp dışarı çıkardılar. Arabalara bindirip Til Afer'de çok eski iki köy olan Kesip Mihrap ve Kızılqiro köylerine götürdüler. Burada her 4-5 aileyi bir eve yerleştirdiler. 3 ay burada kaldık. Oradan 'Sizi Suriye'ye sattık' diyerek, Rakka'nın bir mezrasına götürüp daha sonra Humus, Şeddadi, Hol gibi şehirlere dağıttılar" diye anlattı.

"Suriye'de Êzîdî kadınlarının satılmadığı şehrin kalmadığını ifade eden A.S., sıklıkla kura çekilerek satıldıklarını söyledi. Rakka'ya yaklaşık 400-500 kadın grubuyla birlikte götürüldüklerini belirten A.S., "Kadınları cariye olarak alıyorlar. Her birinin birkaç cariyesi var. En son esir olarak satıldığım Şeddad bölgesinde yaklaşık 40 esir Yahudi kadın da vardı. Suriye'nin bir köyünden getirmişlerdi" diye belirtti. 


'Kuran'ı ezberledim, kurtuldum'

A.S., "Beni yaklaşık 44 kişinin olduğu bir doçka yapım merkezini andıran bir yere sattılar. Burada bir süre kaldıktan sonra bölgenin bombalanmasıyla beraber beni satın alan adam da öldü. Bunun üzerine amcasının oğlu satın aldı. Onun evli olduğu kadın Hasekêli bir Kürt'tü. Adam Kuran'ı ezberlemem karşılığında beni özgür bırakacağını söyledi. 'Dediklerimi yaparsan sorun çıkmaz, yapmazsan seni satarım' diyerek beni tehdit etti. Ben de Kuran okudum, ezberledim, salavat çektim. Sonra beni azad etti" dedi. A.S., çetelerin kadına özgürlük anlayışının ise, kadına sadece çarşıya çıkabilme fırsatını tanıma anlamını taşıdığını söyledi. 


'Oğlumu zorla savaşa götürdüler'

Esir olduğu süre boyunca iki çocuğunun yanında olduğunu, fakat bir oğlunun ise hala onların elinde olduğunu kaydeden A.S. sözlerine şöyle devam etti: "Oğlumun beynini yıkıyorlardı. Arada bir yanıma geliyordu; 'beni cepheye götürüyorlar, adım artık Ebu Casım' diyordu. Çarşıda dolaşmaya başladıktan sonra internet kafede Duhok'taki aileme ulaştım. Ailem bir araba ayarladı ve ben de belirlenen yere gittim. Çarşaflı olduğum için çok dikkat çekmedim. İki oğlumu da kurtardım, fakat diğer oğlum hala onların elide. Çocuklara zorla din dersleri veriyorlardı. Büyük oğlum ziyaretime geldiğinde 'size ne yapıyorlar' diye sordum. Sürekli din dersleri verip savaşa götürdüklerini söylüyordu. Şimdi de Girê Sipî bölgesine götürmüşler. Oğlumu orda zorla savaşa koyuyorlar." 


'PKK'den korkuyorlar'

Çetelerin PKK'nin olduğu bölgelerden korktuğunu anlatan A.S., "Özellikle kadın arkadaşlardan çok korkuyorlar. 'Onlar erkeklerden daha güçlü, çok iyi kanas kullanıyorlar' diyorlardı. Eskiden 'bir yere gireceğiz', deyince orayı alıyorlardı. Ancak bu son süreçte çok zayıfladılar ve gerilediler, eski güçleri kalmadı. Şimdi yalnızca kendilerini patlatıyorlar. Bir bölgenin ellerinden çıkacağını anladıkları zaman birkaç kişi kendini patlatıyor ve öyle ilerlemeye çalışıyorlar. Bir keresinde Şeddad'ı boşaltıp Hasekê'ye gitmişlerdi. Geldiklerinde 'PKK var başaramadık' dediler" diye konuştu.


'Kadınların sesini duyun'

Çetelerin ellerinde hala çok sayıda Êzîdî kadının esir olduğuna dikkat çeken A.S. son olarak, "Birçok Êzîdî kadın okuma yazma ya da Arapça bilmiyor, bu nedenle kaçmak için yol bulamıyorlar. Aileleriyle irtibata geçemiyorlar, çünkü numaraları bilmiyorlar. Kadınların sesini duyun ve onları kurtarın" çağrısında bulundu.


TUÐBA AKYILMAZ/JINHA/ŞENGAL