
Aydınlar, BDP heyetinin Öcalan’la gerçekleştirdiği görüşme ve ardından yaptıkları “Devletin elinde tutsaklar var, PKK’nin elinde de tutsaklar var. PKK elindeki tutsaklara iyi davranmalı. Umarım en kısa zamanda ailelerine kavuşurlar” şeklindeki açıklamaya ilişkin görüşlerini DİHA’ya anlattı. Türkiye Barış Meclisi Dönem Sözcüsü Hakan Tahmaz. Öcalan’ın yeni bir yol haritası üzerine çalıştığının kamuoyu tarafından bilindiğini hatırlatarak, “Bu görüşmeye ilişkin yaşanmış tartışmaların yarattığı olumsuzluklar ayrı bir konudur. Ama görüşmenin gerçekleşmiş olması ve önümüzdeki süreçte açıklanacak olan yol haritası sürecin nereye doğru evrilebileceğine dair çeşitli emareler sunacak. Bu açıdan tarihi bir öneme sahiptir. Tabi bunun tarihi öneme sahipliğinin karşılığı nedir? Bu süreç hükümetin nasıl yaklaşım içerisinde olacağını da bize gösterecek. Daha önce bildiğimiz gibi Öcalan’ın bir yol haritası vardı. O yol haritası yokmuş gibi davranıldı ve süreç başka bir yana evrildi” diye konuştu.
İnisiyatif Öcalan’da
“Öcalan’ın PKK’nin alıkoyduğu askerler ve sivillerle ilgili çağrısı ve PKK’li ya da KCK’li Kürt siyasetçi tutsaklara yönelik ifadeleri önemli” diyen Tahmaz, şunları belirtti: “Bu süreçte Öcalan inisiyatifin kendisinde olduğunu gösterdi. Çünkü ‘buyurun ben bir adım daha atıyorum’ dedi. Bu cesareti gösterdi. Şimdi bakalım 4. Yargı Paketi’nde ona denk düşecek cesaretli bir çıkış, yani tutukluların bırakılması, terörle mücadele konseptinin değiştirilmesi gibi adım atılıp atılmayacağı da hükümetin soruna nasıl yaklaştığına dair bize işaret verecek. Biz bir çırpıda tutukluların bırakılması gibi bir genel af gibi bir şeyden söz etmiyoruz. Ama Öcalan’ın yapmış olduğu çağrıya bir nevi siyasi jest diyelim, hükümetin nasıl yaklaştığı burada ortaya çıkacak.”
Karşılıklı serbest bırakılmalı
Yazar ve çevirmen Necmiye Alpay ise “rehineler” açıklamasına ilişkin şunları belirtti: “Öcalan herhalde devletin elindeki rehinelerle ‘KCK’ adı altında tutuklanan siyasetçileri kastediyor. 10 bin civarında silahlı olmayan sivil siyasetçi içeride tutuluyor. Öcalan ‘devletin elindeki rehineler’ diyor, çünkü çok da hukuka aykırı bir şekilde içeride olan siyasetçi insanlar bunlar. Öcalan’ın rehine demesi çok şaşırtıcı olmasa gerek. Bundan başka rehine var mıdır onu bilemem.” Albay, ideal olarak karşılıklı olarak rehine konumunda olabilecek herkesin serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.
“Bu süreç içinde her iki taraftan olanların bırakılması sürece olumlu katkı sağlar” diyen Alpay, ‘KCK’ adı altında tutuklananların bırakılmasının genel af anlamına geleceğini vurguladı. Alpay, genel affın Türkiye’de, yaşanan süreçte bir ihtiyaç olduğunu söyleyerek, “Devlet iki yanlı bir politika yürütüyor. Bu iki yanlı politikadan bir yanımız umutlanıyor. Beklentilerimizin şu an çözümlemesi gereken kısmı karşılık bulmuş değildir. Hatta bazı beklentilerimiz geriledi. Örneğin, 4. Yargı paketiyle ilgili Cemil Çiçek’in ‘sınırlı tutacağız’ şeklindeki açıklaması beklentileri geriletiyor” dedi.
Barış dili kullanılmalı
İmralı görüşmelerinin hükümeti bir sorumluluk altına soktuğunu ifade eden Alpay, ‘’Madem bir siyasi irade ortaya konuldu, bunun gerçekleştirilmesini isteme hakkına sahip olmuş olduk” diye belirtti. Albay, barış dilinin yakalanmasının önemine vurgu yaparak, ilk şartının doğruların söylenmesi olduğunu hatırlatan Alpay, “Barış süreçlerinde kullanılan dile dikkat edilmelidir. Hakaret etmemek, gerçeği çarpıtmamak, karşılıklı olarak saygı göstermek, anlamaya çalışmak, bir de en önemlisi ise bazı şeyleri yok gibi göstermemek gerekir” şeklinde konuştu.
AKP’nin projesi yok
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Maya Arakon, “tutsaklar” konusuna ilişkin, “Benim anladığım kadarıyla burada eşit muhataplık düzeyi yaratılmaya çalışılıyor. Eşit muhatap yaratılma uğraşı müzakereler açısından tabi ki önemlidir” dedi. Ortodoğu’daki gelişmelere dikkat çeken Arakon, “Türkiye bölgede bir güç olmak istiyorsa kendi içinde Kürt sorununu çözmelidir. Bunu ancak barışçıl bir yöntemle çözebilir” diye konuştu. “Sabırlı olmak lazım, iki tarafın da soğukkanlı davranması gerekir” diyen Arakon şu uyarıyı da yaptı: “Paris’teki suikastta gördük, her an pamuk ipliğine bağlı bir süreç var.”
Arakon, çatışmasızlık ortamının sağlanmasının önemine de vurgu yaparak, AKP’nin bir projeyi ortaya koyması gerektiğini belirtti. Arakon, ‘’Hükümet daha sonraki süreçte ne yapacağını kestiremiyor olabilir. AKP’nin elinde somut bir proje yok şu an. Öcalan ile MİT’le bu süreç konuşulmuştur. Hükümetin eline somut veriler geçtikçe umarım barış diliyle bir yol çizecektir. PKK nihayetinde uzaydan gelmiş bir unsur değildir. Buradaki insanların çocukları ve bu insanlarla organik bağı var. Bunun gözetilmesi gerekir” diye belirtti.
Onurlu bir barış
Bunun öncesinde Türk kamuoyunun barış fikrine alıştırılmasının gerekliliğinin altını çizen Arakon, “Barış hemen yarın olacak diye bir şey yoktur. İki taraf için de onurlu bir barış diyorum” diye konuştu. Türkiye’de barış isteyenlerin çok ama örgütsüz olduğunuu ifade eden Arakon, “Türkler, Kürtler kadar bir siyasi bilinçle bu acıyı yaşamadı. Kürtler ne için savaştığını bilerek, ancak büyük oranda Türkler niçin savaştığını bilmeden öldü. İki tarafı da kırmadan dökmeden yaşananların anlatılması gerekir” şeklinde konuştu.
D İHA/AMED