
DTK'nin İnanç Komisyonu'nun Amed'de hafta sonu gerçekleştirdiği Kürdistan İslam Konferansı'nın sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgeyi okuyan BDP Amed Milletvekili Altan Tan, 150'yi aşkın Müslüman alim ve aydınla 1. Kürdistan İslam Konferansı'nı gerçekleştirdiklerini ifade ederek, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Mezopotamya başta olmak üzere tüm İslam ümmetini oluşturan farklı halk ve kültürlerin bulunduğu coğrafyalarda dini, mezhebi, etnik ve sınıfsal sorunların masaya yatırıldığını aktardı. Tan, "İslam'da haklar-özgürlükler ve toplumsal barışın yeri", "İslam'da ümmetçilik ve kavmiyetçilik", "İslam'da siyaset, devlet ve iktidar" ile "İslami açıdan Kürt meselesi ve çözümü" konularını tartıştıklarını belirtti.
Ümmet içinde eşit statü
İslam ümmetinin birer parçaları olan Kürtler, Türkler, Araplar ve Farsların kendi aralarındaki sorunların çözümünde müzakereyi, istişareyi esas almaları gerektiğini ifade eden Tan, "Konferansımız İslam ümmetini oluşturan hiçbir kavmin diğer bir kavim üzerinde üstünlük kurma hakkının olmadığına, bu minvalde Ortadoğu coğrafyasında yaşayan tüm kavimlerin sahip oldukları etnik, dilsel ve kültürel haklara Kürt halkının da sahip olması gerektiğine inanmaktadır. Egemen devletlerin, zulmedenlerin, ezilen mazlum halkların hak taleplerini reddi ve inkarını meşrulaştırmada ümmetçiliğin bir araç olarak kullanılmasını reddetmekte, İslam ümmetinin parçası olan her milletin kendi coğrafyasında eşit statü talebinin meşruiyetini kabul etmektedir" dedi.
Barış Komisyonu kurulacak
Tan, Kürt sorunu başta olmak üzere dini ve toplumsal sorunların çözümü için alim, aydın ve kanaat önderlerinden oluşan bir Barış Komisyonu kurulması kararına varıldığını aktararak, "Bu komisyon aciliyet arz etmesi nedeni ile devlet, hükümet ve PKK başta olmak üzere tüm tarafların nezdinde girişimlerde bulunması ve Kürt sorunun müzakere yöntemi ile çözümü için çalışmaları başlatmayı hedeflemektedir" diye belirtti. Kürdistan'da İslam Konferansı'nın daimi bir kurum haline dönüştürülmesi için tüm Kürdistan parçalarında geniş katılımlı ikinci bir konferansın düzenleme kararı alındığını da duyuran Tan, şunları söyledi: "Başta Kürdistan coğrafyası olmak üzere tüm İslam coğrafyasında sivil halka yönelik katliamların adalet temelinde hesabının sorulması ve adaletin yerini bulması için çaba sarf edecektir. Konferansımız ortak bir karar ile Kürdistan coğrafyasında yaşayan tüm farklı etnik kimliklerin, dillerin ve inançların birbirleri ile münasebetlerde barış, karşılıklı tanıma ve saygı temelinde bir yaklaşım içerisinde bulunmalarını istemektedir."
AKP Hükümeti zalimdir
Konferansa katılan din alimleri, giderek şiddetlenen savaş ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecritten sorumlu tuttukları AKP Hükümeti'ne de sert eleştirilerde bulundu.
MAZLUM-DER Genel Yönetim Kurulu Üyesi Sabiha Ünlü: Hakikatten AKP'nin politikaları, İslam'ı bilmeyenler açısından sarsıcıdır. Ki İslam dininin, bu günkü hükümeti uygun görmediğini onaylamadığını biliyoruz. İnsanları İslam'dan uzaklaştırıyor.
İstanbul Din Adamları Yardımlaşma ve Yardımlaşma Derneği (DİAY-DER) üyesi Mele Ekrem Boran: Görüyoruz; dört parça Kürdistan'da kendilerine Müslümanım diyen yöneticiler, Kürt halkını katlediyor. En son Roboskî'de meydana gelen katliamı, dini kullanıp üç maymunu oynayan ve kendilerine Müslümanım diyen ne cemaat ne de tarikatlardan tek bir kınama görmedik. Bu İslamiyet çizgisi değil.
Mele Mehmet Yılmaz: Artık isteğimiz odur ki bu savaş dursun. 400 günü aşkın bir süredir Sayın Abdullah Öcalan üzerinde tecrit var. O insan eline bir silah alıp bir insanı dahi öldürmemiş. Biz onun şahidiyiz. O insan masumdur ve O herkesten daha masumdur. Bu davada kendi halkına kendi çevresine kendi diline sahip çıkan biridir.
Mele Eroğlu: Artık bu halk huzur ve özgürlüğünü istiyor. Hukuku istiyor. Fakat zorbalık ve despotluk dayatılır ise bu halka savaş dayatılırsa, bu halkta kin ve nefret tohumları daha da yeşertilir. Diğer yandan 400'ü aşkın gündür tecrit altına alınan Sayın Öcalan'ın bir halkın önderi olduğu unutuluyor. Temennimiz odur ki hem Öcalan hem de diğer tutuklular bir an önce özgürlüğüne kavuşur.
İzmir Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (İDAY-DER) Başkan Yardımcısı Mehmet Doğan: Bugün Kürt halkı Müslüman olduklarını iddia eden Arap ve Türk milliyetçileri tarafından katlediliyor. Kendine Müslüman diyen fakat İslam dinine aykırı davranan bir kişinin Allah katında işi zordur. AKP'lilerin de durumu bundan farklı değil.
Mardin DİAY-DER Başkanı Mesut Çelik: Öncelikle Sayın Abdullah Öcalan bizim için Allah katında dosttan da öte bir dosttur. Üzerindeki tecrit ise, Nebi Yusuf'un akıbetidir. 410 günü aşkın süredir tecrit altında tutulan bu insanın fikir ve düşünceleri dünya ülkeleri ve liderleri tarafından yakından takip ediliyor. Eğer Allah’ın dostu olmamış olsaydı, Allah-u Teala bu özellikleri ona bahşetmemiş olsaydı orada bu kadar durması mümkün olmayacaktı. Diğer yandan AKP'nin uyguladığı bu tecridin manası küfür, zor ve zulümdür. Sorun talan etmekte, öldürmekte ve savaşta değil. Çözüm hak dağıtmaktadır.
AMED