Bir buçuk asırdır var olan Narlıdere Cemevinde, Tahtacı Türkmen Alevilerin geçmişten bugüne kullandığı tarım aletlerinden giysilere, mutfak eşyalarından beşiklere kadar birçok kültürel motif sergileniyor.
Tahtacı Türkmen Alevilere ait neredeyse bir buçuk asırlık var olan cemevinde Tahtacı kültürü, gelenek ve görenekleri yansıtılıyor. Geçmişte kullanılan tarım aletleri, mutfak eşyalarının sergilendiği kültür evinde günümüzde hala kullanılan yöresel elbiselere de yer verilmiş. Kültür evinde sergilenen her şey adeta geçmişten geleceğe bir köprü kuruyor ve gelecek nesillere birer miras olarak bırakılması isteniyor.
Pirha’dan Semra Acar’ın haberine göre Narlıdere Kültür Evi, Narlıdere’ye yerleşen ilk Tahtacı Türkmen Alevilere ait neredeyse bir buçuk asırlık cemevinde bulunuyor. Tahtacı Alevilerinin kutsal mekanlarından olan Hızır dedenin mekanı olan bu cemevi 1874 yılında inşa ediliyor.
Yerleşik hayata geçince inşa ediliyor
Tahtacı Türkmen Alevilerinin inanç, gelenek ve göreneklerinin sergilendiği Narlıdere Kütür Evi’nde bulunan cem odası inanç kurulu dedelerinin kararıyla dizayn edilmiş. Kültür evinin hemen girişinde bulunan kadın erkek figürleri ise Tahtacı Alevileri simgeliyor. Üst katta ise bir kadın ve erkeğin birlikte odun kesme figürüne yer verilmiş. Göçebe yaşayan Tahtacı Aleviler doğada odun keserek hayatlarını idame ediyorlar. Hayatın her aşamasında kadın ve erkeğin birlikte bulunması kadın erkek eşitliğini simgeliyor. Çilehane, çeyiz ve giysi odası, mezar odası, mutfak eşyaları ve fotoğraf odası ile geçmişten geleceğe adeta bir köprü kurulmuş. Kültür Evi’nin dizaynını yapan ve orada görevli olan Tahtacı Türkmen Alevi Merih Ünsal Tahtacı Türkmen Alevilerine ilişkin şunları dile getiriyor:
“Ege bölgesine gelen boyumuz önce Nif Dağları’nda yaşıyor. Daha sonra Kızıl Dağın eteklerinde yaşıyor. Zaten göçer bir toplumuz. Obalar halinde yaşıyoruz. Oradan da 16 çadırlık obamız ile Narlıdere’ye iniyoruz. Narlıdere’ye inen 16 obanın içinde Pirimiz Dur Hasan Dedenin torunu Hızır dede olduğu için burası ocak merkezi oluyor. Yerleşik hayata geçtikleri için bir toplanma yeri (cemevi) yapma gereği duyuyorlar. Gelen yardımlarla bu cemevi yapılıyor. Salon taşlarının Malta’dan geldiği biliniyor. İki odamızda mürşitlerin kaldığı biliniyor.”
Musahibi olmayan giremez
Cemlerde kadın ve erkeğin aynı yerde ibadet ettiğini vurgulayan Ünsal, Tahtacı Türkmen Alevilerinin cemlerine musahibi olmayan kimsenin giremeyeceğini söyledi. Ünsal, Tahtacı Alevilerde ceme giren kadınlar yöresel kıyafeti olan değreleriyle, erkeklerin ise kemerbestlerini bağlayıp, başlarına poşu takarak ceme girdiklerini ifade etti.
Değreler ölümlük kefen
Ünsal, çeyiz ve giysi odasında sergilenen Tahtacı Türkmen Alevilerinin yöresel kıyafeti olan değrelerini anlattı. Ünsal; “Değrelerimiz çok önemli. Bu yöresel özel ve kutsal giysimiz. Biz buna değre diyoruz. Bu neden özel ve kutsal. Bizim baş bağlama dediğimiz bir geleneğimiz var. Kaynana tarafından geline diktiriliyor bu giysi. Sonrasında düğünün hemen ertesi günü bu geline giydirilir. Kaynananın gelinine ‘senin başını bağlıyorum’ demesi anlamına geliyor.
Sonrasında özel günlerimizde de giyeriz. Bu elbise kaldırılır ve kişi hakka yürüdüğünde giydirilir. Bu bizim ölümlük dirilik kefenimizdir. Onun için özel ve kutsaldır. Bu müzede de bulunan değreler en az 80-100 yıllık. Bunların eskiyen, küçük gelen ya da yırtılmış olanlarını sandıklara kaldırmışlar. Ben gittiğimde sandıklarından çıkartıp bana verdiler. Çine, Doğançay, Bayındır, Kemalpaşa, Mersin, Çanakkale gibi yerlere gidip bunları topladım.”
Çocuk kırklama
Tahtacı geleneği olan çocuk kırklamayı anlatan Ünsal, “Çocuk kırklama çok bilinen ritüel kırk taş vs… Narlıdere Tahtacı Türkmen Alevilerinde kız çocuğu ise yanına erkek çocuğu yatırırız. Onun da ayrı ritüeli vardır, beşiğin altından üstünden geçirilir o beşiği ana bacılar yani ocaktan gelme ocak sorumluları duası talep edilir. Kız ise erkek yatırılır. Bu beşik kertmesi değil bu tek kanatla uçamayacağı yaşamda kadın ve erkeğin bir bütün halinde yaşaması gerektiği inancıyla yapılan bir ritüeldir. Yani eşitlik beşikte başlar.” dedi. n İZMİR