Bir karikatür demokrasi seçimi atlattık. Yine elimize tutuşturulmuş kağıda, 4-5 yılda olduğu gibi ya da saray istemedikçe vermedikleri kağıda, bir mühür basıp, aman bir başkasına bulaşmasın diye, üfleyip, katlayıp, bir daha, bir daha katlayıp, sandığa atıp, eve televizyon seyretmeye döndük, ‘Kim kazanacak?’ diye. Şimdi 4-5 yıl daha televizyon seyredeceğiz. Bu mu demokrasi? Bu bulmacalarda çıkan Japon kağıt katlama sanatı Origami’den başka bir şey değil… Kaç kez tekrar ettim bunu değil mi? Ama bundan güzel, hiçbir şey bu kadar kısa anlatamıyor bize karikatür demokrasiyi diye tekrar ediyorum.
Bu yüzden Rojava, hem burası için hem bütün dünya için ‘Dünyanın sıfır noktası’dır. Rojava sadece iktidardakini değiştirmek için değil, bir başka, gerçek bir demokrasi inşa edilmesinin yaşama geçirilme çalışıldığı yer bugün. Ve bu yüzden, geçen hafta yazdığım Rojava’daki 10 bin hektar toprağın halka dağıtılması, toprağın demokratikleştirilmesi, toplumsallaştırılması sadece Rojava’daki yoksulların toprak sahibi olması değil, bütün dünya topraklarının demokratikleştirilmesi manasına gelir. Sakın her zaman yapıldığı gibi istediğiniz bir şey olduğunda, bunun abartılarak anlatılması, zafere ihtiyacımız varken(!), moralimiz düzelsin diye abartarak anlattığımı sanmayın bu bir ‘gerilla’ vuruşu etkisi yaptığından çok önemlidir.
Gerilla düzenli ordular ile karşılaştırıldığında, hiçbir zaman iyi silahlanmış, ‘güçlü’, lojistik desteği hazır, araçlara ve son teknolojiye sahip değildir. Sayısal olarak, hiçbir alanda onda biri bile değildir düzenli orduların ama etkisi, onlarca düzenli ordudan daha fazladır. En yaygın bilinen örnekle anlatırsam, Vietnam’da dünyanın o günlerde en son teknolojisi ile hızlı hareket eden ABD ordusunun, bisiklet hızıyla hareket eden gerilla tarafından yenilmesinin nedeni de budur. Burada vurgulamak istediğim gerillanın bu askeri etkisi de değildir. Genellikle göz ardı edilen esas anlamda gerillanın politik etkisi, bu askeri etkiden kat kat daha fazladır ve aynı zamanda askeri etkisini doğuran da budur zaten.
Bu yüzden Rojava’da on bin hektar toprağın demokratikleştirilmesinin etkisi, her geçen gün ulus ötesi tekellerin eline geçen dünyada bin kaplan gücündedir. Mekan, Kimlik ve Ekoloji ekseninde gelişen kapitalist hegemonya ve ona karşı yaşanan isyanlarda, toprağın dağıtılarak demokratikleştirilmesi, mekanın toplumsallaştırılarak devrimcileştirilmesinin etkisi, özellikle de kimlik yarılmasının yaşandığı Ortadoğu’da, bütün dünyayı sarsabilecek bir siyasal gerilla eylemidir. Ayrıca bu toprakların kadınlara dağıtılması, bu etkiyi daha yoğunlaştıracaktır. Bu dünyada ilk ‘Toprak reformu’ olmayacaktır ama toprağın ilk defa, yeniden ‘kadınlaştırılması’ olabilecektir. ‘Kadın’nın öldürüldüğü, kapatıldığı, taşlandığı, imha edilmeye çalışıldığı bir coğrafyada ne güzel bir şenlik olur bu.
Aynı zamanda bu, Che’nin kurumsal teoriye kurban edilerek görmezden gelinen kısmını, çoklu inisiyatiflerin, demokratik öznelerin, dünyayı yeniden inşa edebilmesinin biçimidir. Gerillanın siyasal alanda yıkıcı etkisi, ne kadar ört bas edilmeye çalışılsa da karikatür demokrasinin yanı başında, şenlikli bir biçim filizlenmeye başlıyor.
Boş versenize siz; Zalimin zulmü varsa sevenin gerillası var.