'Benim memleketim ve çocukluğum müziğimin kaynağıdır' diyen sanatçı Mehmet Güldağ'ın çoğunluğu Kirmanckî kilamlardan oluşan ikinci albümü Reyna geçtiğimiz günlerde Kalan müzik etiketiyle çıktı. Aynı zamanda Ege Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan sanatçı Güldağ'ın albümünde yer alan eserlerin büyük bölümü kendisine ait. Güldağ, gazetemizin sorularını yanıtladı.

Kültürel olarak beslendiğiniz coğrafyanın yaptığınız müziğe katkılarından bahseder misiniz?

Kültürü yaratılmış bir değerler sistemi olarak kabul edersek, kültürün; insanın doğayla ve insanın insanla ilişkisinde yaşama dair bütün süreçleri de kapsadığını kabullenmek zorundayız. Öyle ki insanın doğa ile ve insanın insan ile ilişkilenme biçimi, kültürel bir mirasın taşıyıcısı olarak insanlığın yaşam ile bağını kurmasına ve anlamlandırmasına katkıda bulunur.  Evet, benim çocukluğum işte bu bağlamda coğrafik koşulların çetinliğinde, ekin ekmenin, tırpan çekmenin, malın davarın peşinde koşmanın, acıların, yoklukların ve yoksullukların yaşandığı, türkülerin söylendiği, ağıtların yakıldığı, divanların ve cemlerin kurulduğu kısacası her biri benimki gibi olan yaşamlarla ortaklaşmanın adıdır. Şaire sormuşlar 'Memleketiniz neresi? ' diye, şair 'Ben hiç çocukluğumu yaşamadım ki' demiş. Evet insanı bir yere ait hissettiren, onu oraya  bağlayan şairin dediği gibi çocukluğudur, yani memleketidir. Benim memleketim ve çocukluğum müziğimin kaynağıdır. Aynı zamanda sadece bir felsefe, inançsal  gelenek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olan Alevilik kültürü,  benim yaşam felsefemin dolayısıyla sanatsal etkinlik ve üretimlerimin de kültürel temellerini oluşturmaktadır. Çünkü Alevi yaşam biçimi cemsiz, dergahsız, semahsız, sazsız ve sözsüz düşünülemez. Bağlama çalmak ve deyişler okumak, Alevi kültürünün en temel  sosyalleşme araçlarıdır. Ben  böylesi bir kültür içerisinde büyüdüm. Başka bir deyişle, benim kültürel kimliğim, Alevilik ve onun ritüellerinin anlamlandırdığı yaşanmışlığı kapsamaktadır. Yaptığım müzik ve bu müziğin dili olan Kirmanckî, bir yaşam biçiminin dışa vurumunun aidiyet ritüellerini ve kodlarını taşımaktadır.

Neden 'Reyna' ? Ve albümdeki şarkılara dair bizi bilgilendirebilir misiniz?

'Reyna' Kirmanckî yeniden anlamına gelir. Albümün ana dokusu; yeniden, eskiyi arama çabasıdır. İnsanoğlu doğada var olduğu günden bugüne hep bir arayış içerisinde olmuştur. Bu arayış gerek kendinin keşfi, gerekse de doğanın keşfini içermektedir. Varoluşsal bir problem olarak insan, içinde bulunduğu koşullarda doğayı değiştirip dönüştürme eylemi ile kendisine bir yaşam alanı inşa eder. Kendini, dolayısıyla da yaşama dair yeni üretimleri, açmazların, sıkıntıların, problemlerin kaynağında yeni bir çıkış ve açılımların yaratıldığı mücadelenin odağına yerleştirir. Bu durumda insan olma, yaşamın pratiğinde, sosyal, psikolojik, ekonomik, politik, kültürel bir varlık olarak, geçmişten geleceğe içsel bir hesaplaşmanın yolculuğunda 'Reyna' gerçekleşir. Öyle ki yaşam bu noktada sürekli yenilenen ve yenilenirken de kendine yabancılaşan insanı, onun öze dönüşünü, arınışını, başkaldırışını, kimliğini, kültürünü bir bütün olarak yeniden inşasına yöneltir. Bu inşa oluş, geçmiş ile gelecek arasında anıların bütün izlerini taşıyan dilin geleceğe bir miras olarak aktarılmasını da zorunlu kılar.  1998 yılından bu yana üretim içindeyim. Uzun yıllar üretim halinde olmam kendimi tanımama ruhsal ve bedensel benlerimin gelişmesini oluşturdu. Yaşamımı kurgularken var olanla yetinmek beni mutlu etmedi. Üretmek, düşünmek, yeniyi yaşarken eskiyi arama ve anlama çabalarım oldu. Bu çaba dönemsel olarak farkındalığımı farklılaştırdı. Bazen tezgahta bağlama yapmak, okumak ve son dönemlerde beste üretme biçiminde gelişti. Yakın günümüze değin bu üretim hali kendiliğinden ve istem dışıydı. Ancak ana dilimin bendeki dışa vuruş hali beni bestelerimle buluşturdu. Yaptığım bestelerin beğeni kazanması, bazı yarışmalarda derece alması beni albüm sürecine sürükledi.
Kirmanckî kilamlar ve Türkçe şarkılardan oluşan Reyna albümüm toplam on beş eserden oluşuyor. Dokuz şarkının sözü ve müziği bana ait. Bunlar; albüme adına veren Reyna, Gimgim, Qey Şiya, Erê Xecê, Yıkma Gönül Binanı, Ölmeden Öldüm, Çark Eyle ve Yarin Yanağı eserleridir. Ayrıca sözleri anonim olan Poşman, Cemê Seymamûda, Sultanım ve Kim Bilir eserlerinin müziği de bana ait. Bir derleme olan Canê Canê kilamının kaynak kişisi Mürsel Önder'dir. Yıllar Sorularla Böyle adlı bestemin sözleri de Filiz Çelik'e ait.

İleriye yönelik çalışmalarınız var mı? Bizimle paylaşır mısınız?

Yakın tarihte yeni bir çalışmaya başlayacağım. On eserden oluşan albüm çalışmam olacak. Beş tane eser etnik formatta, beş tanesi de bluz formatında olacak. Kaynak yaratabilirsem önümüzdeki yılın sonunda bu çalışmayı bitirmeyi düşünüyorum. Kurmancî ve Soranî lehçelerini de öğrenme gibi bir çabam var. Umarım süreç içinde bu öğrenme istencimi gerçekleştiririm.

Mehmet Güldağ

Mûş'un Gimgim ilçesine bağlı Küçüktepe köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gimgim'de tamamladıktan sonra üniversite eğitimi için İzmir'e yerleşti. 1993 yılında başladığı Ege Üniversitesi DTM Konservatuarı Çalgı Yapım Bölümünü 1998'de tamamladı. Aynı yıl bitirdiği bölümde Atölye ve Tamamlayıcı Atölye dersleri vermeye başladı. 2003 yılında Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nde üç yıllık bir eğitim sürecinden sonra Bağlama Yapım Teknikleri tez çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1993-2014 yılları arasında iki bine yakın bağlama üretmiştir. Ürettiği bağlamalar bir çok sanatçı ve müzisyen tarafından kullanılmaktadır. Halen Ege Üniversitesi'ndeki görevi devam etmektedir. 



SUNA ALAN/LONDRA