Kürt Halk Önderi’nin tarihi mesajı yine toplumları ve halkları heyecanlandırdı. Newroz manifestosuyla Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünü daha güçlü bir biçimde kamuoyunun gündemine koymuştur. AKP hükümeti ve diğer partiler ne yaparsa yapsın, seçim öncesinin temel siyasi gündemi de bu olacaktır. 

Newroz manifestosunda Eşme ruhundan söz edilmektedir. Bu, aslında Kürt Halk Önderi’nin şimdiye kadarki çabalarının hedefini ifade etmektedir. Türkiye’nin Kürt halkıyla barışıp demokratikleşerek yeni bir Türkiye tarihini başlatmasını istemektedir. Bunu zaman zaman Misak-ı Milli’nin güncelleşmesi olarak da ifade etmiştir. Çünkü Misak-ı Milli Türklerin ve Kürtlerin ortak vatan sınırlarını ifade ediyordu. Ancak 20. yüzyılın kapitalist emperyalizminin öncü gücü olan İngiltere’nin Kürtlerin fiziki ve kültürel soykırıma uğratılması temelinde ulus devlete izin vermesiyle Türk egemen sınıfları Misak-ı Milli’den vazgeçmişti. Açıkça Kürtlere ihanet edilmişti. Eşme ruhuyla bu ihanetin bırakılarak Türkiye’de halkların kardeşliğine ve eşitliğine dayalı yeni bir Türkiye hedefi gösterilmiştir. Zaten manifestoda eşit ve kendi açık demokratik kimliklere dayalı ortaklaşmaya geçilmesi mecburidir, denilmesi Eşme ruhunu ifade etmektedir. 

Süleyman Şah Türbesi konusunda Türkiye ile Rojava devrimci güçlerinin ortak hareket etmesini Türkiye ve Ortadoğu genelinde de pratikleşmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Zaten Kürt Halk Önderi’nin 2015 Newrozu manifestosu, demokratik müzakere taslağı, Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların çözülerek yeni bir Türkiye yaratmayı hedeflemiştir. Kuşkusuz Türkiye’nin tüm sorunları her topluluk için önemlidir. Ancak tüm toplulukların da özgür ve demokratik yaşayacağı Türkiye’yi yaratmak açısından Kürtlerin Türkiye ile demokratik bir barış yapması çok önemlidir. Önder Apo Eşme’deki ilişkiyi ve ortak tutumu her yerde geliştirmeliyiz diyor. Çünkü tarihte de Kürtlerle kurulan ilişki Türklere de kazandırmıştır. Türklerin Anadolu’ya girişinde Kürtlerle kurdukları iyi ilişki ve ittifak belirleyici olmuştur. 

Newroz manifestosunda Ortadoğu’da ortak ev vurgusu da önemlidir. Çünkü Ortadoğu tarihsel olarak hep konfederal ilişki içinde olmuştur. Sınırlar ulus devlet çağında olduğu gibi değildir, geçirgendir. Devletler ve ordular dışında toplumlar arasında sınırları engel görmeden her türlü alışverişte bir sorun yoktur. Bu gerçeklik toplumları hep güçlendirmiştir. Bugünkü gibi kırk parçaya bölünme ise toplumları zayıf düşürdüğü gibi, devletleri de sürekli sorunlu ve çıkmazlarla karşı karşıya getirmektedir. Ama bu düzeyde çok devlet ve devlet sınırlarının olmadığı tarihlerde Ortadoğu her zaman güçlü olmuştur. İşte Kürt Halk Önderi tarihi demokratik temelde güncelleyerek yeni bir Ortadoğu tarihi başlatmak istemektedir. Eşme ruhuyla Ortadoğu ortak evi birbirini tamamlayan kavramlaştırmalardır. Kaldı ki Eşme ruhuyla hedeflenen Türkiye yaratılmadan Ortadoğu ortak evini kurmak da mümkün değildir. Günümüzün Ortadoğu siyasal, toplumsal ve kültürel diyalektiği bunu gerektirmektedir. Çünkü Kürt Halk Önderliği’nin Türkiye için öngördüğü demokratik ulus projesi pratikleştirilmeden demokratik Ortadoğu olarak ortak evin pratikleştirilmesi zordur. Çünkü bu ortak evin dayanacağı model de demokratik ulus olmak zorundadır. Zaten demokratik ulus çözümü her ülkede gerçekleştiğinde bu, doğrudan Ortadoğu ortak evini kurmak anlamına gelecektir. 

Kürt Halk Önderi’nin Eşme ruhuna gönderme yapması, Rojava’daki devrimle kavganın bırakılıp anlaşılmasını ifade etmektedir. Bunu Türkiye ve Bakurê Kurdistan’da da yaratalım çağrısı olarak görmek gerekir. Zaten on başlıkta mutabakat çağrısı da bu ruhu Rojava ile sınırlı olmaktan çıkarıp tüm Türkiye ve Ortadoğu’ya yayma çağrısıdır. 

Kuşkusuz bunun gerçekleşmesi hegemonik devlet mantığını bırakıp başta Kürtler olmak üzere tüm toplulukları eşit ve özgür kabul etmekle mümkündür. Tabii ki bu, ‘’herkesin Türkiye’nin demokratikleşmesi olarak gördüğü on maddeye karşı bu maddeleri demokrasi olarak görmüyoruz ve her gün yeni talepler gelişiyor’’ demekle gerçekleşmez. Sanki Kürtlerin hakları tanınmış da bununla yetinilmemiş, yeni şeyler isteniyormuş gibi bir algı yaratmak isteniyor. Halbuki hala Kürtlerin ulusal varlığı da, temel hakları da tanınmış değildir. Bu durumda bunları söyleme, inkarcılığı ve kültürel soykırımcı sömürgeciliği sürdürmek anlamına gelir. Erdoğan söylem ve tutumlarıyla Türkiye toplumunun da gerisine düşmüştür. Toplum bu zihniyeti aştığını, Önder Apo’nun projelerine destek verdiğini HDP’ye yönelerek gösterecektir.