Türkiye’de üretimi esnekleştirerek kadını dahil etme stratejisi, kadının esas olarak ev işleri ve bakım hizmetlerini yerine getirmesine yönelik bir planı öngörüyor. Ulusal İstihdam Stratejileri, kadını güvencesiz ve esnek çalışma modelleri ile üretime çekmek isterken, bunu aile kurumuna zeval gelmeyecek şekilde yapıyor. AKP hükümetinin kadın emeğine dönük politikalarını ve Ulusal İstihdam Stratejilerini değerlendiren Petrol-İş Kadın Dergisi Editörü Necla Akgökçe, çıkarılan tüm metinlerin küresel kapitalizm ile muhafazakarlığın birbirine bulanmış hali olduğunu ifade ederek, maliyeti olmayan ucuz işgücünün yaygın olduğu ülkelerde, kadın emeğinin de ucuz işgücü olduğunu belirtti.


Kadın istihdamı katmanlı

Türkiye’de kadın istihdamının katmanlı bir yapıya sahip olduğunu belirten Akgökçe, katmanın en altında mevsimlik tarım işçileri, ev eksenli işçiler, küçük atölyeler ve ihracata dayalı tekstil fabrikalarında çalışan Kürt kadınlar olduğunu dile getirdi. Türkiye’deki kadın işgücü piyasasındaki bu katmanlılığın, küresel kapitalizmin Türkiye’ye biçtiği rolle birleşmesinin üzerine muhafazakarlığın da eklendiğini, bunun sonucunda kadınların hep ev eksenli işlere yönlendirildiğini ifade eden Akgökçe: “Mesela eskiden ilaç tekelleri fabrikalarında paketleme servisine ucuz iş gücü bulma kaygısı ve düşük ücrete uzun saatler çalıştırma zihniyeti ile paketleme servislerini kaldırmışlar ve bunun yerine dışarıdan Kürt kadınlarını 3- 4 gün fabrikaya getirerek, düşük ücrete saatlerce çalıştırıyorlar”dedi.

Kürt kadınlar ucuz iş gücü

Akgökçe, bir bölümünün dışarıya kaydırılarak üretim gerçekleştirilmesinin çağrıya bağlı çalışma modeli olduğunu dile getirerek, bu sayede hem piyasalardaki kadın emeğinden yararlanıldığını hem de ucuz iş gücü elde edildiğinin altını çizdi. Böylelikle ulusal ezilme biçimlerinin de açığa çıktığını vurgulayan Akgökçe, “Bu çok karmaşık ve iç içe geçmiş bir durumda. Bir yerden bir iplik çıkarsanız başka bir ipliğe bağlandığını görüyorsunuz. Bizler sanıyoruz ki, ucuz iş gücü eşittir kadındır. Ama bir bakıyorsunuz, altında lambadaki cin gibi Kürt kadınları çıkıyor karşımıza” dedi.
Kadın işgücünün ucuz olmasının sebebinin patriarkal olduğunu vurgulayan Akgökçe, bu sistemin küresel kapitalizmin de işini kolaylaştırdığını ve ulusal istihdam stratejisinin de bu olgular üzerinden şekillendiğini kaydetti. Hükümetin muhafazakar politikaları nedeniyle güvencesiz ve esnek çalışmanın kadınlara, sürekli düzenli ve güvenceli işlerin de erkeklere ait   olduğunu ifade eden Akgökçe, “‘Kadınlar mümkünse 3 gün çalışsın, bir yandan da çocuklara baksın. Biz onların çalışmasına bir şey demiyoruz ama onların fıtratına uygun çalışma biçimleri olsun’ şeklinde düzenlemeler getiriliyor” ifadelerini kullandı.

Yaşlandıkça güvencesizlik artıyor

Türkiye’de erkeklerin yüzde 47’sinin, kadınların ise yüzde 6’sının emeklilik maaşı aldığını belirten Akgökçe, kadınların yaşlandığı zaman iyice güvencesiz hale geldiğini vurguladı. Akgökçe, güvencesiz ve esnek çalışmanın Türkiye’deki aile yapısına uyduğuna vurgu yaparak, sigortanın erkek üzerinden yürüdüğüne dikkat çekti. AKP’nin, kadınlara dönük yürüttüğü politikaları kadınların gözünde meşrulaştırmaya çalıştığının altını çizen Necla, kadının çalışmasını sağlayacak tek modelin esnek çalışma olarak gösterilmesinden kaynaklı kreşlere de gerek kalmadığını söyleyerek şunları belirtti: “Kamu kreşlerinden özel sektördeki kadınlar da faydalanabilir denilse de bu kreşler kamuda çalışan kadınların da ihtiyacını karşılamıyor. Medya da, ‘artık kamu kreşlerinden özel sektördeki kadınlar da yararlanabilecek’, ‘kadın çalışmasına güvence getirildi’ gibi başlıklar atılıyor. Var olan ve maalesef faydalanılamayan yasalar yeni çıkarılmış gibi gösteriliyor.”
Güvenceli esnekliğin kadının aleyhine olduğunu aktaran Akgökçe “Patronlara bu bile pahalı geliyor. Ev eksenli çalışma da yasalaştırılıyor, denetim mekanizmaları yok ve devlet denetleyemiyor. İş müfettişleri firmaları altı ayda bir denetlemeye kalksa bile kayda alamayacak. Devlet mekanizmalarının böyle işlevsiz hale gelmesi de firmalarda büyük bir keyfiyet doğuruyor” şeklinde konuştu.

Toplumsal cinsiyetçilikle mücadele

Çok uluslu firmaların Türkiye’deki patriarkalden yararlandığını ifade eden Akgökçe, bir fabrikada 150 ve üzeri çalışan kadın olduğu durumlarda fabrikada kreş açılmasının zorunlu olduğunu kaydederek, 300-400 kadının sendikasız çalıştırıldığını, kreş açılmadığını ve kadınların da kendi haklarını bilmediğini söyledi. Kadınların eve katkı mantığı ile çalıştıkları için kendi emeklerinin değerini başta kendilerinin bilmediğine işaret eden Akgökçe, “Kadın eve katkı mantığı ile çalışıyor. Evi kendisinin geçindirdiğinin farkında değil. Kadın emeğinin her yerde görünmez kılınması, kapitalizmin işine geliyor” diye konuştu.
Fabrikalarda toplumsal cinsiyetçiliğin varlığına da işaret eden Necla ,Tuzla Sanayi Bölgesindeki DHL işçilerini örnek göstererek, kadınlara “Sen kadın olduğun için sana düşük ücret veriyoruz” demediklerini ama kadının işini önemsizleştirdiklerini kaydetti. Emeğin beden gücü üzerinden tanımlandığını da vurgulayan Akgökçe, aynı saat çalışan kadın ile erkeğin aldığı ücretin farklılık gösterdiğini ve kadın ücretinin düşük tutulduğunu belirterek, “Sendikalar; doğum izinleri, hamilelik, toplumsal cinsiyetçilik ve gibi kadını ilgilendiren konular hakkında mücadele etmeli” dedi.



EYLEM DAŞ/JINHA/İSTANBUL