Son günlerde Batıni Aleviler cephesinde yaşananlar, Nesimi’nin o dizelerinde ne de güzel özetleniyor! Nesimi Baba diyor ki; "Sorma be birader mezhebimizi, Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır, Çağırma meclis-i riyaya bizi, Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır!" Tayyip Erdoğan, Kasr-ı Bayza (Muaviye ve oğlu Yezid’in beyaz sarayı) Aksaray’da, muhtarları toplayıp nutuk atarken, "geçici-yetkisiz başbakanı" Davutoğlu, 22 Ağustos 2015 Cumartesi günü bazı "etkisiz Alevileri", Çankaya’da topladı. Toplantıya katılanlar, basına; "Alevi kanaat önderleri, Alevi dedeleri" olarak yansıdı. Öte yandan bu vahim durum karşısında, demokratik yollarla Alevi toplumunun oluşturduğu ve rızalıkla seçtiği dernek-vakıf yetkili kanaat önderleri bu duruma, anında karşı görüş bellirttiler. Davutoğlu’ndan vaaz dinleyenleri, geleneğe göre zımnen "düşkün" ilan ettiler. 

Adları saklı tutulan bu Alevi katılımcılara, sözde bir Bektaşi-Mevlevi şeyhi edasıyla ders veren Davutoğlu, kendisini "Horasani gelenekten" gelen biri olarak tanıttı. Davutoğlu’nun konuşmalarının her satırı iyi incelendiğinde, özüyle-sözüyle onun, Batıni Aleviliğine ne kadar ters düştüğü zaten anlaşılacaktır! "Bilgi ve edep, erkan, ikrar, nasip... Hayırlar feth ola, şerler def ola! El ele, el Hakk'a!" ve benzeri Batıni Aleviliğinin temel kavramlarını hoyratça kullanmaktadır. Ama daha dün, Dêrsimli Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Selahaddin Demirtaş’ın inancını-mezhebini seçim meydanlarında taraftarlarına yuhalatan Erdoğan’ın atanmış, düşürülmüş etkisiz başbakanı olduğunu bile es geçebiliyor. Anlaşılan Davutoğlu, ne Aleviliği biliyor ve ne de Alevileri tanıyor! Batıni Aleviliğine haiz birçok konuyu içiçe karıştırıyor. Örneğin bunlardan sadece bazılarını şöyler sıralıyabiliriz.

"Bektaşi ocaklarının aynı zamanda Yeniçeri ocağı olmasının bir anlamının da şerleri defedecek güç ile muhabbetin iç içe geçmesi, aynı ocaktan beslenmesi anlamına da geldiğini" ifade eden Davutoğlu burada takkiye yaparak, Batıni Aleviler üzerinde bir algı operasyonu geliştiriyor. Hacı Bektaş’tan da çok önce varolan kadim Batıni Alevi ocaklarını, Osmanlının yeniden dizayn ettiği Bektaşilik anlayışı içinde eritip, 16. yüzyılda Kızılbaş katliamları yapan Yavuz’un, Yeniçeri ocaklarıyla eşdeğer göstermeye çalışıyor. Günümüzdeki Alevi toplumunu; Yeniçeri ocaklarının askerleri olmaya ve Kasr-ı Beyza’nın (Beyaz saray) kurtuluşu için, AKP’nin kirli-nahak savaşına ortak etmek istemektedir. Bunun ipuçunu ise, "Her kim saldırya uğramışsa hepimize düşen onun yanında olmaktır." Sözleriyle mesajlamaktadır. Peki saldırıya uğrayan kim? Aleviler mi, Kürtler mi, devrimci-demokratlar mı; yoksa gözden düşen Erdoğan-Davutoğlu, AKP iktidarı mı? "Ülkemizde kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen çevreler karşıtlıkları körüklemek isteyebilir." Doğrudur! Ülkede kardeş kanını dökenleri Alevi toplumu çok iyi tanımaktadır!

Davutoğlu, "Edebi olmayan, kendini tanımayan birinin mal ve soy üzerinden insanlara tahakküm etme çabasının geleceği olamaz!" değerlendirmesinde bulunuyor ve hem de yanılarak "Seyyitlik geleneği"nin üstünlüğünden sözedebiliyor! "Cemevi'nin ve Semah'ın yeniden yorumlanması ve kadim geleneğimizin bize barış getiren bir unsuru olarak görülmesi gerektiğini" dile getiren Davutoğlu’nun mensup olduğu zihniyetin, daha dün "Cemevi, cümbüş evidir. Semah, danstır, folklördür!" diye nara attığını unutturmaya çalışıyor!

Bize gelen bilgiler dahilinde, basına kapalı ortamda yapılan tartışmalarda bazı katılımcılar söz alıp konuşmuşlar! Davutoğlu katılımcılardan, kendisi-başbakanlık için bir "Alevi danışman" önermelerini bile istemiş! Bunun üzerine Alevi dedeleri arasında bazı tartışmışlar yaşanmış! Derken isim bellirlenmeden, tartışma sonlanmış! Bütün bu tartışmalar bir yana, toplantıya katılanlardan bazıları, toplumun gerçek sorunlarına da temas etmişler.

Örneğin bu toplantıya Rektörün isteği üzerine görevli olarak katılan Tunceli Üniversitesi "Alevi Araştırma Merkezi"nin müdürü, akademisyen Kadir Bulut‘un; Dêrsim’de ormanların yakıldığını dile getirdiğini, Dêrsim’deki kutsal yerlerin-ziyaretlerin baraj suları altında bırakıldığını ve barışın bir an önce tesis edilmesi gerektiğini beyan etmesi, ayrıca önemsenmelidir!