Türkiye’nin nasıl bir ülke olduğunu anlamak için Fethullahçı işkenceci polis şeflerine gösterilen ilgiye bakmak yeterlidir. Bu polis şefleri yıllardır insanlara kan kusturmaktadır. Kürtlere ise kırk katır mı, kırk satır mı istersiniz uygulaması içinde olmuşlardır. Binlerce Kürdün tutuklanıp kelepçelenip zincirlediklerinde Fethullahçı basın bu tutuklananların nasıl tehlikeli olduğu propagandasını yapıp siyasi soykırım harekatını meşrulaştırıyorlardı. Fethullahçı basının siyasi soykırım operasyonları zamanında yazdıkları bu polislerin yazdırdıklarıydı. Bugün gazetesi İstanbul emniyetiyle birlikte çalışıyordu. Doğrudan son operasyonda tutuklanan İstanbul Emniyeti İstihbarat Şefi Ali Fuat Yılmazer’e bağlı çalışıyorlardı.

Türkiye tarihinde F (Fethullahçı) tipi polisler gibi muhalif güçlere tuzak kuran, rastgele tutuklamalar yaptıran, psikolojik savaşla gerçekleri tersyüz eden bir dönem olmamıştır. İşkenceler ve sokak ortalarındaki katliamlarından da bu polis örgütlenmesi sorumludur. Tam bir polis devleti kuran F tipi polisler başta Kürtler ve sol güçler olmak üzere tüm muhaliflere yönelik savaş halindeydiler. Yürüttükleri savaş gereği tuzak ve komplolarla her yeri basıyorlar ve tutuklamalar yapıyorlardı. 12 Eylül askeri faşist cuntası döneminde bile bu düzeyde keyfi tutuklamalar yapılmamıştır. Türkiye’de faşist anayasa ve yasalara rağmen önceleri bu düzeyde insanlar keyfi olarak zindanlarda tutulmamıştı. Bu gerçeğe rağmen polis devleti yaratmak isteyen F tipi bu polislere sahip çıkmak, aslında polis devletini savunmak ve bunların yaptıklarını meşrulaştırmaktır ve normalleştirmektedir.
Kuşkusuz Fethullahçı (F tipi) polisler tüm bu uygulamaları AKP Hükümetiyle birlikte yaptılar. Bu uygulamaların kararında da, yapılmasında da hükümetin onayı ve bilgisi vardı. Ancak bunlar F tipi polis şeflerinin faşist uygulamalarını meşrulaştırmaz, normalleştirmez ve suç olmadığını göstermez. Sadece suçları hükümetle birlikte işlediklerini kanıtlar. Bu nedenle bu polislerin bu suçları hükümetle, hükümet emriyle işledik demeleri özrü kabahatinden büyük olmaktır.
Türkçede etme bulma dünyası deyimi vardır. Fethullahçıların şu andaki durumu budur. Bu deyimin iyi anlaşılması açısından bu polislerin tutuklanması hayırlı olmuştur. Böylece Türkiye’de herkes bu deyimi daha iyi anlar. Bu deyimin iyi anlaşılması Türkiye için de hayırlı olur. Hiç değilse biraz vicdan gelişir. Kendine yapılmasını istemediklerini başkalarına yapmazlar. Bu nedenle ibret için bu polisler cezalarını çekmelidir. Bu da yetmez, F tipi polislerin Kürdistan’da yaptıkları da açığa çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır.
Kürdistan’ı Hitler’in gaz odasına çeviren, her yürüyüşte bir bir, iki iki öldürmekle Kürt halkını yıldırmak isteyenler de yine bunlardır. Fethullahçı polisler Kürdistan’da o kadar kirli işler yapmışlardır ki, kirli psikolojik savaş yürütmüşlerdir ki, bunlar açığa çıksa hükümetin yüzü de teşhir olur. Bu nedenle   Kürdistan’daki uygulamaları ve suçları açığa çıkarılmıyor; aynı Ergenekon döneminde Kürdistan’daki suçların yargılama dışında tutulması gibi. Sıra Kürtlere geldiğinde kol kırılır yen içinde kalır diyerek Kürdistan’daki suçlar açığa çıkarılmıyor. Kürdistan ve Kürtlerle ilgili suçlar ortak işlendiği için birlikte mezara götürülüyor. Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’la Kürt karşıtı yaptıkları ittifakın mezara götüreceğiz demesi gibi.
Fethullahçılar tüm suçları hükümetle birlikte işlediler. Bu da bir gerçektir. Bu, Fethullahçıları suçsuz kılmıyor. Tabii ki bir gün hükümet de işlediği suçlardan dolayı yargılanacaktır. Hükümet olmak suç işleme özgürlüğüne sahip olmak değildir. Türkiye’de bir gün Hakikatleri Araştırma ve Adaleti Sağlama çalışması yapılırsa Türk devletinin ve hükümetlerinin Kürtlere karşı nasıl suçlar işlendiğini herkes görecektir. Öyle ki, Türkiye halkı AKP Hükümeti dahil tüm hükümetlere lanet okuyacaktır. Çünkü Kürtlere hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği uygulamalar ve zulüm yapılmıştır.
Fethullahçı polis şeflerine yüklenen suçlar yaptıklarının yüzde onu bile değildir. Anlaşılıyor ki suçlarının yüzde doksanını hükümetle birlikte yapmışlar. Eğer bu polislerin tüm suçları açığa çıksaydı Türkiye halklarının yüzde 95’i bu polislerin onlarca yıl cezaevinde tutulmasını isterdi. Zaten bu suçların tümü açığa çıkarılmadığı için bu polis şefleri pişkince biz bir şey yapmamışız ve suçsuzuz demektedirler. Halbuki bu polis şeflerinin tüm yaşamı suçtur. Yirmi dört saat suç işleyen karakterdedirler.
Türkiye’de son on iki yılda polis devleti, hukuk terörü ve faşizmi kurmada esas rolü Fethullahçı polis şefleriyle onlarla ilişkide olan F tipi savcılar ve hakimler oynamıştır. Bunlar, Kürdistan halkının Özgürlük Mücadelesi’ni tasfiye etmek ve sosyalist güçleri bastırmak için her yol ve yöntemi denediler. Faşist uygulamada o kadar yaratıcı oldular ki, her gün ne kadar yaratıcı oldukları konusunda kendi kendilerini övmüşlerdir; dünyada kendileri gibi polis ve savcı bulunmayacağına inanmışlardır. Bu yaratıcılıklarını ve uygulamalarını hükümete yöneltince bu durumla karşılaşmışlardır. Anlaşılıyor ki kendilerine çok güvenmişlerdir. Zamanlama hatası yapmış olacaklar ki  beklemedikleri biçimde kendilerini zindanlarda bulmuşlardır.
Bu polislere yönelik operasyon hayırlı olmuştur. Etme bulma deyimi kanıtlanmıştır. Ne diyelim, darısı hükümetin başına! O zaman F tipi (Fethullahçı) ile T tipi (Tayyipçi) polisler “Biz ettik, siz etmeyin” diye yalvarırlar. Halk bu günleri sabırsızlıkla beklemektedir.