Öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin küresel sendikası Eğitim Enternasyonali (EI) ve Eğitim Enternasyonali Avrupa Bölge Örgütü (ETUCE), Eğitim Sen’e dayanışma ziyaretinde bulundu. ETUCE Genel Başkanı Cristine Blower, Türkiye’de durumun gittikçe kötüye gittiğini söyledi. 

EI ve ETUCE, OHAL ilanından sonra ihraç edilen eğitimcilerle dayanışmak için Eğitim Sen Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına, 7 ülkeden 8 farklı sendika ve EI/ETUCE yönetimindeki 22 kişiden oluşan heyetle birlikte KESK Eşbaşkan Lami Özgen, Eğitim Sen Genel Başkan Kamuran Karaca ve KHK ile ihraç edilen Eğitim Sen Genel Sekreteri Mesut Fırat katıldı. 

Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, “Bize yönelik gerçekleşen saldırıları ETUCE ve n EI temsilcileri ile paylaştık. Kendi ülkelerine döndüklerinde AKP’nin Türkiye’yi götürdüğü faşizan sürece ilişkin çalışmalar yapacaklar” diye konuştu. 

Daha sonra konuşan ETUCE Genel Başkanı Cristine Blower, Türkiye’de durumun gittikçe kötüye gittiğini söyledi. Blower, “Büyük bir heyet ile buraya geldik. ETUCE olarak insan hakları dediğimiz sendika haklarıdır. Bunun için dayanışmak için hep burada olacağız. Eğitim Enternasyonali olarak da biz eğitimin insan haklarının bir parçası olduğunu düşünüyoruz. Öğretmenler ve eğitim emekçilerinin saldırı altında olduğu zamanlarda bu şekil bir hakkın da engellendiği ve ortadan kaldırıldığını düşünüyoruz” diye konuştu. 

Kürt çocuklarının durumu

Blower, Türkiye’de anadilde eğitim göremeyen Kürt çocukları olduğuna dikkat çekerek, “Kendi anadilinde eğitim görmesi gerektiğinin altını çiziyorum” dedi. 

ETUCE Avrupa Direktörü Susan Flocken ise Türkiye’ye gelişlerinin sebeplerini açıklayarak, “Biz buraya ihraç edilen akademisyenler ile ihraç edilen öğretmenlerin yanında olmak için geldik. Üyelerimiz ile dayanışma içerisinde olduğumuzun mesajını vermek için geldik” diye konuştu. 

Durumu yakından gördük

Türkiye’de değişik kurumları ziyaret ettiklerini kaydeden Flocken, yaptıkları ziyaretler kapsamında Türkiye’deki durumu daha yakında gördüklerini söyledi. Flocken, “Yapılan görüşmeler de Eğitim Sen üyeleri, ihraç edilen eğitim emekçileri ve diğer alanlardaki kamu emekçilerinde büyük endişeler olduğu paylaşıldı. OHAL ile birlikte yaşanılan mağduriyetlerin mahkemeye gitmesi zorlaştırıldı” dedi.

Dayanışma fonu kuruldu

Eğitim Sen ile dayanışmalarının devam edeceklerinin altını çizen Flocken, “Eğitim Sen ile dayanışmak için dayanışma fonu kurduk. Bu dayanışma ile eğitimcilerimizi destekleyeceğiz. Yine Türkiye’de olanlara ilişkin raporlar hazırlayıp gerekli çalışmaları yapacağız” dedi. 

Barış eğitim için şart

ETUCE Genel Başkanı Cristine Blower,  dihaber’e de değerlendirmelerde bulundu.

OHAL sürecini yakından takip ettiklerini belirten Blower, “OHAL döneminde alınan tedbirler demokratik yöntemlere aykırı. Çok orantısız tedbirler. Öğretmenler yönelik işten atma, ihraç etme ve uzaklaştırmalar söz konusu. Bunun kabul edilecek hiçbir tarafı yok” dedi.

Adil yargılama yok

Blower, özellikle Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim Sen üyelerinin ihraçlarına dikkat çekti ve ekledi: “Biz arkadaşlarımızın işlerine iade edilmesini istiyoruz. Bu konuda adil bir yargılama sürecinin işlenmesini istiyoruz. Ki şu anda Türkiye’de adil bir yargılama söz konusu değildir.”

Akademisyenlere destek

Blower, ihraç edilen akademisyenlerinde yanında ve dayanışma içinde olduklarını aktardı. Akademisyenlerin barış çağrısına işaret eden Blower, şunları söyledi: “Siz akademisyenleri ihraç ederseniz, sadece eğitim sürecini etkilemiş olmazsınız. Ülkenin tümünü etkilersiniz. İhraçlar dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemez. Sadece barış sürecini talep eden bir bildiriye imza attıkları için akademisyenlerin işten atılmaları, ihraç edilmeleri kesinlikle kabul edilemez. Çünkü anlamlı ve nitelikli eğitim barış ortamında olur. Biz de bu anlamda akademisyenlerin yanındayız.”

Sorunlar OHAL’le sınırlı değil

Blower, OHAL’in yarattığı sorunların dışında Türkiye’de eğitimde birçok sorun olduğunun altını çizdi. Türkiye’de yaşanan başta Kürtler olmak üzere birçok farklı etnik kimliğin “anadilinde eğitim” taleplerine işaret eden Blower, “Eğitim en temel haklardan bir tanesi. Türkiye bu konuda taraf olduğu ve kabul ettiği çocuk hakları sözleşmesi üzerinden hareket etmelidir. Çocuk hakları sözleşmesine baktığımız zaman çocukların anadilde eğitimini ön görüyor. Anadili Kürtçe olan çocuklara kendi anadilinde eğitim verilmeli. Ama tabi ki Kürt meselesi sadece eğitim sorunundan ibaret değil. Bu anlamda hem Türk hükümetinin hem de uluslararası topluluğun bu konuda hızla çalışmaya başlaması gerekir. Çok acil çözüme kavuşturulması gereken bir sorun” diye konuştu. 


 ANKARA