Ermeni diasporasının sevmediğinden çıkarmadım Etyen’in Mahçup/yan'ını.

HDP’nin "akıllı" siyaseti yazısında, çözüm sürecini kastederek: "AKP zaten bunu istiyor" belirlemesi yaptı ve kedisinin çokça mahçup olduğunu bilmeyenler için tarihi bir poz verdi.

Önceki yazılarını hatırlattı:

Mayıs’ın başında "Cemaat’in intihar" ettiren "yan"ıyla da bir hayli Mahçup" bir poz vermiş oldu.

Şahsen Mahçup/yan isminin "tesadüfi" olduğuna hiç inanmıyorum…

Mahçup/yan 1950’de İstanbul’da doğacaktı.

Daha sonra Ankara Üniversitesi’ni bitirip akademisyen olacaktı.

Hrant Dink’in, Ermeni tolumunu yasa boğan ve Türkiye’de deprem etkisi yaratan katlinden sonra, Agos Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni olacaktı.

Buraya kadar olanı, hala Mahçup olduğuna işaret etmiyor.

Ancak, muhtemelen 2009 yılından sonra, AKP’nin yoğun çabalarla özellikle de Avrupa’daki Kürt "aydınları" avına yeşil ışık yakmasından sonra, Mahçup/yan, Erdoğan’ın oltasına takılan bir başka adres olması, onun sosyal genlerinde yeni bir başlangıç oluyor.

Nerede kimlerle görüştüğünü bilmiyorum. 

Ancak büyük bir varsayımla, Etyen Bey, dönemin Başbakanı Erdoğan’la görüşmüş olabilir.

Belki de "Dolmabahçe" de?

Devlet’in birici el oltasına takıldığı inancındayım.

Çünkü Mahçup/yan 2010’da Agos’un genel yayın yönetmenliğine sadece üç yıl dayanmıştır.

Kendisi, Dink’in anısına, bu görevi devraldığını iddia edebilir.

Ancak Dink’in anısına gem vuran bir partinin Başbakanı’nın "Başdanışmanlığı"nı 2014 yılında devralarak, Ermenistan Hududundaki gümrük kaısını kapatan bir partiye hizmet ederek, onun AKP’ye biat eden yanını "sır" olmaktan çıkarmıştır.

Daha önce yazmıştım:

Alman’yadaki "aile dizimi"nin usta "sistem terapisyeni" Hellinger: "Nazi’lerden özür dilemeyen Yahudi, İsrail’i hakeder" gibi paradoks bir hipotezle şimşekleri üstüne çekmişti.

Osmalı’dan özür dilemeyen Ermeni, "boğazlanmış bir Ermenistan hakkeder", hipotezini yaşama geçirecek kim olabilirdi ki?

Osmanlı yoktu.

Ama, AKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’nın devamı olduğunu deklare ettikten sonra, Mahçupyan, Ermeniler’in katili pozunda olan AKP’den (Osmanlı’dan) özür diledi ve "Başdanışman" oldu. 

Böylece, Etyen Bey, Ermeni Soykırımının 100’üncü yılında, bir yazısında "Osmalı" olduğunu ilan ederek, Osmanlı Hükümdarı olacağını ilan eden "Başbuğ Erdoğan"a itiat edeceğini saklamadı ve 21. Yüzyılın Ermenilerce istenmeyen "ender Ermeni" olmayı haketti.

Başdanışmanlık’a atandıktan bir yıl sonra, 1915’de "kovuldu".

Ancak, "şartlı" bir "kovulma" olduğu, Mahçup/yan’ın yukarıda aktardığım yazısındaki "bu partinin tek başına iktidar olması herhalde Kürtler açısından bir avantaj olarak görülmeli" gibi rafine cümlesinde saklı duruyor.  

Etyen Bey Cemaat’e çatabilir ama, Cemaat ile birlikte, organize suçlar işleyen AKP’ye sığınarak değil!

Etyen Bey, HDP’yi eleştirebilir ancak, HDP’nin seçeneklerini dikte ederek, "çözüm sürecini sahiplenmek, ya da AKP karşıtı koalisyonun parçası olmak" gibi paradoks bir görüşle, Kürtler’i hala katleden bir partiden özür dilemeye davet etmekle değil. 

Demirtaş’ı eleştirebilir, ancak dünyada, özgürlük adına yeşerecek her gülün kafasını koparacak kadar histerik o totaliter adamın ithamlarından alıntı yaparak: "Batıdan oy almaya muhtaç kalınması ise Demirtaş’ı neredeyse oynak bir sahne sanatçısı kıvamına getirdi" diyerek değil.

HDP’nin satratejisini: "Barajı geçmek, AKP’yi olabildiğince aşağı çekmek ve bu arada da AKP ile işbirliğini reddetmek" olarak betimleyen, Etyen Bey’in, takıntısı, alışılagelmiş geleneksel Türk siyaseti olamaz mı?

HDP, Kürdistan ve Türkiye halkları için, seçim sonuçlarıyla ölçülmeyecek düzeyde bilinç ve tarihi kavrama cetveli sundu.

Bu bilincin yol açacağı geleceğin depremi, AKP ve Etyen Bey’i mahçup edecek kadar büyülü bir "sır"la yüklü: Kürdistan ve Türkiye için yeni tarih sayfaları açılacak

Mahçup/yan’ın bunu bilmemesine hiç kızmadım.