Fransız Eutelsat uydu şirketi, Roj TV’nin uydularından yaptığı yayını tek taraflı durdurdu. Şirket kararına gerekçe olarak da Danimarka’daki mahkemenin Roj TV ile ilgili 10 Ocak’ta verdiği kararı gerekçe gösterdi. Roj TV yetkilileri, Eutelsat uydu şirketiyle karşılıklı bir anlaşmaları bulunduğunu ancak şirketin tek taraflı olarak sözleşmeyi fesh ederek, yayın durdurma kararı aldığına dikkat çekerek, „Kararı mahkemeye taşıyacağız, hukuki olarak tüm haklarımızı arayacağız“ dedi.
Bilgi aldığımız Roj TV Genel Yayın Yönetmeni Amed Dicle, bugün Paris’teki İdari Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı. Dicle, ayrıca yeni uydu alımı için girişimlerini sürdürdüklerini, bir iki gün içinde de sonuç almayı beklediklerini dile getirdi.

Yayın durmadı, sürüyor

Amed Dicle, Roj TV’nin yayın yapmaya devam ettiğine dikkat çekerek, „Özellikle Türk medyasında ‘Roj TV’nin yayını tamamen durdu’ deniliyor. Hayır yayınımız durmadı; programlarımız, haber bültenlerimiz, tüm akışımız olduğu gibi sürüyor. Sadece uydu üzerinden yayın yapamıyoruz“ dedi.

Roj TV internetten izlenebilir

Yayınlarının internet üzerinden takip edilebileceği bilgisi veren Dicle, „En kısa sürede yeniden uydudan yayın yapmaya başlayacağız. Halkımız bu konuda rahat olsun“ dedi. www.roj.tv/tv.htm adresinden tüm yayınlar izlenebilecek.

Kürtlerin sesi susturulamaz

Televizyonun canlı yayınına katılan Gazeteci Ferda Çetin de „Roj TV, halka haber ulaştırmak ve gerçekleri sunmak için girişimlerini ve arayışlarını sürdürecek. Kürtler televizyonsuz kalmayacak. Tüm bu ekran karartma girişimleri sonuçsuz kalacak, Kürtlerin haber alma hakkı engellenemez. Kürtlerin sesi susturulamaz“ dedi.

Roj TV asla boyun eğmedi

Kürtlerin televizyonu Roj TV Kürtçenin Kurmanci, Sorani, Dımilki, Hevraman lehçeleri; Türkçe, Arapça, Süryanice ve İngilizce yayınları ile çok dilli ve çok kültürlü yayıncılığı esas aldı. Kürdistan’da olup biteni dünyaya, dünyadaki gelişmeleri de izleyicilerine taşıdı. Kurulduğu ilk günden bu yana Kürdistan ve Ortadoğu halklarının sesi oldu. Özgür basın geleneğinin mirası ile 7 yıl boyunca, gerçeklik ilkesinden asla taviz vermedi. Kürt halkına yönelik devlet terörünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi; halkların direniş eylemlerini bütün görkemiyle yansıttı. Bu nedenle de Türk devletinin baskı ve saldırılarının hedefinde oldu. Ama asla baskılara boyun eğmedi.

Baskılar hiç durmadı

1 Mart 2004’te yayın hayatına başlayan Roj TV, ilk günden itibaren Türk devletinin hedefinde oldu. 2004, 2005, 2006 yıllarında Danimarka’daki lisans kurumu Medya Sekreterliği’ne Danimarka Büyükelçisi aracılığı ile 3 kez yayının durdurulması için başvuruda bulunan Türkiye’nin bu talepleri her seferinde reddedildi. Televizyona yönelik ilk operasyon ve yasak 2008 yılında Almanya’dan geldi. Almanya İçişleri Bakanlığı, Roj TV’nin Almanyadaki faaliyetlerine, ‘halklar arasındaki uyuma aykırı programlar hazırladığı’ gerekçesiyle yasakladı. Bu yasak Şubat 2010’da Leipzig kentinde bulunan Federal İdare Mahkemesi’nce kaldırıldı. 28 Ekim 2011’de ise Almanya Federal Mahkemesi Roj TV’ye getirilen tüm yasakları kaldırdı.

Hep pazarlık konusu oldu
Televizyona yönelik kapatma girişimleri Nisan 2009’da uluslararası pazarlıkların merkezine oturdu. Danimarka eski Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğ‘ine seçilmesine karşılık televizyona yönelik yeni saldırı dizisinin sartı verildi. Bu kez, ABD devreye girdi. Yütürülen tüm bu kirli pazarlıklar WikiLeaks belgeleriyle deşifre oldu. Belgelerde 18 Şubat ve 25 Şubat 2010’da Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile ABD Dışişleri Müsteşarı William Burns arasındaki görüşmede „Danimarka’nın Roj TV’nin kapatılması konusunda Türkiye’nin yaptığı talebin kabul edilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapacağına dair söz verdiği“ yer alıyordu.

Merkezi ile büroları basıldı

4 Mart 2010’da Belçika’daki Roj TV stüdyoları ve Kopenhag’daki merkez binasına baskınlar düzenlendi. 2010 yılının 31 Ağustos’unda Kopenhag Başsavcısı Jörgen Steen Sörensen’in başvurusu üzerine, Roj TV’nin yayınının durdurulması talebiyle dava açılmasına karar verildi. „İfade özgürlüğü“ sınavı olarak nitelendirilen bu dava, 15 Agustos 2011’de başladı. Bu sınavın sonuçları Danimarka Adalet makamlarının hanesine kırık notlar düşürdü. 

Kapatma davası açıldı

İddianamede savcılık yayınlardan daha çok örgüt suçlaması yaptı. Türk medyasının haber ve yorumları mahkemeye belge olarak sunuldu. Korucu ve itirafçıların televizyon aleyhine tanıklıkları kabul edilirken, seçilmiş Kürt milletvekili ve belediye başkanlarının tanıklıkları reddedildi. Kanalın 5 yıllık yayınlarından cımbızlanarak derlenen 15 saatlik görüntülerden Qazi Muhammed’den Kürt şair Osman Sebri’nin resimleri, müzik klipleri,  spikerlerinin giydiği ulusal kıyafetler suç unsuru olarak gösterildi.

Mahkeme kapatmadı
Dava boyunca Türk devleti, siyasi ve diplomatik baskılarını devam ettirdi. Bakan Egemen Bağış, davanın ilk haftalarında Danimarka Büyükelçiliğiyle görüştü. Kopenhag mahkemesince açılan dava kararı;10 Ocak 2012’de açıklandı. Mahkeme dava sonucunda Savcılığın, Roj TV’nin lisansının iptal edilmesi ve yayınının durdurulması talebini reddetti. Ancak mahkeme Roj TV’nin propaganda yaptığını iddia ederek 700 bin Euro’ya tekabül eden 5,2 milyon kronluk para cezası verdi.

Eutelsat uydu yayınını kesti

Roj TV Yönetim Kurulu ise bu cezaya karşılık 16 Ocak Pazartesi günü Doğu Eyalet Mahkemesi Landrettel’e itirazda bulundu. Hukuki sürecin devam etmesine rağmen televizyonun yayınını sağlayan Eutelsat şirketi bir skandala imza attı. Eutelsat, Danimarka adaletini aşarak ve ifade özgürlüğünü ayaklar altına alarak, kanalın yayınını tek taraflı durdurma kararı aldı. Roj TV’nin Ortadoğu’ya yönelik Nilsat uydusu üzerindeki yayını Eutelsat şirketi tarafından 19 Ocak günü engellendi. Bununla da yetinmeyen Eutelsat şirketi, Eurobird uydusu üzerinden yayınının da durdurulmasını istedi. Eurobird şirketisi ise kanala gönderdiği mektupla; yayını 22 Ocak 2012 pazar gecesi 00:00’da durduracağını açıkladı.


Roj TV olmasaydı
7 yıllık yayın hayatı boyunca gerçek ve doğru haberciliğin adresi olan Roj TV,  örtbas edilmek istenen katliamlar, soykırım ve devlet terörünü deşifre ettiği için; AKP hükümetinin korkulu rüyası haline geldi. AKP iktidarı devletin bütün olanaklarını kullanarak; Roj’u susturmak istiyor. Ancak Roj TV bütün engellemelere rağmen yaşanan gerçekleri halka ulaştırıyor. Yayın hayatına 1 Mart 2004’te başlayan Roj TV, gerçek ve doğru yayıncılığı vazgeçilmez bir ilke olarak bildi. Gerçeği cesaretle savunma amacından bir an olsun ödün vermedi. Yaptığı özel habelerle 7 yıl boyunca Türk devletinin katliam, soykırım politikalarını ve terörünü deşifre etti. Newroz 2008’de Gever’de polislerin 14 yaşındaki Cüneyt Ertuş’a uyguladığı insalığı utandıran vahşeti, 21 Kasım 2004’te Kızıltepe’de henüz 12 yaşında iken 13 kurşun ile katledilen Uğur Kaymaz’ı, 28 Eylül 2009’de Amed-Lice’de Şenlik köyünde hayvanları otlatırken Tabantepe Karakolun’dan atılan havan mermisi ile çocuk bedeni paramparça olan Ceylan Önkol’u, Güney Kürdistan’da 7 sivilin katledilmesi olayını, HPG’nin esir aldığı askerlerin görüntülerini dünya kamuoyu ile ilk Roj TV paylaştı.
Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in kimyasal silahlarla katliam talimatını verdiğinin belgeleri, 16 Eylül 2010’da aralarında 2 yaşındaki Nurullah Umut Çiftçi’nin de bulunduğu 9 sivilin yaşamını yitirdiği Peyanis köyü katliamının Türk ordusu tarafından gerçekleştirildiğini yine Roj TV tarafından dünya ile paylaşılmıştı.

Roboski katliamını duyurdu

Roj TV olmasaydı Roboski’de 34 sivilin Türk savaş uçaklarınca katledilişine ilişkin gerçekleri belki de dünya kamuoyu asla duymayacaktı. Şemdinli’de 9 Kasım 2005’te Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevinin bombalanmasının devletin iyi çocukları astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve Veysel Ateş tarafından gerçekleştirildiğini Roj TV anında yansıtmıştı. 14 Nisan 2009’da başlayan ve halen sürmekte olan Kürt siyasetçilerine yönelik siyasi soykırımı, 22 Kasım’da 70 avukatın gözaltına alınması ile hukuka, 20 Aralık günü ise 49 gazetecinin gözaltına alınması ile özgür basına yönelik darbeyi de Roj TV duyurdu dünyaya.


 HABER MERKEZİ




Fransa’ya tepki



Roj TV yayınının Fransız uydu şirketi Eutelsat tarafından durdurulması ardından Kürt halkının tepkisi sürüyor. Eutelsat’ın Paris’teki merkezi önünde toplanan Kürdistanlılar, karara tepki gösterdi.
Sabah saatlerinden itibaren Eutelsat binası zırhlı araçlar, yüzlerce polis ve barikatlarla korumaya alındı. Eutelsat binasına yüz metre ilerde eylem izni veren polis, organizatörlere sık sık ‘bir taşkınlık yaşanabilir mi’ şeklinde sorular yöneltti. Kürdistanlılar önceki gün saat 13:00’ten itibaren gruplar halinde Eutelsat binası önünde toplandı. ‘Erdoğan Faşist, Sakozy İşbirlikçi’, ‘Roj TV Kapatılamaz’ ve ‘Eutelsat Yargı Değildir’ sloganlarıyla Balard sokağını inleten Kürtler, ellerinde Roj TV amblemlerinin yer aldığı dövizler taşıdı. Eylem boyunca hazırlanan Fransızca bildiri okundu. Konuşmalarda Fransa’nın Türkiye ile işbirliği anlatıldı. Roj TV’ye dönük saldırının son dört yıl boyunca Fransa’da Kürt halkına yönelik Fransa’nın baskılarının doruk noktası olduğu vurgulandı.
Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu yönetiminden oluşan bir heyet Eutelsat temsilcisiyle görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrası FEYKA Başkanı Mehmet Ülker kitleye görüşmenin içeriğini açıkladı: „Eutelsat temsilcisi kararlarının geçici olduğunu belirtiyor. Danimarka mahkemesinin sonucuna kadar Roj TV’nin yayınını yapamayacaklarını belirten yetkililere ‘Kürt halkının sesini kesiyorsunuz, hukuk karar vermemişken siz nasıl böyle bir karar alabiliyorsunuz’ sorusunu yönlendirdiğimizde ‘biz gelecekte Roj TV hakkında PKK ile bir bağlantı olduğu mahkeme tarafından karara bağlandığında sorumluluk almak istemiyoruz. Terörle işbirliği içerisindeymişiz gibi bir pozisyonda gözükmek istemiyoruz’ dediler. Kürtler üzerinde yapılan oyunların bir parçasıdır yaşanan. Bu karar tamamen siyasi bir karardır. Bir komplonun parçasıdır.“

Ülker, yaşanan bu saldırıya karşı eylemlerin süreceğini belirtti. Eylem saat 16:00’da ‘Roj TV Kapatılamaz’ sloganıyla son buldu.

SELMA AKKAYA - PARİS




Kışanak: Sesimize sahip çıkalım


BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Roj TV’nin ekranlarının karartılmasını, AKP Hükümeti’nin Kürtlere karşı uyguladığı tasfiye planının bir parçası olduğunu belirterek, çağrıda bulundu: “Roj TV hepimizin sesidir. Kendi sesimize mücadele ve direniş ile sahip çıkalım.“
BDP EşbaşkanıKışanak, Eutelsat’ın Roj TV yayınlarını kapatmaya ilişkin aldığı kararı değerlendirdi. Kışanak, Roj TV davasının, politik bir dava olduğunu belirterek, bunun AKP Hükümeti’nin Kürt halkının sesini kısmak, toplumdan gerçekleri saklamak amacıyla yürüttüğü bir politika olduğunu kaydetti. AKP’nin Danimarka üzerinden yaptığı baskılardan sonuç alamadıktan sonra şirketler üzerinden baskı uygulamaya başladığını belirten Kışanak, Eutelsat’ın kararını sert bir dille eleştirdi. Kışanak, “Bu karar kabul edilemez. Bu karar düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir” dedi.
Kararın Kürt sorununda yaşanan süreçle bağlantılı olduğunun altını çizen Kışanak, “Roj TV, Kürt halkının gözüdür, kulağıdır, sesidir. Demokrasi ve barış isteyenlerin sesidir. Bu sesi kesmeye kimsenin gücü yetmeyecektir” diye konuştu. Kışanak, Roj TV’nin susturulma girişiminin AKP Hükümeti’nin izlediği imha ve tasfiye konseptiyle paralel olduğunu söyledi.
Kışanak, BDP olarak, AKP’nin yürüttüğü imha ve tasfiye politikalarına karşı verdikleri mücadeleyi, Roj TV’ye yönelik baskılara karşı da gerçekleştireceklerini vurguladı. Kışanak yurttaşlara şu çağrıyı yaptı: “Halkımızla birlikte Roj TV’ye sahip çıkacağız. Her zaman Roj TV’nin yanında olacağız. Roj TV hepimizin sesidir. Kendi sesimize sahip çıkalım. Halkımıza da mücadele ve direniş çağrısı yapıyorum. Tüm halkımızı bu kararı protesto etmeye çağırıyorum.”

Gazetecileri Koruma Komitesi de (CPJ) Eutelsat’ın uyduları üzerinden yayın yapmasını durdurma kararı aldığı Roj TV davasını değerlendirdi. Danimarka mahkemesinin kararını basın özgürlüğü açısından endişe verici bulan CPJ, Roj TV’nin kapatılmasının sadece Kürtlerin en temel bilgi edinme kaynağından mahrum kalmasını değil aynı zamanda diğer azınlık medyanın da benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmasına yol açacağına dikkat çekti.

HABER MERKEZİ