Torba yasada yapılan „evden çalışma“ düzenlemesinde, ilişki biçimi tanımlanıyordu ve usül olarak dikkat edilecek hususlara yer veriliyordu. Düzenlemenin yasadan çıkarılması, ev eksenli çalışanların eylemli olarak varlıklarını ortadan kaldırmıyor. Doğal görev Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de tüm güvencesiz çalışma biçimlerinde büyük çoğunluğu kadınlar oluşturuyor. Ev eksenli çalışanların da yüzde 90’dan fazlası kadın. Kadınlar, cinsiyetçi iş bölümü gereği ‘doğal görevleri’ kabul edilen işler yapıyor oldukları gerekçesiyle, yaptıkları iş de çalışma olarak kabul edilmiyor. Ya çalışıyor oldukları hiç görülmüyor ya da yaptıkları iş ‘eve katkıda bulunmak’ olarak adlandırılıyor. Kadınlar bir yandan geçim için çalışırlarken, diğer yandan ev içinde ev ve bakım emeğiyle görünmez emek harcıyorlar.
Çocukların ve kocalarının yemeğini hazırlayıp, sökükleri dikiyor, evdeki yaşlıların, hastaların ya da sakat yakınlarının bakımını üstleniyorlar. Emekleri görülmeyen kadınların tüm bu çalışmaları ise 24 saati buluyor. Öyle ki, çoğu kez dinlenme ve uyku zamanlarından çalıp, çocuklarını okula hazırlamak, birikmiş ütüleri yapmak, çamaşırları yıkamak zorunda kalıyorlar. ILO tarafından 20 Haziran 1996’da kabul edilen evden çalışma konusuyla ilgili Uluslararası Çalışma Sözleşmesi’ne göre; evden çalışanların diğer çalışanlarla eşit muamele görmesi, eşit ücretten, sosyal güvenlikten, iş sağlığı ve güvenliğinden yararlanması, bazı riskli maddelerin kullanılmasının önlenmesi, çalışanların ve çalıştıranların kayıt altına alınması, iş denetiminin yapılabilmesi için gereken önlemlerin alınması, ücretli izinlerden, resmi tatil haklarından, ücretli hastalık izninden yararlanabilmesinin sağlanması gerekiyor.
ANF/İSTANBUL