Kentsel dönüşüm panellerinde konuşmama başlamadan önce arkadan iki üç kişiye öndeki boş yere gelmesini söylüyordum. Hemen peşinden sağdaki bir kaç kişiden sol tarafa geçmesini istiyordum. O zaman biraz garipsiyorlardı. Sonra önden bir iki kişinin arkaya geçmesini istiyordum. Herkes birden olduğu yerde kalıyordu. Kürsüde iktidardım ya ve bu yüzden onları istediğim yere gönderebilirdim. Sonra diyordum; "Siz oturduğunuz yerde sadece 15-20 dakikadır olmanıza rağmen yerinizden kımıldamak istemediniz. Peki, kim insanları 30-40 yıldır, 50 yıldır yaşadıkları yerden 'Kentsel Dönüşüm' adıyla çıkarılabilir? Burada ilk soru 'sen kimsin?' olmalıdır. "Sen kimsin de benim yaşadığım yeri değiştirebilirsin? Buna nasıl hakkın olabilir?"

"Sen kimsin?" Bu, çok temel bir sorudur. Çünkü bu soru geçilirse, evlerinizi başınıza yıkacak olanların temel aksı üzerine oturur tartışma. Laf, yıkılacak yer için ne kadar miktar ödeme yapılacağına geldiği zaman zaten çoktan kaybetmişsinizdir. Çünkü sizi bile hak ettiğinizden çok daha değerli bir yerde olduğunuza ikna ederler. Artık yaşamınızı sürdürdüğünüz evin değil, karşılığında alacağınız paranın mücadelesine dönüşür her şey.

Kapitalizm, sanıldığının aksine orduları, polisleri, topu ve tüfeği ile değil, düşünsel hegemonyası ile ayakta kalır. Eve ilişkin bu hegemonya o kadar güçlüdür ki mesela Peru'da sadece karton ve tenekelerden yapılmış gecekondularda yaşayanların yanı başında yapılan arkeolojik kazılarda, İnkaların 3.000 yıl önceki toprak-kerpiç evlerin sapa sağlam durdukları için turistler şaşkın bakışlarıyla fotoğraf çekerler. Gecekondularda yaşayan o İnkaların torunlarının kerpiç evler yerine karton kutular ve tenekeden yapılmış yerlerde yaşamaları radikal saçmalığı, bu hegemonya dışında başka türlü nasıl açıklanabilir. Bu düşünsel hegemonya, evleri, banyo fayansları ve mutfak dolaplarından ibaret anlatırken, kendi evlerini ise bahçenin kenarına iliştirilmiş durgun su birikintileri havuzlarıyla satmaya çalışır. 

Gerçekte ev demek ise üzüntülerin ve sevinçlerin paylaşıldığı bütün mahallenin birbirini tanıdığı, polise ve duvarlara ihtiyacı olmadan kendisini koruduğu yerlerdir. Ev-mahalle tuğla ya da briketlerden değil, insan soluklarından meydana gelir. Barınma, parasal bir karşılığı olmayan ve yaşantımıza başkasının karar veremeyeceği temel bir insan hakkıdır.

Dikmen Vadisi halkı, Kobanê'yle dayanışmak için bir "Kobanê Yeniden İnşa Dayanışma Evi" inşa etme kararı aldı. Yukardan aşağı talanın simgesi Başkent'te evlerini-insanı savunan Dikmen halkına saygıyla...