
DTK, HDK, HDP ve DBP Eşbaşkanları, dün Amed’de ortak bir basın toplantısı yaptı. DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, 26-27 Aralık’ta DTK Olağanüstü Kongresi’ni yapacaklarını ve son bir çıkış yolu önereceklerini söyledi.
Hatip Dicle, 2 yılı aşan bir diyalog sürecinin ardından Dolmabahçe Mutabakatı’na varıldığını; ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın masayı devirdiğini, çünkü devletin Ekim 2014’teki MGK toplantısında savaş kararı alındığını hatırlattı.
Masadan kaldıran 3 konu
DTK Eşbaşkanı Dicle, Türk devletinin 3 konudan dolayı masadan kalktığını söyledi:
* Rojava’daki gelişmeler ve PYD’nin gittikçe meşruiyet kazanması,
* Rojava’da iki kantonun birleşmesi,
* AKP’nin aldığı yenilgi ile HDP’nin başarısı.
Öz yönetim talebi bir haktır
Bugün gelinen noktada sorunun artık hendek sorunu olmaktan çıktığını; daha da büyüyen özgürlük taleplerini tümden tasfiyeye yöneldiğini kaydeden Dicle, şöyle devam etti: “Özyönetim talebi bir haktır, uluslararası sözleşmelerde de tamamen güvenceye alınmış olan bu talep, haktır ve meşrudur. Biz DTK ve bütün kurumlarımızla bu mücadeleyi sahipleniyoruz. Hükümetin sürdüğü savaş konsepti ahlaksız, hukuksuzdur. Meclis’in de devreden çıkarıldığı özel savaş hukuku sözkonusudur. Bu, suç pratiği taşıyan bir seyir izlemektedir. Savaşın da bir ahlakı vardır ama burda kentleri tanklarla toplarla dövmeye varan ahlakszılık vardır. 15 merkezde yürütülen bu savaşta şehirler harabeye çeviriliyor ve büyük acılar yaşanıyor.
Ağrı direnişi hatırlatması
Nasıl ki Ağrı İsyanı‘ndan sonra ‘Hayali Kürdistan burada meftundur’ diyenler bir süre sonra Kürt sorununun bitmediğini anladılarsa bugünkü darbeciler de Kürt halkının demokratik taleplerini bitiremeyecek. Halkımız özyönetim talebini sürdürmeye devam edecek.”
Sömürgecilik başaramayacak
Dicle’den sonra Kürtçe konuşan DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, yeni bir işgal harekatı başlatıldığını belirterek, Bu süreç 30 yıl daha sürse de yinede geleceğimiz yer çözüm masasıdır. “Artık yol ayrımındayız” diyen Irmak, “Elbette yeni bir yol bulacağız. Kentlerimizde direnenlerin talepleri bizim talebimizdir. Onların sözcülüğünü yapıyoruz. Sömürgecilik ve işgal hiçbir zaman başaramayacak. Halkımız boyun eğmedi, biz de boyun eğmeyeceğiz!”
Mesele Kürt sorunudur
DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek de, başkanlar olarak halkın karşısına toplu bir şekilde çıktıklarını belirterek, “Biz Kürt halkının ve Türkiye demokrasi güçlerinin örgütlü kurumları olarak bu süreçte birlikteyiz” dedi. Türkiye toplumuna yönelik manipülasyona işaret eden Yüksek, “Mesele kesinlikle bir hendek ve barikat meselesi değildir. Mesele 100 yıldır çözülmeyen Kürt sorunudur. Mesele her hak talep ettiğinde ezilmeye çalışılan Kürt halkı sorunudur. Kürtler ne zaman haklarını talep etmişse ya eşkıya ya şaki ya da günümüz tabiriyle terörist olarak tanımlanmış ve başı ezilmesi gereken bir unsur olarak tanımlanmıştır” diye konuştu.
49’lar Davası’nı hatırlatan Yüksek, “Bunların isyan etme ihtimali var denilerek idam edilmek istendi bir halk topluluğunun ve onların torunlarından bahsediyoruz” şeklinde konuştu.
Direniş nasıl başladı
Kürtlerin daha önce öz yönetim taleplerini hiçbir şiddete başvurmadan dile getirdiğini dile getirdiğini belirten Yüksek, şöyle devam etti: “Ne oldu geçmişte o 3-5 şakiye haddini bildireceğiz dedikleri gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da ‘bu 3-5 kişi kimdir bunların kilosu kaçtır, bunlara haddini bildireceğiz’ dedi. Sonra operasyonlar başladı ve belediye başkanlarımız gözaltına alındı. 16 belediye başkanımız ve yüzlerce insanımız bu açıklamaları yaptı diye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor ve tutuklandı. İnsanlar buna karşı direnmeye başladı. Gel beni al götür mü desin? Ondan sonra insanlar silahla karşılık verdi. İlk olaylarda Cizre’de onlarca insanımız katledildi; 3 yaşındaki çocukları terörist ilan ettiler.
Direnmek bir haktır
Demokratik Özerklik ve öz yönetim talepleri meşrudur. Devlet bastırmacı yaklaşımla bir politika izlediği sürece halkın kendisini savunma hakkı var. Direnmek bir haktır. Eğer devlet baskı uyguluyorsa, topluluklar halinde veya tek tek insanları öldürüyorsa direnmek haktır.
Siz Yenileceksiniz
Erdoğan 2013 yılında Meclis’te BM’nin halkların kendi kaderini tayin hakkını tanıyan sözleşmesini imzaladığını; 2013 yılında 7 bölgeli eyaletler sistemi neden olmasın, Osmanlı’da Kürdistan eyaleti vardı dediğini hatırlatan Yüksek, savaşı başlatanın da yine Erdoğan olduğunu söyledi. Yüksek, Türk devletine şöyle seslendi: “Siz bu savaşı kazanamazsınız. Çünkü haksızdır. Haklı olan bu halktır. Kaybedeceksiniz, başaramayacaksınız. Haftalarla sokağa çıkma yasağı ilan ediyorsunuz, ezdik bitirdik, diyorsunuz ama karşınızda baş eğmeyen bir halk var. Biz de baş eğmeyeceğiz. Halkımız bu sistemi artık kabul etmiyor, bunu görmeniz gerekiyor.”
Bugün değilse ne zaman?
HDK Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, HDK olarak Türkiye toplumunun sesini DTK’nin Olağanüstü Genel Kurulu’na taşıyacaklarını belirterek, çabalarını bir üst düzeye çıkaracaklarını söyledi.
Son 30 yılda iş başına gelen bütün iktidarların önce “Kürt sorununu kabul ederek çözmeye çalıştıklarını“ ancak daha sonra “Kürt sorunu yoktur” noktasına geldiklerini anımsatan Kürkçü, “Kürt sorunu yoktur dedikleri an sonlarını görürler. Erdoğan’ın kudretli iktidarı da bu sonu görecektir” dedi. Halkın üzerine ordunun salındığını belirten Kürkçü, şöyle devam etti: “Bu meseleyi askerler çözmez, askerin işi öldürmektir, öldürerek çözemezsiniz. Bu, IŞİD yöntemidir. Kravat takmakla IŞİD’çi olmaktan kurtulamazlar.” Kürt sorunun çözümünün sadece Kürt halkına bırakılmaması gerektiğini belirten Kürkçü, “Onlar isteklerini elbette dile getirecekler. Ama diğer halklar bu sorunun çözümüne destek sunmalıdır. Kürt kardeşlerinizin üzerine ordu gönderiliyor. Tıpkı yarın size olacaklar olanlara karşı bugün sesinizi yükseltin. Ya kardeşinize elinizi uzatın ya da bir daha kardeşlikten bahsetmeyin. Kardeşlik bugün değilse ne zaman gösterilecek? Bu meseleyi çözme işini hükümet ve Meclis yapamıyorsa halk ne güne duruyor?”
AMED