Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Talatê (Doğanlı) ve Cibilgirav (Kuyular) köylerinde ilan edilen yasakların ardından saldırıya geçen Türk işgal güçleri, evleri yıkıp yaktı. Gözaltıların yanı sıra haber alınamayan köylüler de var. Ablukanın sürdüğü Xerabê Bava köyüne gitmek isteyen heyete dün de izin verilmedi. 

Dihaber ve ANF’nin edindiği bilgilere göre; sabah saatlerinde Talatê köyünde Necat Yıldız, Şahap Yalçın, Abdurrahman Öker, Mecit Gündüz isimli köylüler gözaltına alınırken, Osman Akbaş ve Berdan Akbaş da kayıp. Cibilgirav köyünde de Bedirhan Kutlu isminde bir köylü gözaltına alındı. İçinde insanların olup olmadığına bakılmaksızın evler yıkılıyor. 

Yasak ilan edilmeden bir gece önce köyden çıktığını belirten ismini vermek istemeyen bir yurttaş, köydeki yakınlarıyla en son dün sabah konuşabildiğini daha sonra telefonların kesildiğini belirtti. Kendisine gelen bilgileri paylaşan köylü, “Köye 2 paletli kepçe bir tane de kırıcı girdi. İnsanlar evlerin içindeyken evleri yıkıyorlar” dedi. Yaşlı bir çiftin evini de yıktıklarını söyleyen yurttaş, askerlerin yaşlı adama işkence ettiği bilgisini de köydeki akrabalarından aldığını söyledi. İki kişinin de kayıp olduğunu kaydeden yurttaş, “Evlerini yıktıkları Osman Akbaş ve oğlu Berdan Akbaş da şu anda kayıp. Nerde olduklarını bilmiyoruz. Öldüler mi kaldılar mı? Kimsenin haberi yok” dedi. 

Köy muhtarına işkence

Köy muhtarını da kendinden geçene kadar dövdüklerini söyleyen yurttaş, şöyle devam etti: “Onu almak için gelen ambulansa binmesine bile izin vermemişler. Askerler 3 eve yerleşmişler. Meydanda dövülen muhtar Mahmut Uzun’un kafası ezildikten sonra bir duvarın köşesine atılmış. 

Akarsu’daki okullarına giden öğrencilerin yasaktan sonra evlerine dönemedi. Akşam eve dönmek için köye girmek istediklerine köy girişinde askerler tarafından bekletilerek girişlerine izin verilmedi. Servis şoförüyle birlikte Talatê’ye 600 metre uzaklıkta olan bir evde mahsur kaldılar.

Su ve elektriği kesildi

Talatê köyünde ağır saldırılar gerçekleştiren Türk devlet güçleri köyün su ve elektriğini kesti. ANF’ye konuşan Talatê köylüleri, “Saldırılar şiddetli biçimde devam ediyor, sabah elektriği kestiler, az önce de suyumuzu kestiler. Çok zor durumdayız. Köyde evler halen yıkılmaya devam ediyor ve rastgele ağır silahlarla ateş açılıyor” diye konuştu. 

Telefonunu asker açtı

Gözaltında olduğu kabul edilmeyenlerden Necat Yıldız’ın oğlu Rıfat Yıldız, babasını en son 22 Şubat günü aradığını ve telefona askerin çıktığını söyledi. Yıldız, şunları aktardı: “Babamı saldırıların başladığı ilk gün aradım, telefona bir asker çıktı, ‘Babam nerde’ diye sorduğumda bana ‘Baban iyi, ben askerim’ deyip telefonu kapattı. O günden sonra da babamdan haber alamıyoruz.” 

Babasının akıbetini öğrenmek için yetkilileri, emniyet ve jandarmayı aradıklarını belirten Yıldız, “Nusaybin İlçe Jandarma Karakolu sadece Şahap Yalçın’ın gözaltında olduğunu kabul ediyor. Babam Necat Yıldız, Abdurrahman Öker ve köy muhtarı Mahmut Uzun’un gözaltına alındıkları ise kabul edilmiyor.’’ 

Talatê’deki yıkım görüntülendi

Talatê köyünde evlerin iş makinaları ile yıkıldığı anların görüntüleri köylüler tarafından kaydedildi. ANF dün görüntüleri yayınladı.  


Suç işlendiği açık

Xerabê Bava köyüne ulaşmaya çalışan ancak gidişlerine izin verilmeyen Barış Bloğu Eşsözcüsü Bahadır Altay, “Köyün kapalı olması, gidişlerin engellenmesi aslında burada bir suç işlendiğinin ispatıdır” dedi.

90’lı yıllarda yaşananları çok sonraları görüldüğünü, devlet adına işlenen cinayetlerin çok sonraları ortaya çıktığını hatırlatan Altay, insanların o zaman haberdar olamadığı şeylerin bugün de yaşandığını ve şimdi yaşananların sonuçlarını geçmişe bakarak görmenin mümkün olduğunu söyledi. Bugün neler yaşandığına dair endişelerinin geçmişe bakıldığında arttığını sözlerine ekleyen Altay, “İnsanların çok sonradan öğrendiği o yaşananlar şimdi Koruköy’de yaşanıyor. Bu köy 90’larda yakılan ve göçe zorlanan bir köy” hatırlatmasında bulundu. 

Köye giriş yasağına dikkat çeken Altay, şöyle devam etti: “14 gündür köy ellerinde ve köyde bir suçlu, ‘terörist’ dedikleri birileri varsa bunları yakalamış, gözaltına almış olmaları gerekirdi. Dolayısıyla bu operasyonun şimdiye kadar bitmiş olması gerekirdi. Hala köyün kapılarının kapalı olması, gidişlerin engellenmesi aslında burada bir suç işlendiğinin ispatıdır.”

Yaşananların uluslararası antlaşmalara da aykırı olduğunu ifade eden Altay, “Burada suç işlendiğini düşünüyoruz. Biz kendi ülkemizde, kendi vatandaşlarımızla iletişim kuramıyoruz. Devlettin hiçbir gerekçeyle buna hakkı yok.” 

Altay, Türk kamuoyunun 90’lı yıllardaki gibi “duymadım, görmedim, bilmiyorum” deme lüksünün olmadığına dikkat çekti: “Bunu söyleyen kulaklarını kendi tıkıyordur, gözlerini kendi kapatıyordur.” 



Böyle bir şey görmedik!

İHD Genel Merkezi, ablukanın sürdüğü Xerabê Bava’ya ilişkin raporunu açıkladı. Tanıkların “12 Eylül’ü de yaşadık 90’ları da ama böyle bir şey görmedik” sözlerine yer verilen İHD raporunda, etkili soruşturma talep edilerek, Meclis’e “köyde inceleme yapması” çağrısında bulundu. 

İHD Genel Merkezi, 11 Şubat’tan bu yana Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı köylerde yapılan operasyonlara dair İHD heyeti tarafından hazırlanan raporu, kamuoyu ile paylaştı. Raporda, Xerabê Bava (Koruköy) köyünde yaşanan hak ihlallerine dair çarpıcı bilgiler yer aldı. İHD, ayrıca güvenlik nedeniyle raporu hazırlayan üyelerinin isimlerini paylaşmadı.

Raporda, ulaşılan tanığın ifadelerine şöyle yer verildi: “11 Şubat Cumartesi günü saat 19.30’da köyün üzerinde yoğun helikopter sesleri duyduk, 20.30’da da cami hoparlöründen muhtar tarafından, köye askerlerin geldiği ve sabaha kadar sokağa çıkmanın yasak olduğu duyuruldu. Aynı anda da operasyon başladı. Öncelikle köyün dışındaki evler basılmaya başlandı. 73 yaşındaki Ebubekir Koç ilk gözaltına alınanlardan. Geride kalanlar evlerde rehin kaldık. Basılan evlerden çıkardıkları insanları boş alanlarda toplayıp işkence yaptılar.

Kız çocuklarından hizmetçi

35 yaşında bir kadın ve kaynanasının durumu fenalaşınca rica minnet hastaneye gönderilmesine izin verildi. Kıbrıs’ta çalışan ve yıllık izni için köye gelmiş bulunan eşi de Pazar günü gözaltına alındı. Kadının 14 ve 12 yaşlarındaki iki kızının evden ayrılmasına izin vermemişler. Kadın, kızlarını ‘Bize hizmet ederler’ diyerek evde tuttuklarını söyledi. 

Gözaltına alınanlar arasında çocuklar da vardı.  2 ve 4 yaşlarında çocukları olan kalp hastası bir kadın fenalaştı, çocuklarını götürmesine izin vermediler. O da hastaneye gitmeyi reddetti. 

Akli dengesi yerinde olmayan

Operasyon başladıktan 6 gün sonra Cuma günü saat 15.00 gibi silah sesleri geldi. 3 kişiyi fotoğraftan teşhis ettik. Birisi köyde yaşayan ve akli dengesi yerinde olmayan birine benziyor mesela. 

Kirli suları içmek zorunda kaldık. Evlerde su ve yiyecek stoku yoktu. Bu nedenle hem su hem de yiyecek bulamıyoruz. Bahçeye çıkmaya bile izin vermedikleri için ekmek de yapamıyoruz. Kirli su kullanmak zorunda kalınca salgın başladı. 

Operasyona katılanlar çok çeşitli. Askerler var, özel harekatçılar var, yüzleri kapalılar var, sivil giyimliler var, sakallılar var. Çok uzun boylu iri yarı gruplar var. Ellerinde çeşit çeşit silahlar var. Bazıları sırtlarında plazma televizyona benzeyen bir şey taşıyorlar. Komando, jandarma, özel harekat... Olanları izah edemiyorum. 12 Eylül’ü de yaşadım, 90’ları da ama böyle bir şey görmedik, şoktayım. 

Savcı görüşmeyi reddetti

Raporda, İHD heyetinin tanık görüşmesi sonrası Nusaybin Adliyesi’ne giderek Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşmek istediği ancak savcının “Çok yoğunum, görüşemem diyerek” talebi reddettiği bilgisine yer verildi. Daha sonra Mardin Valisi ve Nusaybin Kaymakamı ile tekrar randevu talep edildiğini ancak yine randevu verilmediği vurgulanan raporda, hiç bir resmi yetkili ile görüşme yapılamayacağı anlaşılınca heyetin Koruköy’e hareket ettiği aktarıldı. Koruköy’e 15 kilometre kala heyetin önünün kesildiği kaydedilen raporda, engellemenin ardından Nusaybin’e dönüldüğü kaydedildi.

Raporun, sonuç bölümünde işkence, kötü muamele, yargısız infaz, evlerin yakılması ve tahrip edilmesi, yaygın kayıt dışı gözaltı ile köylülere eziyet gibi ciddi iddiaların vakit geçirilmeksizin yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından etkili bir şekilde soruşturulması, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun acilen bir alt komisyon kurarak Xerabê Bava köyünde inceleme yapması, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun ciddi hak ihlalleri ile ilgili inceleme yapması, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından mevzuata aykırı işlemlerde bulunan kamu idarecileri hakkında etkin adli ve idari soruşturma yürütülmesi talep edildi.


İki hafta doldu heyete izin yok

Ablukanın sürdüğü Xerabê Bava köyüne gitmek isteyen heyete dün de izin verilmedi. 

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava köyünde abluka iki haftadır sürüyor. DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, köyden yurttaşlar, DBP ve HDP’lilerin aralarında bulunduğu heyet, dün yeniden köye gitmek için girişimde bulundu ancak izin verilmedi. Heyet ve yurttaşlar köy girişinde yeniden oturma eylemi başlattı. Köye doğru çöp arabalarının ve ambulansların takviyesi dün de sürdü.

Nöbet eylemi ardından heyet adına açıklama yapan HDP’li Vekil Mehmet Ali Aslan, köyde çok vahim işkence yapıldığını, köyden çıkanlarla yaptıkları görüşme sonucunda teyit ettiklerini kaydetti. Aslan, dün gözaltından bırakılan yurttaşların da bu iddiaları doğruladığını söyledi. 

Hayvanların da telef edildiğini, su ve gıda sıkıntısının devam ettiğini vurgulayan Aslan, şöyle devam etti: “İçişleri Bakanı buradaki vahim iddiaları araştırmak için müfettiş göndereceğine, bizzat gelip bakacağına böyle bir durumun olmadığını söyleyerek bu durumu açıklayanları da ‘terör örgütü propagandası’ yapmakla suçluyor. Sur, Nusaybin, Cizre, Şırnak gibi sokağa çıkma yasağının olduğu il ve ilçelerde, bundan daha vahim işkencelerin olduğunu söylüyorduk. En somut örneği Cizre’deki vahşet bodrumlarıydı. O zamanda JÖH ve PÖH’ün böyle bir şey yapmayacağını, ‘örgüt propagandası’ yapıldığını söylüyorlardı. Her ne hikmetse bugün de aynı şeyleri savunarak dile getiriyorlar.”

Nusaybin’in iki köyünde daha yasak ilan edildiğini hatırlatan Aslan, “Burada yaşananları böyle oldubittiye getirerek üstünü örtbas etmeye çalışıyorlar. Eninde sonunda da olsa yargının önünde hesap verecekler. Biz de sonuna kadar bu konunun takipçisi olacağız” diye konuştu. 



MARDİN