
Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerini bariyerlerle abluka altına alan polis, yıkım kararı bulunan evleri zorla boşaltmaya başladı.
Amed’in Sur ilçesinin Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde “Kentsel dönüşüm” adı altında Mayıs ayında başlatılan yıkım devam ediyor. Her iki mahallenin büyük bir bölümü yıkılırken, yıkıma karşı direnenlerin evlerinin yıkımına da başlandı. Sabah saatlerinden itibaren yıkımın sürdüğü her iki mahalleyi bariyerlerle giriş çıkışlara kapatan polisler, evlerini terk etmeyen yurttaşları zorla çıkarmaya başladı.
Çevik kuvvet polisleri ve TOMA’larla kuşatma altına alınan her iki mahallede, yurttaşların yıkıma karşı direnişi sürdü. Mahalle aralarında bulunan ve yıkım kararı alınan birçok ev polis bariyerleri ile abluka altına alınırken, evlerine girişlerine izin verilmeyen yurttaşlar elektrik akımının bulunduğu demirler arasından içeri girmeye çalıştı.
Diyarbakır Valiliği’nin verdiği talimat doğrultusunda her iki mahallenin abluka altına alındığı ve “Evleri zorla boşaltın” talimatı verildiği öğrenildi.
Milletvekilleri Sur’da
Halk evlerini yıktırmamak için direnirken, Sur’un Yıkımına Hayır Platformu’nun çağrısı üzerine çok sayıda kişi mahalleye geldi. Alipaşa Mahallesi’ne gelen HDP milletvekilleri Sibel Yiğitalp, Ziya Pir ve İmam Taşçıer, Sur Platformu bileşenleri ile birlikte oturma eylemi başlattı. Alipaşa Mahallesi Talu Sokak’ta (Meydana Çeleka) oturmaya başlayan vekillerin bulunduğu yere kimse alınmazken, basın mensuplarının da içeri alınmadığı mahallede eylem sürdü. Polisin zoruyla boşaltılan bazı evlerdeki yıkım da devam etti.
Günlerdir suları kesik olduğu için cami ve kiliseden ihtiyaçlarını karşılayan halk, buradaki suyun da kesilmesi üzerine su tankerinden bidonlarla su taşımaya başladı. Abluka başladığı sırada evlerinde olmayanların, evlerine girmelerine de izin verilmedi.
Tehcir politikasıdır
HDP Eşbaşkan Yardımcısı Saruhan Oluç, Sur’daki tehcir politikasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Bakanlar Kurulu tarafından 25 Mart 2016 tarihinde alınan Sur’un ‘acele kamulaştırılması’ kararından bugüne kadar süren yıkım, bugün de tehcir politikası ile devam etmektedir” diyen Oluç, şunları kaydetti:
Tamamına el koyma
“Temmuz 2015’te UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin tampon bölgesi, yani dünya kültür mirası yönetim alanı içerisine giren Suriçi bölgesi zaten Kentsel Sit Alanı’dır. Ayrıca Sur’un yıkım planı içerisine girmeyen yüzde 18’lik kısım ise TOKİ tarafından, kentsel dönüşüm kapsamında kamulaştırılan bazı alanları kapsamaktadır. Yani yapılan Suriçi’nin tamamına el koyma projesidir.
Hukuka aykırı
Sur’da sürdürülen bu yıkım;
* Anayasa’nın 46. Maddesi’ndeki kamulaştırma hükmüne;
* Anayasa’nın 35. Maddesi’ndeki mülkiyet hakkına;
* Sur’un Dünya Kültür Mirası içerisinde yer alması nedeniyle, Türkiye’nin onayladığı ‘Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’ye
* Yurttaşların en temel hakkı olan kamu hizmetlerinden yararlanma ilkesine aykırıdır.
Tam bir soykırım
Sur’da yaşayan insanların çoğu daha önce yaşanmış olan köy boşaltmaları sonucu bu ilçeye göç etmiştir. Yerinden edilmiş olan Kürt halkı, bir kez daha yerinden edilmek istenmektedir. Farklı sınıf, kimlik ve inançtan insanları tarihi boyunca barındırmış, çok katmanlı demografik yapısı ile tarihin her döneminde kozmopolit bir yerleşim yeri olan Suriçi’nde iktidar, toplumsal belleği, dayanışmayı, tarihsel kimliği yok etme çabasındadır.
Suriçi’nin özgün yapısının, sokak dokusunun, mahalle kültürünün, toplumsal belleğinin, kent tarihi ve kültürünün ağır darbeler aldığı, savaş süresince ve sonrasında ağır bir şekilde kent ve insan hakkı ihlallerinin yaşandığı net bir şekilde ortadadır.
Sur, İdil, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Silopi’de katledilen yurttaşlarımızın, yıkılıp talan edilen kentlerin, yok edilmeye çalışılan kültürün üzerine rant odaklı, halkımızı yerinden etmeye dönük projeler üretilmesi açıkça bir tarihsel ve kültürel soykırımdır.
Kürt halkına ve Kürt kültürü ile ilgili her şeye yönelik hırs ve intikam duygusuyla Sur’a yapılan saldırıyı tüm muhalif kamuoyu kendisine yapılan bir saldırı olarak görmelidir. Sur halkına dayatılan bu tehcir politikasına karşı sesimizi yükseltelim, Sur’a ve Sur halkına sahip çıkalım.”
AMED
Başka yerde yaşayamam
Sur’un Alipaşa mahallesinde yaşayan 97 yaşındaki Kevser Zengin, yıkım kıskacındaki evinden çıkmak istemediğini, 75 yıldır yaşadığı Alipaşa Mahallesi dışında herhangi bir yerde yaşayamayacağını belirtiyor.
Siirt’te doğan Kevser Zengin, 22 yaşında gelin olarak geldiği Sur’un Alipaşa Mahallesi’nden bir daha çıkmadı. Dört çocuk annesi olan Kevser Zengin, çocuklarına bakmak ve ailesinin geçimini sağlamak için 15 yıl boyunca dönem dönem çalışmak için Mersin’e gidip geldiği halde mahallesinden kopamadı. Zengin, Sur’un dışında oturan çocuklarının yanında dahi kalmaya dayanamadığını belirtiyor. Kuzu 2. Sokakta bulunan ilk malikanesinden bir an olsun ayrılmıyor. Gündüzlerini kapısının önüne serdiği küçük kilimin üzerinde geçiren Kevser nine, etrafta devam eden yıkımı üzüntüyle izliyor.
Ne olursa olsun evinden çıkmayacağını belirten Zengin, kendisine evinin yıkılmasına ilişkin soru soran gazetecilere şu cevabı veriyor: “Evimi yıkamazlar. Ben buradan ayrılmayacağım. Ömrümün neredeyse tamamı burada geçti. Ben başka yerde yaşayamam.”