Prof. Dr. Simten Coşar, AKP somutunda kadın düşmanlığını yapan muhafazakarlık ile neoliberalizm arasında doğrudan bir bağ olduğuna dikkat çekti. Coşar, muhafazakarlığın dilinin eril ve saldırgan olduğunu ve kadınların kazanılmış haklarının geri alınmaya çalışıldığını kaydetti.
Kürtajı yasaklama hazırlığında olan AKP’nin kadın politikalarını değerlendiren Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Simten Coşar, muhafazakar-neoliberal bir çizginin yürütüldüğünü ifade etti. Olaya bütünlüklü bakmanın önemine işaret eden Coşar, serbest piyasa ekonomisinin meşrulaştırılmasından, sosyal politikaların lağvedilmesine temel referans noktasının muhafazakârlığın ailesi olduğunu söyledi.
Muhafazakârlığın en temel unsurunun aile olduğunu belirten Coşar, “Muhafazakâr demokrat” siyasetin liberal demokratik rejimlerin yerleşik siyasal pratiklerinden bir siyasal pozisyon olduğunu ifade etti. Coşar, “Öyle ki, aile, serbest piyasa ekonomisinin meşrulaştırılmasından, sosyal politikaların lağvedilmesine kadar uzanan geniş bir yelpazede temel referans noktası olarak alınır. Pek tabii ki, burada bahsedilen aile, çekirdek ailedir. Çekirdek olması, akrabalık ilişkilerinin önemsiz addedilmesine değil, neo-liberal serbest piyasanın gereksinimlerine bağlıdır” diye konuştu.

Kadın doğrudan devletin kontrolünde
Türkiye’nin neoliberal politikalar çerçevesinde AKP öncülüğünde yeniden şekillendirildiğine, bu konuda önemli adımlar atıldığına işaret eden Coşar, AKP iktidarının bunu halkın rızası temelinde yapmaya çalıştığına dikkat çekti. Bu rızayı kazanmanın bir takım ölçüleri olduğuna dikkat çeken Coşar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kurulmasının ve aile ile hiç bağı olmayan sosyal, kültürel, siyasal yaklaşımları ifade eden Sosyal Politikalar kavramının da aile için olduğu anlamına hizmet ettiğini belirtti. Coşar, “Burada kadının aile içinden tanımlanması çıkar. Kadın bedeninin doğrudan devlet tarafından kontrol edilmesi gerektiği ortaya çıkar. Kürtaj tartışması beni şaşırtmadı. Ama bu tartışma korkutuyor. Bu geri tepmenin bir ifadesidir. Bir yandan kadın bedeninin devlet tarafından kontrol altında olması gerektiği belirtiliyor. Bir taraftan da kadınların kazanılmış olan haklarına göz dikme vardır” dedi.

Batı’da benzer gelişmeler yaşandı
Bu durumun Batı Avrupa ve Kuzey Amerika topraklarında da kendini gösterdiğine dikkat çeken Coşar, söz konusu gelişmelere paralel olarak feministlerin marjinalleştirilmek istendiğini kaydetti. “Feministlerin taleplerini aşırı bulan ve kadınları kendi serbest piyasa ekonomisine uydurmaya çalışan bir politika söz konusu. Bu da işin başka bir boyutudur” diyen Prof. Coşar, muhafazakarlığın dilinin eril ve saldırgan olduğunu belirtti. Coşar, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “AKP’li bakanların, Başbakan’ın dilinin saldırgan olmasının böylesi nedenleri var mutlaka. Ancak bir taraftan da demokratik literatür kullanılıyor. Bu da neoliberalizmin bir yansıması. Fatma Şahin’in kalkıp, ‘Gerekirse 74 milyon oturur tartışırız’ diyor. Benim bedenimi neden tartışıyorsun. Tüm bunlar aslında durumun tehlikesini ortaya koyuyor.”

NAGİHAN AKARSEL