Kenen Evren için söylenecek birşey var mı?
Evren gitti.
Yeri boş kalmadı.
Türkiye nitelikte değişti mi?
Titiz bir analiz, sistemin aksesuarının değiştiğine işaret ediyor; nitelikte bir değişim yok.
Evren döneminde, dünya küçük bir köy gibi değildi.
Askerler konuşurlardı; siviller susardı.
Komünizm ve kimler olduğu bir türlü bilinmeyen “dış mihraklar”la politika yapan Türkiye’deki egemenler, Türk halkını “siyasi rehin” edinmişlerdi.
Kuzey Kürdistan’da yola çıkan militanlar, “Türk Militarizmi” gibi bir granite çarpacaklarını bile bile yola çıkmışlardı.
Türkiye’nin frenine basacak güçlü bir dünya muhalefeti yoktu.
Dünya’daki halklar, Sovyet’lerdeki bürokratik dikta ile ABD’nin demir pençesine endeksli siyasete boyun eğmek tehdidiyle yaşamaya mecbur edilmişlerdi.
12 Eylül o tarihlerin ürünü. Kenan Evren de.
Şimdilerde dünya küçük bir kent gibi.
Türkiye bir mahalle gibi duruyor.
Evren döneminde yaşama hakkı olmayan Barzani, şimdilerde Erdoğan kadar yaşama hakkına sahip.
Dengeler değişti.
Kuzey Kürdistan’daki milyonlar, Türkiye’yi durduracak bir “politik toplum”a dönüştüler.
Devletler’in hegemonya alanları pratikte işlemez hale geldi.
Türkiye’de dokunulmaz ülke olmaktan çıkmış bulunuyor.
Otuz yıl önce Almanya’daki “Die Linke” karar alarak HDP’yi bu seçimlerde destekleyeceğini söyleyemezdi.
Herşey “Uluslararası Hukuk”a göre şekillenirdi.
Günümüzde, güçlü olan Batılı devletler, yeni devletlerin doğmasına öncülük ediyorlar (Almanya’nın Hırvatistan’ın kuruluşuna öncülük etmesi gibi).
Güçlü sivil örgütler, başka bir ülkedeki muhalifleri destekleyebiliyorlar (Yunanistan’daki yeni Hükümet’in Avrupa’daki muhaliflerden destek alması).
Böyle olunca da, bugünün kolonyal faşizminin başı Erdoğan’ı, eskinin diktatör Evren’i ile aynı nicel tahribatı yaratma şansına sahip değil.
Buna ne Kuzey Kürdistan’daki milyonlar, ne de son dönemde hızla uyanan Türkiye’deki ev kadınları, öğrenci hareketi ve aydınlar müsade edeceklerdir.
Türkiye ve Erdoğan, artık Batı Avrupa devletlerinden “açık çek” alabilecek “batının tek şımartılan rejimi” değil.
ABD’nin de tek bir Türkiye kozu” yok.
Tüm bunlara rağmen yine de şu soruyu sormadan edemeyeceğim:
Erdoğan Evren’den daha mı demokrat?
Ya da Evren Erdoğan’dan daha mı diktatördü?
Sorun aksesuarda değil.
Yüzbinlerin hapsedilmesi, idamların olması 80’li yılların işiydi.
Roboskî, Paris, kolları kırılan çocuklar, KCK davası, Temerküz kamplarına götürülür gibi koltuklarından men edilen Kürdistanlı parlamenterler, tehditler, bugünün tatbikatları.
O zamanlar Kürt ismi yasaktı.
Şimdilerde, kendilerine Kürdistanlı diyen devrimci milyonların kendi kaderlerini belirleme hakkına karşı, devlet patentli Kürtler ile sindirilmek istenen ve siyasi kimliği yasaklanan Kürtler/Kürdistanlılar var.
Erdoğan ile Evren arasında nitelikte bir fark var mı?
Evren de Erdoğan da milyonların şuurunu hipotekleştrecek kadar “şiddet” uyguladılar.
İkisi de “karanlık bir tünel”in mimarlarıydılar ve milyonlardan “destek” aldılar!?