Ey aghparig Hrant
Ey xuşka Sakine
Adaletin yerlerde süründüğü, esamesinin okunmadığı, adaletsizliğinin sürekli tescil edildiği makamlardan adalet beklemek gibi bir şeyler yapıyoruz… Yargılayanın da yargılananın da katil olduğu bir adalet de müsamereye devam etmek ya da taraf olmak gibi bir şeyler yapıyoruz… Ne olduğunu bildiğimiz ‘Devlet refleksi’nin kanlı eylemlerini temize çıkarmakla yükümlü kurumları, adalet dağıtan kurumlar sandığımız gibi bir şeyler yapıyoruz… ‘Adalet mülkün temelidir’ sözünü belleklerimize kazdıkları halde adaletin insanlığın temeli olduğunu sanıp, adalet aramaya çıkar gibi bir şeyler yapıyoruz...
‘Adalet bizim olmayan devletin temelidir’i bile bile sokaklara dökülüp bizim için olmayan adaleti arıyor gibi bir şeyler yapıyoruz…
En organize katil şebekelerinin devlet organizasyonları olduklarını bile bile, yine de sizin katillerinizi onlardan ister gibi bir şeyler yapıyoruz…
Kendimizi kandırmak gibi bir şeyler yapıyoruz…Çaresizliğimize çare arıyor gibi bir şeyler yapıyoruz…
Ey aghparig Hrant, sen birbuçuk milyon Ermeninin sembolü; bir ‘piç’tin… Ey xuşka Sakine sen yetmiş bin Dêrsimli’nin sembolü; hem ‘yok’tun hem de ‘kuyruklu’ idin...
Ey aghparig; birbuçuk milyon soydaşını, atalarını önce yokedip sonra Lozan’da azınlık hakları veren, kocaman kocaman devletler var ya, adları katil ile özdeşlemiş devletler, o olmayan adaleti aradığımız devletler var ya... Sakine’nin doğup büyüdüğü toprakları, kocaman bir coğrafyayı karpuz gibi dörde bölen devletler... İşte onlar şimdilerde, yine bir uğursuz Ocak ayında, yine o uğursuz coğrafya da, Lozan’dan otuz kilometre mesafede olan Montreux’da 91 yıl aradan sonra tekrar bıraraya geliyorlar. Biz adalet ararken onlar ayni şeyleri tekrar etmeye çalışacaklar.
Kendilerini bizim adımıza söz ve karar sahibi sanıyorlar… Yine bizim hakkımızda, bizim geleceğimizi belirleyecek olan kararlar verecekler... 91 yıl önce olanları tekerrür ettirebileceklerini sanıyorlar. Hani adaleti olmayan yerde ararken kendimiz kandırıyorduk ya... Şimdi sıra onlar da. Onlar da bizim kaderimizi belirleyeceklerini sanarak kendilerini kandırıyorlar…
Geçmişimizi, kan gözyaşı, acı katliam, soykırım, sürgün ile ortaklaştırdılar.
Geçmişi ortak olanların, geleceği de ortaklaştıracaklarını unutuyorlar.
Sizin bıraktığınız mirası devralanlar, ortak geleceğe yürürken eminler, siz ışıklar içinde uyuyun...
Ey aghparig Hrant Ey xuşka Sakine
Dün Ermeni gazeteci kardeşimiz Hrant Dink’in çalıştığı gazetesi önünde katledilişinin yedinci yılı doldu. Her ölüm yıldönümlerinde öldürülenleri anmaktan başka yapılacak bir şeyler var mı? diye düşündüm. Tıpkı Sakine, Fidan ve Leyla’nın on gün önce Fransa’nın başkenti Paris’te katledilişlerinin birinci yılında onları sevgi, saygı, acı ve derin bir hüzünle andığımız gün gibi.