Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Eşbaşkanı Özlem Tolu, 29 Aralık eylemine katılan üyelerine yönelik açılan soruşturmalarla ilgili İstanbul İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu’nun "Bu bir sendikal eylemdir ve sendikal bir eyleme ceza verilemez" kararını hatırlatarak, "29 Aralık eylemi bir sendikal eylem ise Kürt illerindeki bu sürgünler neden?" diye sordu. 

Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Eşbaşkanı Özlem Tolu, yeni eğitim ve öğretim yılının açılmasına sayılı günler kala yüzlerce sendika üyelerinin sürgün edilmesini değerlendirdi. Ülkenin eşit ve demokratik bir ortama kavuştuktan sonra emekçilerin haklarını alabileceklerini ve bunun için mücadele ettiklerini belirten Tolu, sendika olarak 29 Aralık’ta yaptıkları eylemi ve sonrasını hatırlattı: Özellikle Kürt illerindeki operasyonlar sırasında öğretmenlerin bir gecede gelen mesajlarla evlerine gönderilmesini, okulların kapatılmasını, öğrencilerin çok uzun bir süre okullarına gidememesini ve eğitim-öğretimine devam edememesini protesto etmek için eylem yaptık. Hükümet, 29 Aralık eylemini Eğitim Sen’e karşı kullandı. Eğitim Sen’i terörle ilişkilendirmekten tutalım da bütün hayatı darbelere karşı mücadele yürütmekle geçmiş üyelerini darbe ortağı ve FETÖ ile ilişkilendirmeye kadar. Böyle bir toplumsal algı yaratmaya çalıştı ve nihayet 29 Aralık soruşturmasını başlattı. 


Süre aşıldıktan sonra

Eylemin ardından hukuken 6 ay içerisinde soruşturmaların açılması gerekirken süre aşıldıktan sonra MEB’in baskısıyla soruşturmalar açıldı.


Ceza verilemez denildi

İstanbul İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu, 29 Aralık eylemine katılan Eğitim Sen üyelerine yönelik açılan soruşturmalarla ilgili "Bu bir sendikal eylemdir ve sendikal bir eyleme ceza verilemez" kararı verdi.


Bir ilçede anormal karar

İl Disiplin Kurulu'nun bu kararına rağmen Küçükçekmece ilçesinin soruşturmasını yürüten müfettişler, 145 Eğitim Sen üyesinin 29 Aralık soruşturmasından dolayı meslekten ihraç talebiyle Bakanlığa dosyalarını gönderdi. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, Küçükçekmece ilçesinden 145 Eğitim Sen üyesinin 29 Aralık eyleminden dolayı meslekten ihraç edilmesi gerektiği talebini reddetti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ise 07 Haziran’da İl Disiplin Kurulu’nca, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun gönderdiği ret kararlı bu dosyaları görüştü ve 145 Eğitim Sen üyesi hakkında 29 Aralık eyleminin sendikal bir eylem olduğu ve dolayısıyla ceza verilemeyeceği kanaatine vardı. Dosyalara ceza verme talebi böylelikle reddedildi.


Büyük bir çelişki var

Sendikaların karar aldığı eylemlere üyelerinin katılması kadar doğal bir şeyin olmadığını ifade eden Tolu, şimdi buradaki çelişkiye dikkat çekti: 

* 29 Aralık eylemi bir sendikal eylem ise ve bu eyleme ceza verilemiyorsa aynı eylemi yapmış olan Kürt illerindeki arkadaşlarımızın sürgün edilmesi neden? 

* Diyarbakır, Urfa, Antep, Dersim ve Muş’taki arkadaşlarımız, Eğitim Sen’in almış olduğu karar doğrultusunda 29 Aralık 2015’te yaptıkları eylemden dolayı neden cezalandırılıyorlar? 

* Bu illerdeki Eğitim Sen üyesi olan arkadaşlarımız başka bir ülkede, başka yasalarla ve başka bir Eğitim Bakanlığı'nın idari hukuk kurallarına göre mi yaşıyorlar? 


Bakanlık hatadan dönmeli

29 Aralık 2015’teki sendikal eyleme ceza verilemeyeceğinin İstanbul, İzmir ve Denizli gibi illerde tescil edildiğini; verilen cezalar, sürgünler ve meslekten ihraç talebi ile açılan soruşturmaların hepsinin idari mahkemelerce iptal edilip hakların iade edildiğini anımsatan Tolu, "Dolayısıyla MEB’in aradaki bu çelişkiyi görmesi ve bu hatadan hızlıca dönmesi gerekmektedir. Arkadaşlarımızın sürgünlerinin durdurulması ve bu eylemlerinin sendikal bir eylem olduğunun kabul edilerek bir an önce hak mağduriyetlerinin önüne geçmesi gerekir" dedi.


Sesimizi kesmek için

Savaşın birebir yaşandığı bölgeden tutalım da savaşın en uzağındaki bölgeye kadar Eğitim Sen üyelerinin her zaman barıştan yana olduğunu; aynı zamanda laik, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitimi her koşulda talep ettiğini ifade eden Tolu, şunları vurguladı: "Dolayısıyla sürgün edilen arkadaşlarımızın yaşadığı illere ve bu illerdeki sendikal aktivitelerine baktığımız zaman tam da bu dile getirdiğimiz taleplerin toplumda karşılık bulmasında yoğun çaba harcayacak ve bunu sağlayabileceklerin sürgün edildiğini görüyoruz. Özellikle aktivistler, yöneticiler ve temsilcilerin bölgede yaşamasını istemiyorlar. Sesimizi kesmek için yapılıyor bu sürgünler. Sadece biz Eğitim Sen üyeleri değil, tüm onlardan olmayan kesimlere karşı bu yıldırma ve yok etme politikasının yapıyorlar. Bunları yaparak toplumun körleşmesini istiyorlar."  


 İSTANBUL