Eşini 10 yıllık tutsaklıktan sonra yitiren Hayriye Demir’in (67) ise iki çocuğu şehit, üçü cezaevinde ve ikisi de direnişte. Anne Demir, “Yaşadıkça yanlarında olacağım” dedi.
Cezaevinde iki çocuğu açlık grevinde olan Fehime Zoraslan da 5 Mart’ta açlık grevi eylemine başladı. Çocuklarının halkı ve kararlı olduğunu belirten Zoraslan, sessiz kalınmamasını istedi.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 131. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 93, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 92, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 83. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 76, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 73. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 62. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 117 gündür; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 57 gündür; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 23 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
İki kardeş direnişte
Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde 3 yıldır tutuklu bulunan Abdullah Zorarslan ile aynı cezaevinde 9 aydır tutuklu bulunan kardeşi Faruk Arslan, Mart’tan beri açlık grevindeler. Çocuklarının açlık grevinde olduğunu 5 Mart’ta yaptığı görüşmede öğrenen anne Fehime Zorarslan da eyleme başladı. Anne Zorarslan, açlık grevlerini, tecridi ve neden açlık grevine başladığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Görüş gününde çocuklarını gören anne Zorarslan, çocuklarının durumunu gördükten sonra da kendisinin de açlık grevine başladığını söyledi. Evde yemek yemediğini belirten anne Zoraslan, su, şeker ve tuz kullandığını ifade etti. “Ben anneyim, çocuklarım yemek yemiyorsa ben nasıl yiyeyim” diyen anne Zoraslan, “Açlık grevcilerinin hepsi benim çocuğumdur. Onlar bir şey yemiyorsa benim boğazımdan ekmek nasıl geçer” diye ekledi.
Açlık grevcilerinin taleplerinin karşılanması için başta anneler olmak üzere herkese çağrıda bulunan anne Zorarslan, çocuklarının açlık grevlerini sonlandırmadığı sürece kendisinin de sürdüreceğini ifade etti. Anne Zorarslan, “Taleplerimiz kabul edilmeyene kadar açlık grevine devam edeceğiz. Yeter artık nereye kadar” şeklinde konuştu.
İki çocuğu eylemde
Elbistan E Tipi Cezaevi’nde bulunan Abdullah Demir ile Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde bulunan kardeşi Dinar Demir, 1 Mart’tan itibaren açlık grevine başladı. Uzun yıllardır tutuklu olan Abdullah Demir’in “örgüt üyesi olmak” ve “silahlı eyleme katılmak” gerekçesiyle müebbet hapis cezası aldığı belirtilirken, Dinar Demir ise bir yırdır tutuklu ve siyasi gerekçelerle yargılaması devam ediyor.
İki çocuğu da şehit
Devletin politikalardan dolayı 90’lı yıllarda iki çocuğu PKK’ye katılan anne Hayriye Demir (67), çocuklarının farklı tarihlerde şehit düştüğünü ve cenazelerine de hala ulaşamadığını söyledi. Eşi Resul Demir’in de 90’lı yıllarda siyasi gerekçelerle 10 yıl cezaevinde kaldığını ve tahliye edilmesinin ardından yaşamını yitirdiğini hatırlatan anne Demir, çocuklarından Abdullah Demir’in Elbistan E Tipi Cezaevi’nde, Dinar Demir’in Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde, Emine Demir’in ise Gebze Kadın Cezaevi’nde tutuklu olduğunu söyledi. Emine’nin dışındaki iki çocuğu süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu dile getiren anne Demir, yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı çocuklarının ne zaman açlık grevine başladığı bilgisinin ise kendisine verilmediğini söyledi.
Anne Demir, 30 yıldır cezaevi kapısında olduğunu belirterek, yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Açlık grevcilerinin taleplerinin karşılanması gerektiğini vurgulayan anne Demir, kamuoyunun açlık grevcilerinin seslerini daha fazla yükseltmesi gerektiğini ifade etti.
Yaşadığımız sürece
Yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı elinden bir şey gelmediğini belirten anne Demir, “Keşke sağlığım yerinde olsaydı, onlar için sokakta mücadele etseydim. Sağlık sorunlarıma rağmen direneceğiz. Yaşadığımız sürece çocuklarımızın mücadelesinin arkasındayız” diye konuştu.
Kürt halkı üzerinde yürütülen politikaları “zulüm” olarak tanımlayan anne Demir, “Devletin bu zulmü artık yeter. Nereye kadar bu zulmü bize yaşatacak” diyerek, İmralı’daki tecridin kaldırılmasını istedi. Açlık grevlerinden dolayı sabaha kadar uyuyamadığını anlatan Demir, “Ciğerim yanıyor. Annelere yazıktır. Ciğerlerimizden kan akıyor. Yeter artık. Bu zulmü artık kaldıramıyoruz” dedi.
Can vermeden ses verilsin
Elazığ Cezaevi’nde tutuklu bulunan Refik Kaçar (27) da açlık grevinde. Gizli tanığın ifadesi doğrultusunda “örgüt üyeliği” gerekçesiyle 3 yıl önce gözaltına alınıp tutuklanan Kaçar’a yargılama sonucu 9 yıl hapis cezası verildi. Kaçar, bir süre Siirt E Tipi Cezaevi’nde kaldıktan sonra Elazığ Cezaevi’ne sürgün edildi. Kaçar’ın tutuklandıktan sonra göz tedavisinin de yarım kaldığı belirtildi. Babası Agit Kaçar (50), 14 Mart’ta oğlunun görüşüne gittiğini belirterek, Elazığ Cezaevi’nde sürekli “3 ay görüş yasağı, 3 telefon yasağı, 3 ay spor yasağı” gibi cezalar verildiğini söyledi. “Türkiye’nin bütün cezaevleri aynıdır ama Elazığ Cezaevi’nde ayrı bir baskı uygulanıyor” diyen baba Kaçar, oğlunun her iki gözünün nakil olduğunu ve uzun bir süre açlık grevinde kaldığı taktirde görme yetisini kaybedeceğini vurguladı. Bu riski oğluyla paylaştığını aktaran baba Kaçar, oğlunun kendisine, “Bir şey olmaz, ben de arkadaşlarım gibiyim” dediğini söyledi.
Baba Kaçar, halka ve aydınlara seslenerek, “Çocuklarımız can vermeden ses verilsin. Kürt halkının ve önderliğinin üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması için açlık grevine girdiler. Bu tecridin kaldırılması gerekiyor. Talepleri haklı ve insani bir taleptir. Başka bir imkanları olmadığı için bedenlerini ölüme yatırıyorlar” dedi.
AMED