Açlık grevinin 75. gününe giren Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, “Bedenlerini ölüme yatıran yüzlerce direnişçiyiz. Eylemimiz, bizim yeni başlangıcımız olup yeniden doğuşumuzun müjdecisidir” dedi.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra 113 gündür de Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 75, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 74, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 65. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 58, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi de 55. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 44. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme dahil oldu. Böylece 67 farklı cezaevinde kalan 331 tutsak açlık grevinde. Tutsaklar adına önceki gün açıklama yapan Deniz Kaya, 1 Mart’tan itibaren tüm Türk cezaevlerinde eyleme başlayacaklarını bildirdi. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 100 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 40 gündür eylemde. Açlık grevinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Kararlılığı belirleyen güç
Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini sürdüren gazeteci Kibriye Evren, Hilal Ölmez ve Evin Kaya eylemlerinin 75. gününde kamuoyuna bir mesaj gönderdi:
Leyla Güven’in yoldaşları olarak bu büyük direnişe bedenlerimizi açlığa yatırarak, Öcalan’ın üzerindeki tecrit kalkana kadar direnmeye devam edeceğiz. Tecrit büyük bir insanlık suçudur. Tecrit karşısında başlatılan eylemimiz büyük bedelleri göğüsleyecek güçle devam ediyor. Kararlılık nedenlerimizi belirleyen bu güç, yaşamımızı anlamlı kılan fikirlerin toplamıdır, başlangıcıdır. Arend’in dediği gibi ‘Başlangıç insanın en üstün yeteneğidir. Bu başlangıç her yeni doğumla güvence altına alınır ve başlangıç her insandır.’ Bu nedenle başladığımız eylemimiz bizim yeni başlangıcımız olup yeniden doğuşumuzun müjdecisidir.
Maneviyatları güç veriyor
Amed zindan direnişçileri ‘Bizler yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz’ demişlerdi. Yeni bir direniş tarihiyle, yeni bir başlangıçla bu sevgiyi büyütüyoruz. Heval Sara’nın özgürlük aşkı, direniş ruhu, bulunduğumuz bu mekanda canlarını veren yoldaşlarımızın maneviyatı yolumuzu aydınlatıyor. Onların direnişi bize güç vererek büyütüyor. Sayın Öcalan’ın yarattığı kadın eksenli yaşam ideolojisi, erkek egemen zihniyetin maddi-manevi tüm soykırımcı politikalarını alt-üst etmiştir. Biz kadınlar bu perspektif ve felsefeyle ruhen, zihnen ve kalben pratiklerimizle, eylemlerimizle Sayın Öcalan’a sahip çıkıyoruz ve çıkmaya devam edeceğiz.
Bedeli için hazırız
Mutlak tecritle komployu devam ettirme çabalarını da boşa çıkaracağımızın direnişini veriyoruz. Faşizm ne kadar ısrar ederse etsin, yenilmeye mahkumdur. Faşizm direniş karşısında kırılacak, tecrit kalkacaktır. Bunun bedeli ne olursa olsun vermeye hazırız. Direnişin kalesindeyiz ve sesimiz buradan yükseltmeye devam edeceğiz.
Direnişçiler olarak tüm devrimci demokratik kesimleri, kadınları, gençleri, yurtsever halkımızı bu direniş etrafında daha güçlü kenetlenmeye çağırıyoruz. Tarihimiz direniş mirasıyla doludur. Bu direniş hafızasının taşıyıcısı halkımız bulunduğu her yerde mücadelesini büyüterek, eylemlerini çoğaltarak tecridi kırmak için topyekûn direnişe geçmelidir.
Bedenlerini ölüme yatıran yüzlerce direnişçiyiz. Herkesi ölüme yatan bedenlerle beden olmaya, ses olmaya ve direnmeye çağırıyoruz. Direnenlerin verdiği yaşam gücüyle hepinizi selamlıyoruz. Kazanan direniş olacak, kaybeden faşizm olacaktır.”
AMED
Yeni trajediler yaşanmasın
Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde 16 Aralık’tan bu yana açlık grevinde olan Özlem Söyler, eylemlerine ilişkin kamuoyuna yönelik bir mektup kaleme aldı. Söyler, gönderdiği mektubunda sonuç alıncaya kadar sürdüreceklerini belirttiği açlık grevleri konusunda kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı.
Açlık grevi eyleminin dünyanın bir çok yerinde politik nedenlerle yapıldığını belirten Söyler, bu eyleme başlaması sonrası kendisini “demokratik dünya üyesi gibi” hissettiğini dile getirdi. Söyler, devamında ise “Dünya örneklerinin yanı sıra Türkiye Cumhuriyet tarihinin utanç abidesi olan Amed zindanlarında uygulanan işkenceler sonucu, 1981’de devrimciler insanlık onuruna sahip çıkmak için bunu bir özgürlük yolu olarak ortaya koymuşlardır. Açlık grevi eylemi en zor eylem biçimidir. Bu zoru kucaklamak için dünya insanlığının bir gün barış içinde yaşayacağına yürekten inanmak gerekiyor” diye belirtti.
Önce İmralı’ya sonra topluma
Öcalan üzerinde yürütülen tecridin, özünde tüm topluma, siyasete, kadına ve hukuka uygulandığını vurgulayan Söyler, şöyle devam etti: “İmralı Adası devlet sisteminin kendini sınadığı prototip bir toplumdur. Orada uygulanan her şey topluma uygulanıyor ve dayatılıyor. Bunu bilen Sayın Öcalan direniyor, 21 yıldır bir direniş içindedir. Bu nedenle tecridin kaldırılması talebiyle bu eyleme girdik. İmralı’da tecrit kırılırsa devlet hukuki ve ahlaki temelde kendi yasalarını uygularsa toplum üzerinde görünmeyen OHAL ve tecrit politikası, siyaseti de kalkacaktır.”
Sonuç alıncaya kadar
Söyler, bu amaçla sonuç alıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerinin altını çizdi. Hükümet ve devletin İmralı tecridine son vermesi halinde ancak eylemlerinin sonlanabileceğini vurgulayan Söyler, “Ama adım atılmaz ve görmezden gelinmeye devam edilirse, hayatımızı kaybedeceğimizi bilsek de sonlandırmayacağız” dedi.
B1 vitamini verilmiyor
75 gündür eylemde olsa da kendini ruhen moralli ve güçlü hissettiğini aktaran Söyler, şöyle sürdürdü: “Ancak grev nedeniyle fiziki halsizlikler yaşıyorum. B1 vitamini alamıyoruz. B12 vitamini alıyoruz. Uzman doktor ya da bağımsız doktorlarca muayene edilmedik. Her gün hemşire görevini üstlenen gardiyan tarafından kilo ve tansiyon ölçümü yapılıyor. Revir doktoru 20 güne kadar kontrole gelmedi. Şimdi nasılsınız? Neler hissediyorsunuz? gibi rutin sorular için belli aralıklarla geliyor.”
Tecrit her şeye engeldir
Söyler, kamuoyuna ise şu sözlerle seslendi: “Türkiye toplumu ve Kürdistan halkı bizleri anlamalıdır. Bu onların birlikte barış içinde, kardeşçe yaşamalarını isteyen bir eylemdir. 40 yıldır her iki taraf da büyük acılar yaşayıp, bedeller vermiştir. Acının rengi yoktur. Ama barışın, kardeşliğin, dostluğun ve demokrasinin rengi vardır. O renkte yaşamın ta kendisidir. Bu hayatı birlikte yaşayalım. Kamuoyundan beklentimiz geçmişte yaşanan trajediler yaşanmadan bu eyleme ses olmalılardır. Bu tecrit bizim birbirimizi dinlememize, anlamamıza, çözüm üretmemize engeldir. Herkes bir olup bu tecridi kaldırmalıdır. Kamuoyunda beklentimiz ve talebimiz bu yönlüdür.”