Bütün toplumu ve geleceğimizi ilgilendiren bir konu eğitim. Hele konu çocuk eğitimi oldu mu, bu daha da önem kazanıyor. Çünkü milyonlarca çocuk bu kararlardan etkilenecek, dahası gelecek nesiller bu eğitim sistemiyle şekillenecek.
Türkiye'de yeni eğitim tasarımının pedagojik, sosyo-bilimsel, çocuk psikolojisi ve gelişimi açısından sorunlu bir yapısı var. Bir o kadar da önemlisi, Türkiye’nin toplumsal dokusuna uygun olmamasıdır. Daha vahimi ise toplumsal ayrışmanın 5-6 yaşındaki çocuklara kadar vardırılmış olması.
Çocuk eğitiminde temel ölçüt, çocukların ruhsal, zihinsel, duygusal ve bedensel açıdan sağlıklı gelişimini sağlamak ve topluma faydalı bireyler yetiştirmektir. Peki, yeni düzenlemeler ne kadar bunu sağlayabilir? 5-6 yaşlarındaki çocukların haremlik selamlık eğitim görmesi, ruh dünyalarını ve çocuk gelişimini nasıl etkiler? Bu eğitim tarzı, gelecek yaşantıları üzerinde ne tür sonuçlara yol açar?
Bu çocuklar, dini metafizik soyutlamaları kavrayabilecekler mi? Sünni İslam’a göre bir eğitim öngörüldüğüne göre, gayri Müslim veya Alevi çocuklar bu eğitimden nasıl etkilenecek? Din eğitimi farklı inançları olan çocukları ayrıştırmaz mı? Aralarındaki kin ve nefreti arttırmaz mı? Yine kendi anadillerinde eğitim göremeyen Kürt çocukları, bu eğitim sisteminin bir diğer mağdurları.
Daha yanıt bekleyen birçok soru var ama AKP yine olayı oldu bittiye getirdi. Eğitim Şûra’sından çıkan bazı kararlar tam ibretlik. Toplumsal ayrışmanın vardırılabileceği maksimum nokta, 5-6 yaşındaki çocukları kamplaştırmaktır. İşte AKP’nin eğitimde yaptığı son değişiklikler, tam da böylesi bir sonuca yol açacak kadar tehlikeli.
İnanç bağlamında homojen toplumlarda, din birleştirici bir öge olarak işlev görebilir. Ama tek tip toplumlarda. Türkiye gibi çok zengin bir mozaiği olan toplumlarda ise tam tersi bir etkiye yol açar. Ötekileştirir, ayrıştırır. Kin ve nefreti körükleyerek çatıştırma malzemesi olur. Bu bakımdan AKP’nin eğitim politikası, yüksek tesirli bir bomba gibi.
Yeni eğitim döneminde uygulanmak üzere, şura tavsiyesi üzerine alınan kararların siyasal ve toplumsal anlamda yaratacağı tahribatlar gün gibi aşikar. Öte yandan, bu tehlikeli eğitim sistemine maruz kalacak milyonlarca çocuğun geleceğimizi ve yeni toplumu şekillendireceğini düşündüğümüzde durumun vahameti daha açık görülüyor.
Hükümet yetkililerinin bu kararları sahiplenen sözlerine bakarak, eğitim müfredatında yapılan değişikliklerin neyi amaçladığını anlamak zor değil. Şu ana kadar uygulanan kapitalizm icadı bankacı eğitim sistemi ile doğmalara boğdurulmuş diyanetçi din eğitimi buluşuyor. Bu kafanın eğiteceği 5-6 yaşındaki erkek çocuklar, okul sıralarında herhalde kızların fıtratını tartışacaklar. Sünni çocuklar, dini münazaralar yapacak, Alevi çocuklara yönelik fetva çıkaracaklar. Artık nefret okullarda öğretilecek. Kaç IŞİD’çinin, kaç Hizbullahçının bu okul sıralarından çıkacağını varın siz düşünün!
Özcesi, her toplumsal rengi, zenginliği ve farklılığı Türklük ve Sünni İslam’a bağlayan tekçi strateji, çocuk eğitiminde de devrededir.
AKP, ''dindar ve Türkçü bir nesil yetiştirmek istiyor'' demek yetersiz. Sünni İslam’a dayalı bir rejim öngörülüyor: Sünni-Türkçü model! İşte, 2023 vizyonu dedikleri de bu.