Paris'teki Hoche sinemasında “Ez Kurdim” adlı film, ikiyüzün üzerinde konuğun katılımıyla tanıtıldı. Önümüzdeki günlerde farklı sinemalarda seyircilerin karşısına çıkacak olan film, Antoine Laurent ve Nicolas Bertrand tarafından yapıldı.
Kürdistan’ın siyasi, politik yapısını, Paris’e uzanan esaret yıllarını içine alarak anlatan Ez Kurdim, Paris Sante Cezaevi önünde Kürt siyasetçi Nedim Seven'in tahliyesiyle başlıyor. Kürt bilge Musa Anter'in sesi de eşlik ediyor: "... Zîlan, Munzur, otuzüç kurşun ve Nevala Qesaba/ ve ülkenin bütün derelerinde/O iklimde kalırdı acılar/Duymazdı bir allahın kulu çığlığımızı/Ve dağlara sevdalanırdık karabasan gecelerin sabahında/direnmek kalırdı Kürde, çünkü yaşamın bir başka adı direnmektir." Ardından Wan, Mêrdîn, Amed hattında Kürt halkının yaşadığı sorunlar bir bütünlük içinde ele alınıyor. Fis köyünde taş üstünde taş bırakmayan devletin geride bıraktığı harabeleri, asimilasyona uğratılan Kürt dilini, Kürt çocuklarına okutulan 'Andımız' marşı ve daha birçok detayı yapılan röportajlarla ele alan film, aynı zamanda Antoine Laurent ve Nicolas Bertrand’ın ilk filmi olma özelliğini de taşıyor.
İlk adımlarına Kürtleri konu olarak seçen genç yönetmenler, Kürtlerle kurdukları dostluğun sıcaklığını filme de aktarmayı başarmışlar. Avrupa Parlamentosu’ndan Sol Parti milletvekilleri, Fransa Komünist Partisi, Kürdistan Enfermasyon Bürosu, Femmes Solidaire, Paris Kürt dernekleri ve daha birçok dost kurumun katkılarıyla hazırlanan film, 14-16 Eylül tarihlerinde Paris’te gerçekleşecek olan Fete de Humanite’de de gösterilecek.

Kurdish Lover ile Dêrsim'e yolculuk

Diğer film ise Balzac sinema salonunda gösterilen "Kurdish Lover". Belgesel olarak hazırlanan film, Clarisse Hahn’a ait. 98 dakikayla Dêrsim ve Erzincan’da yaşayan Kürt Alevi ailelerin yaşamları anlatılıyor. Rio, Brezilya, Belfort Film Festivallerini dolaşıp ödüllerini de toplayan filmin ilk karesi, Paris-Gare de L’est’te başlıyor. Kürtler, Önderlerinin özgürlüğü için eylemdeler. Eylemde çekilen halayların içerisinden Hahn, "Bu insanlar nerede yaşıyordu” sorusuyla “Adı var ama kendisi olmayan ülke Kürdistan"a yolculuğa çıkıyor.
Film boyunca Kürt Alevilerin yaşam biçimleri, inançları, dağlar, doğa ve toprağa bağlılıklarını görmek mümkün. Yaşamların Avrupa, metropoller ve köyler arasındaki bölünmelerinde köylerde sadece yaşlıların kalmasına da tanık oluyoruz. Devletin baskılarının zorunlu hale getirdiği göçlerin geride bıraktığı yaşlılar, çocuklarının yollarını gözlüyor. Dêrsim coğrafyasının Bava Duzgi, Xizir, Ana Fatma gibi değerlerine bağlılığı, dağların kovuklarındaki mağaralarla iletişimi, doğaya atfettiği kutsallığı resmediyor. Film, Kürt Alevi bir köyü tüm yaşam biçimi, inançları, dostlukları, paylaşımları, doğa ile iletişimleri üzerinden en güzel bir biçimde sinemayla buluşturmuş. Kirmanckî dilinde çekilen film, doğaya ait görüntüler bütünüyle de izleyicileri Kürdistan’a götürecek film, 12 Eylül’de sinemaseverlerle buluşacak. İzlenilmesi ve izletilmesi gereken bir film Kurdish Lover...

SELMA AKKAYA