Barikat, Anti-faşizm (Antifa) ilkeleri doğrultusunda iki yıl önce Amedspor tribünlerinde faaliyet göstermeye başladı. Kulübümüz Amedspor ismini almadan önce geçici, düzensiz oluşumlar tarafından bireysel olarak desteklendi. Halk takımı misyonunu üstlenen kulübümüzün tamamen değerlerine bağlı kalarak değişime girdiği bu süreçte, halkımızın hassasiyetlerini dikkate alarak, endüstriyel futbola karşı 'Antifa Ultras' oluşumu olarak alanlara çıktık. 

Yaşadığımız coğrafya üzerinde yıllardır uygulanan baskıcı politikalara karşı taraftarların apolitik bir tutum sergilemesi, elbette mümkün değildi. Asimilasyon politikalarıyla yok edilmeye çalışılan kimliğimizi sahiplenme mücadelemizi, sportif alanda da sürdürmek kaçınılmaz oldu. Bunun neticesinde taraftar profili de klasik egemen öğretilere bir başkaldırı niteliğinde mevcut kalıplardan arınarak oluşmaya başladı. Halkın değerleri tribünlerde tereddütsüz sergilendi. Özbilinci kavramış, cinsiyetçi bakış açısına karşı mücadele eden Amedspor taraftar kimliği zamanla şekillendi. 

Kadın taraftar oluşumumuz 'Mor Barikat', birçok muhalif tribüne ilham kaynağı oldu. Var olan ama ön plana çıkamayan kadın taraftar oluşumları ve yenileri, Mor Barikat’ın verdiği cesaretle daha kararlı bir şekilde tribünlerdeki erkek egemen zihniyetini yıkma adına önemli gelişmelere imza attı. Politik duruşumuzun tutarlılığı ve kadın erkek eşitliğinin somut kanıtı olarak kadınların futboldaki varoluşu, önyargıları aşarak sığ düşüncelerin önüne geçti. 

Bizler Amedspor Barikat olarak kuruluş bildirgemizde de belirttiğimiz üzere sadece tribünlerde faaliyet gösterecek bir oluşumdan ibaret değiliz. Stadların dışında da var olan hayatın gerçekliğinin farkında olarak toplumumuzu politik ve sportif alanda aydınlatıcı, bir nevi yol gösterici bir misyonu da üstlenerek, futbolun politik yönünün sosyal yaşamdan ayrılamaz bir yön olduğunu vurguladık. Elbette belirli hedefler doğrultusunda yollar katettik. Öncelikli olarak, Amedspor'un başta Kürt halkı ve coğrafyamızı paylaştığımız diğer halkların ortak bir değeri olduğunu tüm dünyaya göstermek istedik. Savaş gerçekliğiyle ölümlerle karşı karşıya bırakılmış olan bölgemizi temsil eden takımımızın hangi şartlar altında mücadele ettiğinden Avrupa ve dünya futbol kamuoyunun haberdar olmasını sağlamayı amaçladık. Taklitçilikten çok özgün olmayı benimsediğimiz için popüler olan tribünlere benzemek yerine, kendi tribün kültürümüzle tanınmayı ilke edindik.

Taraftarlarımıza ve kulübümüze karşı başlatılan linç kampanyaları ve yaptırımların temelinde Kürt kimliğine olan tahammülsüzlük var. Gittiğimiz her deplasmanda polislerin ve rakip takım taraftarlarının nefret söylemleriyle birikmiş sataşmalarına maruz kalıyoruz.Taraftarlarımıza yapılan kirli muamele maç öncesi ve sonrasında polis ve ev sahibi taraftarların işbirliğiyle gerçekleşiyor. Kimliğimize, kültürümüze, futbolcularımıza, değerlerimize yapılan hakaretler karşılığında provakatif hareketler sergilememizi bekleyenlerin çabalarını boşa çıkarsak da çoğu zaman taraftarlarımızı sakinleştirmekte güçlük yaşıyoruz. Daha önceden büyük olayların yaşandığı deplasmanlarda federasyon talimatıyla deplasman yasağı geldiği için istesek de gidemiyoruz. Polis materyallerimizi, düşüncelerimizi, kimliğimizi her fırsatta hedef alıyor. A.C.A.B (All cops are bastards-Tüm polisler piçtir) bu yüzden sempatik geliyor olmalı.

Barikat olarak Başakşehir maçına büyük coşkuyla katıldık ve bir sloganımız vardı: "Çocuklar ölmesin, maça da gelsin". Biz bunu söylerken polisler etrafımızı sardı, kameraya çekti ancak biz söylemeye devam ettik. Maç sonunda binlerce polis tribüne girdi ve Barikat üyelerine saldırdı. 36 kişi gözaltına alındı, işkence gördük, mahkemeye çıktık, terör örgütü üyeliğinden yargılandık ve iki gün sonra serbest bırakıldık. Faşizm, 'çocuklar ölmesin, maça da gelsin' sloganından çok korktu, ancak biz faşizme karşı direnmeye devam edeceğiz. 


Faşizmi sahaya gömdük

Bursa faşizmin kalesi ve bizim en büyük düşmanımız. Bizi stada almadılar, yasakladılar. Biz de sporcularımıza 'çıkın, bu maçı devrimciler için, ezilenler için, kürt halkı için oynayın, kazanın' dedik. Nitekim kazandılar. Şampiyonluk sevinci bizi bu kadar mutlu etmezdi, çünkü faşizmi sahaya gömdük. 

Daha önce de belirttiğimiz gibi savaş gerçekliğiyle futbolu bir arada yaşıyoruz. Sivil ölümlerin her geçen gün arttığı, sosyal yaşamın bitme noktasına geldiği, tükenmişliği barındıran topraklarımızda duyarsız kalabilmek, tepkisiz durabilmek asla mümkün olamaz. Bu yüzden maç günleri pankartlarımızla, sloganlarımızla, yaşanan kirli savaşa ve katliamlara karşı içimizden geçenleri görsel ve sözlü olarak yansıtıyoruz. Her fırsatta onurlu bir barışı ifade etmeye çalışsak da bu söylemlerimiz ideolojik propaganda olarak algılanıp kulübümüze ceza olarak geri dönüyor. Taraftarlığın ötesinde insan olmanın gerekliliğini vurgulamak, tribünlerde başlıca suç unsuru olarak görülmekte, ancak otoritenin dayatmaları karşısında asla yılgınlığa düşmedik ve gerçekleri savunmaktan ve haykırmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. 

Amed'de insanlarımız yıllardır savaşın gölgesinde yaşam alanlarını oluşturdukları için şu an yaşanan sürece ilk defa tanıklık etmiyorlar. Ölümler yaşantımızın bir parçası, sıradan bir durum haline getirildiği için garipseyemiyoruz. Bir yandan hayatta kalma mücadelesi, diğer yandan geçim mücadelesi, militarist güçlere karşı verilen direniş, Amed halkının yaşantısını özetliyor. Gelecek hakkında ne denilebilir ki? Gelecek hayalleri yarım bırakılan, umutları kırılan aileler, çocuklar… Geleceğe dair tek temennimiz, bu kan ve gözyaşının bir an önce, daha fazla ölümler olmadan son bulmasıdır. Verdiğimiz mücadele insanca, eşit bir yaşam, çocukların ölmediği bir yaşam içindir… Sivil halka uygulanan katliam operasyonları ve yerleşim yerlerinin tahribatı kararlı bir şekilde diktatör yönetim tarafından sürdürüldükçe, bu kaos ortamının sonuçlarına katlanmaya devam edeceğiz.


Mor Barikat yobaz düşüncelere isyandır

Bizler ilk olarak 6 Eylül 2015'te Amed'te oynadığımız Buca maçında tribünlerde yerimizi alarak mücadeleye başlayan Amedspor'un yurtsever kadın taraftar grubuyuz. Futbolsever kadınlar olarak geri planda kalmayı reddederek, yaşamın her alanında olduğu gibi tribünlerde de yerimizi aldık. Misyonumuz küfürsüz, ırkçı söylemsiz, cinsiyetçi olmayan 'temiz tribün' yaratmaktır. Kuruluş amacımız tribünlerdeki eril zihniyeti yıkmak, kadınların yaşamın her alanında olduğu gibi tribünlerde de söz sahibi olduğunu gösterip, cinsiyetçi ayırımcılığa, ırkçılığa, küfüre son verip, kadın sesimizle takımımızı özgürce desteklemek ve kadınlarımızı özgürleştirmektir. Malesef eril bir toplumda yaşıyoruz. Tribünlerin bu küfürlü dili toplumun da dili aslında. Kadınların, eşcinselerin, transların neden dövüldüğü, tecavüz edildiği, öldürüldüğünü, yakıldığını sadece tribünlerde edilen cinsiyetçi küfürlerden bile anlayabiliyoruz. Daha iki sene öncesine kadar taraftar yasağı, stada sadece kadın taraftar alınarak uygulanıyordu. Yani kadınlar bir ceza unsuru olarak görülüyordu veya etkisiz görüldüğü için böyle bir uygulama yapılıyordu, fakat ikisinin de temelinde kadını değersiz görmek yatıyordu. Mor Barikat, bu yobaz düşüncelere isyandır Mor Barikat.