
Geçtiğimiz günlerde kurulan Suriye Êzîdîleri Dayanışması (Hevbendîya Êzîdîyên Sûrîyê, HÊS), Bielefeld Uluslararası Barış Evi'nde üç dilli panel düzenledi. Kürtçe, Almanca ve Arapça yapılan panelde, Rojava Devrimi'ne ve Rojava'daki Êzîdîlerin durumuna ilişkin aktarımlar yapıldı.
'Çembere alınmış durumda'
Panelde ilk konuşmayı, Avrupa'da Rojava halkı adına diplomatik faaliyet yürüten heyette yer alan Abdulkerim Ömer yaptı. Kantonlarda üç resmi dil olduğunu hatırlatan Ömer, kurulan sistemin herkesi kapsadığını belirtti. Rojava'ya yönelik ambargolara da dikkat çeken Ömer, şöyle devam etti: "Rojava, Türkiye, Suriye ve diğer güçler tarafından çembere alınmış durumda. Herkes bu durumu iyi görmeli ve artık Kürdistani bir duruş ortaya koymalı. Avrupa'da yaşayan halkımız da Rojava'ya destek olmalıdır."
Panelin Kürtçe bölümünde gazeteci Nevaf Xelîl, tarihçi Dr. Gundi Dilberz, Dr. Şefik Tagay, siyasetçi Cergin Nebo ve hukukçular Feremez Xeribo ile Selim Biçuk konuştu.
'Baas birçok katliam yaptı'
Dr. Gundi Dilberz, Suriye'de Baas'ın Kürtlere yönelik politikasının tarihini anlattığı konuşmasında, şunları söyledi: "Baas'ın felsefesine göre Suriye'de yaşayan herkes Arap olmalıdır. Olmayanlar da Araplaştırılmalıdır. Kürtlere yönelik sürgün, işkence, hapis, katliam gibi politikalar uygulandı. Baas, 1966 yılında kurulmasından sonra Kürtlere karşı birçok katliam gerçekleştirdi. Örneğin Amûdê Sineması Katliamı, Hesekê Katliamı, 2008 Newrozu'nda yapılan katliam ve diğerleri..."
Êzîdî Kürtlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Dilberz, "Aksi halde yok olurlar; Kürdistan'a ait olmazlarsa, yok olurlar" dedi.
'Yüzlerce toplantı yaptık'
Gundi Dilberz'in ardından söz alan gazeteci ve aynı zamanda PYD temsilcisi olan Nevaf Xelîl, Rojava Devrimi öncesinde yüzlerce toplantı yaptıklarını aktararak, "Biz hiç kimsenin askeri olmayacağımızı söyledik. Tarihin tekrarlanmasına müsaade etmeyeceğiz" dedi.
Panelin Almanca bölümünde ise, Almanya Êzîdî Federasyu Eşbaşkanı Ali Atalan ile gazeteciler Micheil Knapp ve Imad Yosif konuştu.
Rojava'daki kanton yasalarında Êzîdîlerin ve diğer inançların korunmasına yönelik maddeler olduğunu hatırlatan Atalan, şunları söyledi: "Her Êzîdî, bu yasaların pratik yaşamda hayat bulmasından kendini sorumlu görmelidir. Êzîdîlerin Rojava'dan göç etmesi, ölüm demektir. Rojava'yı terk etmemeleri gerekiyor. Göçlerin mutlaka önü alınmalı."
Kısa süre önce Rojava'ya giden Alman gazeteci Micheil Knapp ise, Rojava izlenimlerini aktardığı konuşmasında, "Sayın Öcalan'ın fikirleri doğrultusunda şekillenen Rojava'daki Demokratik Özerklik sistemi, sadece Rojava için değil tüm Ortadoğu için bir kurtuluş projesidir" dedi.
'Şengal sadece peşmergeyle korunamaz'
Şengal Êzîdîleri'ne ilişkin de konuşan Knapp, "Şengal'in korunması sadece peşmerge güçleriyle olmaz. YPG, HPG gibi herhangi bir devlete bağlı olmayan, sadece halkına bağlı güçlerin de Şengal'i savunmasının önü açılmalıdır. Öyle bazılanın dediği gibi YPG, sadece PYD'nin gücü değildir. YPG güçleri içinde Arap taburları da gördük. Bu taburlarda savaşmaya hazır Arap kadınları gördük. YPG ve HPG, hem Rojava'nın hem de Ortadoğu'nun demokratikleşmesinin garantisidir" diye kaydetti.
Panelin Arapça bölümündeyse tarihçi Dr. Xalid Isa, yazar ve insan hakları aktivisti Amîma Arnûq ve gazeteci Tariq Hemo konuşmacı olarak yer aldı. Bu bölümde de Rojava'da yaşanan gelişmelere ve Êzîdîlerin güncel durumuna değinildi.
MURAT MANG/BIELEFELD