
MURAT MANG / BIELEFELD
Almanya’nın Bielefeld kentinde 11-12 Mart tarihleri arasında "Êzîdî kadınlara yönelik soykırımcı saldırılar ve soykırıma karşı direniş ile mücadele yöntemleri" başlığıyla düzenlenen Uluslararası Êzîdî Kadın Konferansı’nın ikinci gününde, "Katliamların sonuçları ve meydana gelen tramvalara çözüm" başlıklı panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Terapist Ulrike Held ile Almanya vize vermediği için konferansa katılamayan Tevgera Azadîya Jinên Êzîdî (TAJÊ) üyesi Zehra Şengalî ile YJŞ üyesi Zeynep Cûdî telekonferans yoluyla katıldı.
DAİŞ’ten kurtulan Ahlas anlattı
Kamplarda kalan Êzîdî kadınların terapilerine katılan Held, "Yaşanan travmalar fiziki ve psikolojik olarak insanda derin izler bırakıyor. Travma iki tip reaksiyon yaratıyor. Ya mücadele ediyor savaşıyorsun ya da kaçıyorsun. Êzîdî kadınlar mücadele yolunu seçti" dedi. DAİŞ tarafından kaçırıldıktan sonra kurtulmayı başaran Ahlas, esaret sürecinde yaşadıklarını anlatırken salondakilerin büyük kısmı gözyaşlarını tutamadı.
Her alanda örgütlüyüz
Zehra Şengalî, Êzîdî kadınların her alanda kendilerini örgütlediğini belirterek, "Biz kadınlarımızın nasıl katledildiğini unutmadık, her alanda örgütlendik. Meclislerde, komünlerde yerimizi aldık. Bizi 15 dakikada satanlar şimdi tekrar Şengal'e sahip çıkmak istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
Almanya’ya tepki
YJŞ Üyesi Zeynep Cûdî ise Almanya’nın vize engeline tepki gösterdi. Cûdî, "Neden dünyaya sesimizi duyurmamıza engel oluyorlar? Almanya silahları ile bize saldırı yapıldı. Savunmamız için Güney Hükümetine yardım edildi. Fakat biz bu yardımlarla korunmuyoruz. Buna kimse sessiz kalmamalı" diye konuştu.
Avesta’dan görüntülü mesaj
KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta’nın görüntülü gönderdiği mesajında konferans katılımcılarına önerilerde bulundu. 3 Ağustos’un kadın özgürlüğüne saldırı günü olarak kabul edilmesini isteyen Avesta, "Êzîdîleri savunmasız ve statüsüz bırakan KDP gibi güçlerin cezalandırılması için başvurular yapılmalı, Êzîdîlere yapılan saldırılar "jenosid" olarak tanımlanmalıdır. Konferans ardından oluşturulacak heyetler Şengal’e giderek yerinde incelemeler yapmalıdır" dedi.
Soykırım tanınmalıdır
Konferansın "Sorumluların cezalandırılması" başlıklı oturumunda DAİŞ’in işlediği suçları araştıran Uluslararası Bağımsız Komisyonu üyesi olan ve DAİŞ’in Êzidîlere karşı işlediği suçlarla ilgili BM tarafından hazırlanan raporu kaleme alan Sareta Ashraf konuştu. Ashraf özellikle uluslararası yargı mekanizmaların görevini ve pratikteki yetersizlikleri anlattı. Dünyanın Êzîdîlere yönelik soykırıma sessiz kaldığına işaret eden Ashraf, "Hukuki alanda soykırımın kabul edilmesi için çalışma yapılmalıdır" dedi.
Barzani’nin ihanetini unutmayacağız
Konferansın son oturumunda "Êzîdîlere karşı soykırım tehdidi nasıl ortadan kaldırılabilir?" sorusuna cevaplar arandı. Şengal'den telekonferans yolu ile katılan Dayê Zehra "3 Ağustos'u katliam yerine ihanet günü olarak tanımlıyorum" diyerek şöyle konuştu: "Bize ihanet eden Barzani'yi unutmayacağız. Êzîdî kadınlar 5 bin dinara satıldı. 9 yaşındaki Êzîdî kızı hamile bıraktılar, ameliyat edilemediği için bu çocuk öldü. Çetelerin elinde sakat kalan kadınlarımız, çocuklarımız var. Bize Önder Apo dışında kimse sahip çıkmadı. Ölene kadar onun düşüncelerini yaşatacağız."
Êzîdîler direniyor
HDP Milletvekili Feleknas Uca, 3 Ağustos’ta dünyanın gözü önünde Êzîdîlere karşı soykırım yaşatıldığını belirterek, "5-7 bin arasında Êzîdî kadın DAİŞ çeteleri tarafından kaçırıldı. Bir kısmı kurtarıldı, bir kısmı halen ellerindedir. Ancak Êzidiler direndi, direniyor. Kim diyebilirdi ki Şengal'de kadın ordusu kurulacak? Kim diyebilirdi ki Şengal'de kadın meclisleri kurulacak?" diye konuştu. Demokratik Özerkliğin önemine de vurgu yapan Uca, "Biz artık Şengal için statü istemeliyiz" dedi. Dünyanın sessizliğine de tepki gösteren Uca, "Neden uluslararası heyetler gidip Êzîdî güçleri ziyaret etmiyor? Neden Şengal adına yardım verenler direkt vermiyor?" diye sordu.
Rojava’da kadın sistemini anlatan Özgür Kadın Vakfı üyesi Meike Nack’ın konuşmasından sonra ise konferansı organize eden Avrupa Êzîdî Kadın Meclisi adına şehit annesi Dayê Fikriye, kapanış konuşmasını yaparak, emeği geçen herkese teşekkür etti.
Konferans, "Jin Jiyan Azadî", "Bijî Berxwedana Şengalê", "Bijî Serok Apo" sloganları ile sona erdi.
BM harekete geçmeli
Cumartesi-Pazar günü gerçekleştirilen konferansta hem 3 Ağustos’ta Êzîdîlere karşı gerçekleştirilen soykırım hem de KDP çetelerinin Şengal’e bağlı Xenasor’da 3 Mart’ta Êzîdîlere karşı gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin uluslararası güçler harekete geçmeye çağrıldı. İki günlük konferanstan çıkan kararlar şöyle:
* Şengal’deki Êzidîlere yönelik işlenen katliam ve göçertilmenin bir "soykırım" olarak uluslararası düzeyde resmi olarak tanınması
* 3 Ağustos’ta başlatılan soykırımın bütün yönleriyle aydınlatılması, bütün sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması için başta BM olmak üzere yetkili uluslararası kuruluşlarının görevlerini yerine getirmesi, bunun için gereken işlemlerin derhal başlatılması
Uluslararası kampanya başlatılacak
* Şengal soykırımında yer alan ve sorumluluk taşıyan güç ve kesimlerin yargılanması amacıyla kadınlar öncülüğünde uluslararası bir kampanyanın başlatılması, bunun için bir koordinasyonun oluşturulması
* DAİŞ’in Şengal’e soykırımcı saldırılarını başlattığı gün olan 3 Ağustos’un "Kadın Kırımıyla Uluslararası Mücadele Günü" kabul edilmesi, her yıl bu amaçla çeşitli eylem ve etkinliklerin düzenlenmesi
Esir kadınlar için mücadele
*Hala DAİŞ’in elinde bulunan yaklaşık 3 bin Êzidî kadının, kız ve erkek çocuğunun özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak etkin bir mücadelenin yürütülmesi
* Yeni soykırımların bir tek toplumun öz savunması ile önlenebileceği bilinciyle Yekîneyên Jinên Şengalê’nin (YJŞ) Şengal’deki Êzidî kadınlarının meşru öz savunma gücü olarak tanınması
Şengal’e özerk statü
* Soykırımın önlenmemesinin sebeplerinden biri olan Şengal halkının kendi kaderini tayin hakkına sahip olmamasından hareketle, Êzîdî halkının kültürel, toplumsal ve inançsal merkezlerinden olan Şengal’in demokratik özerk bölge statüsüne kavuşturulması, yerinde yönetim ilkesinin demokrasi çerçevesinde işletilmesi
* Şengal’deki Êzidî toplumunun kendi topraklarında yaşamasının olanaklarının sağlanması, bunun için Şengal’in yeniden inşası için gerekli desteğin sağlanması
BM korumasına alınsın
* Soykırım esnasında ve sonrasında Şengal’i terk etmek zorunda kalan Êzidîlere topraklarına dönüş çağrısının yapılması
* Savaşın ve katliamın yarattığı travmanın ve yıkımın yol açtığı psikolojik, toplumsal, ekonomik, sağlık vb. sorunların yerinde çözümünün sağlanması için Şengal halkına dayanışma ve desteğin sağlanması
* Êzîdîlerin fermandan sonra Şengal’in dışındaki güçlere karşı güvenleri kalmadığından ötürü BM’ye, Şengal’e ilişkin koruma kararının alınması yönünde çağrı yapılması. Yine BM’ye Şengal’deki Êzîdî halkının siyasi iradesi, kendi kaderini tayin hakkı ve öz savunma hakkının güvence altına alınması için devreye girmesi çağrı yapılması
Almanya uyarılmalı
* Uluslararası Koalisyon tarafından DAİŞ’le mücadele amacıyla KDP’ye verilen silahların kullanımının söz konusu ulusal ve uluslararası merciler tarafından denetlenmesi ve silahların bu amaç dışında kullanımının yaptırıma tabi tutulması. Bu konuda özellikle Almanya’nın uyarılması, Şengal’den konferansımıza konuşmacı olarak katılması öngörülen davetlilerimize vize sağlanmamasının kınanması
Şengal’e bağımsız heyet gitsin
* Uluslararası güçlerin Şengal’e bağımsız bir heyet göndererek 3 Mart 2017’de başlayan gerginliği araştırması ve olası yeni saldırılara karşı önleyici tedbirler geliştirmesi
* Êzîdî halkı inanç ve kültüründen dolayı egemen güçler tarafından kuşatılmaya alınmıştır. Êzîdî halkının yaşadığı tehlike aynı zamanda Nînowa’da yaşayan öteki halklar için de geçerlidir. Onun için Êzîdîlerin yanı sıra bölgede yaşayan Asuri, Süryani, Kakai, Türkmen, Şia, Şebek ve Arap halklarının kültür ve inançlarının korunması için uluslararası bir savunma çemberinin oluşturulması çağrısında bulunuyoruz.
