
‘Êzîdîler ve
Tagay, Hamburg’ta Çarşamba günü ‘Êzîdîler ve Êzîdîlik - Dünden bugüne yıkılış tehdidi altında olan bir din’ adlı kitabını tanıtmak amacıyla bir panel düzenledi. Panele Alevi örgütü temsilcileri ve Alevi Pirlerinden Mustafa Mısır’da katılım sağladı.
‘Êzîdîler ve Êzîdîlik’ kitabı, Êzîdî Akademisyenler Birliği (GEA-Gemeinschaft Ezedischer Akademiker) Başkanı psikoloji profesörü Şefik Tagay ile hukukçu aktivist Serhat Ortaç tarafından yapılan ortak bir çalışma. Panel, saz eşliğinde Mahsen Qemscho ve Ozan Marwan’ın dillendirdiği Êzîdî deyişiyle başladı. Panelin açılışı ise ‘Landeszentrale für politic Building’ adlı kurumunun temsilcisi Dr. Sabine Bamberger-Stemmmann tarafından yapıldı.
Bamberger–Stemmmann, egemen dinler tarafından baskı altında bırakılan kadim bir din olan Êzîdîliğin anlatımının çok değerli bir çalışma olduğunu belirterek, Êzîdî Akademisyenler Birliği’ni kutladı.
Dünya üzerinde 1 milyon Êzîdî
Panelde ‘Êzîdîler ve Êzîdîlik’ kitabın yazarları da Êzîdî dininin esasları, ritüelleri, yaşadıkları bölgeler ve yaptıkları göçler üzerine hazırladıkları sunumu gösterdi. Tagay, Êzîdîliğin dünya etnisite tarihinde Kürt etnisitesi içinde ele alındığını ve bunun dışında bir tarifleyişin de asla bilimsel ve objektif bir çıkış olmayacağı için de asla kabul etmeyeceklerini belirtti. Tarih içerisinde Êzîdîlerin “Dasini, İzidi, Yesidi..” gibi farklı isimlerle adlandırıldırıldığını hatırlatan Tagay, dünya üzerinde 1 milyon Êzîdînin yaşadığını ve bunların en fazla Irak (600 bin-700 bin arası) ve Almanya’da (100 bin) yaşadığını vurguladı. Tagay, Kuzey Kürdistan’da yaşayan Êzîdîlerin Almanya’ya ilk gelişlerinin Almanya ile Türkiye arasındaki 1961 tarihli işçi alımı sırasında gerçekleştiğini söyledikten sonra açıklamalarına şöyle devam etti: “20’nci yüzyılda Êzîdîlerin Avrupa’ya özellikle Almanya’ya ikinci yoğun göçü 1980 askeri darbesinde yaşanırken 3’ncü yoğun göçü de DAİŞ’in Şengal Katliamı sonrası yaşadık.”
Melekê Tavus
Serhat Ortaç da, Êzîdîliğin İslam orjinli olmadığını ve İslam’ın bir mezhebi de olmadığı, Ortadoğu’nun en kadim dinlerinden biri olduğunu ifade etti. Birçok kişi ve din temsilcileri tarafından yanlış anlatılan ve çarpıtılmaya çalışılan Melekê Tavus’un Êzîdîlikte en önemli kutsal figür olduğunu belirten Ortaç, Melekê Tavus’un, 7 kutsal melek arasında iyiliğin, hakikatin temsiliyetini ifade ettiğini belirtti.
Ortaç sunumunu Yaşar Kemal’in “Fırat suyu kan akıyor baksana” adlı kitabında Êzîdîlere dair söylediği şu dizelerle sonlandırdı: “Var eden ve yaratan ki topraktır, güneştir, sudur, havadır. Êzîdîler günde üç kere, bir sabah gün doğarken, bir kez de öğleyin, güneş tepedeyken, bir de gün batarken yönlerini güneşe dönerler, dualarını okurlar. Ben Êzîdî değilim ama onların direnme güçlerini, insanlıklarını, dostluklarını seviyorum, onların dirençlerine saygı duyuyorum.”
YPG, Êzîdîler için kurtarıcı bir güç
Sunum sonrası konuştuğumuz Tagay, KDP ve peşmergelerinin Êzîdî halkını silahsız bir şekilde DAİŞ’e peşkeş çektiğini belirtti. Tagay buna karşılık YPG’nin, Şengal’de 10 bin ila 30 bin arası Êzîdiyi kurtarmasının Êzîdî tarihinde ve genel olarak olarak Kürt tarihinde önemli bir milat oluşturduğunu vurguladı.
Şengal sonrası Êzîdîlerin KDP’ye güveninin kalmadığını savunan Tagay, Şengal’de Başur’a sığınan Êzîdîler için hazırlanan kampın da insanca yaşam standartında olmadığı söyledi.
Tagay devamla “Êzîdîler’in bir kısmı kendi içinde bulundukları Kürt etnitisitesinin katliamla kendilerini yalnız bıraktığını gördükten sonra kendilerini duygusal bir kopuşla Kürtlük yerine salt Êzîdîlikle kendilerini tarifledi. Ama YPG’nin Şengal’i kurtarışıyla bu duygusal kırılma eşiği aşılmış ve Kürt ulusal bilinci daha da gelişmiştir” dedi.