Êzîdîler tarihte daima iktidarların ve farklı dinlerden toplulukların baskısıyla karşılaşmışlardır. Bu baskılar altında hem sosyal yaşamlarını hem de inançlarını yaşayıp geliştirmeye çalışırken, büyük zulümlere, pek çok kez de katliamlara maruz kalmışlardır. Yaşanan baskılardan dolayı Êzîdîler yurtlarını terk ederek günümüzde bir çok Avrupa ülkesine, özellikle de Almanya’ya savrulmuşlardır. Bugün Almanya’da yüz bin dolayında Êzîdînin yaşadığı tahmin ediliyor.
Almanya’da yaşayan Êzîdîlerin durumuna ilişkin, bir dönem Êzîdîler Birliği’nin başkanlığını yapmış olan ve aynı zamanda Kürt Öğretmenler Birliği (Yekîtiya Mamosteyên Kurd – YMK) çalışmaları bünyesinde Kürtçe dersleri de veren eğitmenci - yazar Emin Akbaş’ın görüşlerine baş vurduk.

Almanya’da ne kadar Êzîdî Kürt’ün yaşadığı tahmin ediliyor?

Bu konuda tam bir rakam verilemez. Bugüne kadar çeşitli kaynaklarda dile getirilen rakamlar da tahminidir. Özellikle son yıllarda Güney Kürdistan’dan gelenlerle birlikte bugün Almanya’da 100 bin dolayında Êzîdînin yaşadığını düşünüyorum. Almanya’da yaşayan Êzîdîler, Güney, Kuzey ve Güneybatı Kürdistan ile Kafkasya ülkelerinden  gelen Êzîdîlerdir.

Almanya’da yaşayan Êzîdîler Kürtçe ve Almanca konuşuyor. Kürtçe okuyup yazma konusunda diğer inançtan Kürtlere göre daha fazla hassasiyet gösteriyorlar. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bu konuda diyebilirim ki; ana babası Kürdistan’da doğmuş, orada yaşamış, sonradan Almanya’ya gelmiş olanlar, burada da aile içinde Kürtçe konuşuyor. Ülkede doğmuş ve daha genç yaşta Almanya’ya gelmiş, burada büyümüş ve okumuş olanlar ise, aile içinde hem Kürtçe hem de Almanca konuşuyor. Fakat şimdi yeni nesil ya da bu ülkede doğan çocuklar, aile içinde neredeyse tamamen Almanca konuşuyorlar. Günümüzde aile içinde ebeveynleriyle Kürtçe konuşan çocuk sayısı gittikçe azalıyor. Almanya’da çocuğun henüz 4–5, hatta 3 yaşından itibaren anaokulu yerine geçen Kindergarten’lara gitme zorunluluğu, bu durumun gelişmesinde oldukça belirleyici.
Kürtçe konuşulmasını Kurdistanî toplulukların dini inancına göre değerlendirecek olursak, şüphesiz Êzîdîler diğer dinlerden Kürtlere göre daha fazla dillerine sahip çıkıyorlar. Bunun nedeni ise, Êzîdî dini ulusal bir dindir ve dua, qewl, yas ve kutlama gibi dini tüm uygulamaları Kürtçe yapılmaktadır. Bu nedenden dolayı Êzîdî dini, Kurdî bir dindir ve ancak Kürtçe ile yaşayabilir. Kürtçe, Êzîdî topulumunun içinden çıkarılırsa ya da artık kullanılmazsa, şüphesiz o zaman Êzîdîlik de ortadan kalkar, sonu gelir.
Kürtçenin kullanımı konusunda sevinerek şunu da dile getirebilirim ki; Almanya’da okullarda resmi olarak Kürtçe derslerin verildiği her dört eyalette de bu derslere katılımda Êzîdî çocukları başı çekiyor ve bu konuda en duyarlı aileler de Êzîdî ailelerdir. Êzîdî topluluğun, çocukların ve ailelerin bu yaklaşımı, benim açımdan benzersiz bir onurlu duruştur.

Êzîdîlik bugün Almanya’daki Êzîdîler içinde din olarak ne kadar etkili?

Êzîdîlik dini Almanya’da yaşayan Êzîdîler içinde, sosyal ilişkilerde etkisini hala önemli ölçüde devam ettiriyor. Bu, Êzîdîlerin sosyal ilişkilerine ve değerlerine sahip çıkmasıyla gelişen bir durum.
Ancak, Almanya’daki Êzîdî kurumları dini, kültürel, sosyal vb eğitimlere ilişkin çalışmalarını daha da geliştirmez ve gerekli önlemlerini almazlarsa, yıldan yıla Êzîdîlik de toplum içindeki etkisini kaybeder.

Êzîdî kurumları ve dini şahsiyetlerinin toplum üzerindeki etkisinin düzeyine ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Şüphesiz, Êzîdîlerde hem kurumların, hem de dini şahsiyetlerin ve toplumda tecrübe sahibi rûsipîlerin belli düzeyde bir etkisi sözkonusudur. Fakat hem kurumların hem de toplum içinde belirgin etki sahibi şahsiyetlerin gençlerle ilgilenmeleri konusunda bir yetersizlik sözkonusudur. Bu ise, gençlerin kurumlarda istekli çalışmalarını engelleyici bir yaklaşım olarak yansıyor. Hem Êzîdî kurumları hem de dini şahsiyetler sorumluluklarının gereğini yerine getirirlerse, inanıyorum ki herkes ve Almanya’daki her kurum ve parti Êzîdîleri hesaba katılması gereken bir güç olarak kabul eder ve saygınlık duyar.

Êzîdî toplumunda yeni nesillerle eskileri arasında birbirini anlamada konusunda ne tür sorunlar yaşanıyor?

Birbirlerini anlama konusunda eski ve yeni nesiller arasında yaşanan sorunlar gün geçtikçe artıyor. Birbirini anlamama sorunları hem inanç hem de eğitim, ahlak, giyim, kültür, arkadaşlık vb gibi pek çok konuda yaşanabiliyor. Elbette bu durum yalnızca Êzîdîlere özgü bir durum değil, her inançtaki toplulukta yaşanan sorunlardır. 

Dışardan bakıldığında Êzîdîler sanki kapalı bir toplum görüntüsü veriyor. Sizce de durum böyle mi? Êzîdîlerle diğer inançlardaki Kürtler ve diğer toplulukların ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu doğru değil. Aslında bunun tam tersi, Êzîdî toplumu açık bir toplum. Geçmiş süreçlerde Êzîdîlerin yaşadığı ülkelerde hem devletler hem de başka etnik ve dini inançtaki topluluklar Êzîdîliğe ve Êzîdîlere karşı saygılı bir yaklaşım göstermemiş, daima büyük hakaretlerde bulunmuşlardır. Bu baskılardan dolayı da Êzîdîler, inançlarının gereği olan ibadetlerini gizlice yerine getirme mecburiyetinde kaldılar.
Son yıllara kadar da Êzîdîlerin kendi inançlarının gereğini serbestçe yerine getirebilecekleri Êzîdî Evleri’ne (Mala Êzdiyan) herhangi bir ülkede izin verildi de, Êzîdîlerin bu hakkı kullanmadığı görülmüş müdür? Hayır! Hangi ülkede Êzîdîlerin kitaplarını yazıp yayınlamalarına izin verilmiş de, Êzîdîler bu hakkı kullanmamış? Bunun tam tersine, daima Êzîdiliğin yaşamaması ve geliştirilmemesi için hakim toplumlar ve onların devletleri Êzîdîlere saldırmış, katletmiş ve tüm dini ürünlerini imha etmişler. Yalnızca, 12. yüzyılda Şêxadî’nin yeğeni Şêx Hesen’in yöneticiliği döneminde Êzîdîlerin 38 dini kitabı imha edilmiş. Bundan dolayı da Êzîdîler dinlerine ilişkin tüm bilgileri, qewl, dua ve beytlerini ezberleme yoluyla koruma mecburiyetinde kalmışlar.
Êzîdîlerin diğer inançlardaki Kurdistanî topluluklarla ilişkileri henüz tam istenen seviyede olmasa da, önceki yıllarla karşılaştırıldığında görülecektir ki oldukça önemli bir düzeye ulaşmış durumda. Birbirini anlayışla karşılama ve birbirlerine karşı saygı oldukça gelişti. Herkes de bunu biliyor ki, ilişkilerde bugün yaşanan karşılıklı saygınlık durumu, hiç de kolay gerçekleşmedi. Bu, ulusal kurtuluş mücadelesinde ödenen ağır bedeller sayesinde gerçekleşti.


HALİL DALKILIÇ