Kürdistan Özgürlük Hareketi ve yobazlaştırılmaya karşı çıkan değişimden yana demokratik çevreler ve Aleviler, geleceği kazanabilecek güç ve imkana sahip toplumsal dinamiklerdir.
Türkiye’nin bugünkü kötü giden ekonomik-politik ortamı bu dinamiklere birlik olma zorunluluğunu dayatıyor. Bu dinamiğin karşısındaki gücün bir buhran ile karşı karşıya olduğunu ekonomik verilerden de görmek mümkün.
Ekonomik alandaki kötü gidişat ve cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar biriken anayasal temeldeki antidemokratik sorunlara, mevcut bölgesel sorunlar da eklenince sistemin bir çıkmaza girdiğini görüyoruz. Bundan dolayı, HDP projesi gerici iktidarın alternatifi olabilecek durumdadır.
Geleneksel Türk burjuvazisi ve gerici iktidar Ortadoğu’nun yaşadığı bu kaos ortamı ve Türkiye’nin Avrupa kriterlerini bırakalım uygulanmasını, her geçen gün bu kriterlerden uzaklaşması, tekçi sistemini gittikçe çıkmaza sokacaktır.
Türkiye’de yüzde 60’lık bir yatırıma sahip Batılı sermaye çevresi çıkarları gereği Türkiye’nin Suriye olmasını istemeseler de tümden demokratik ve güçlü bir ülke olmasını da istemedikleri alenidir. Kürt ve Alevi sorunu, ekonomik ve diğer toplumsal sorunlar Türkiye’nin kapısına dayanmış çözüm bekleyen önemli temel sorunlardır.
HDP’nin seçim zaferi tekçi ve statükocu devleti ve gerici AKP’yi fena korkutmuştur. Hatta iktidardan düşmelerini sağlayacak ve çoğunun yargılanmasına yol açacak bir konsept gelişti.
Diyarbakır’daki bombalı saldırı ve sonrasında, devletin örgütlenmesi olan Huda-Par eliyle gelişen olaylar tam da yukarıda değinmek istediğim nedenlerden kaynaklanmaktadır.
HDP’nin 2015 seçimlerindeki yükselişi ve başarısı elbette egemenleri rahatsız edecektir. Çünkü; toplumun ezilen, ötekileştirilen, kimliğinden, inancından, dolayı yaşam alanı bulamayan baskı gören tüm kesimi içine alması, toplumda bir umut olarak görülüyor. Toplumun umudu haline gelen bu bileşim egemenlerde bir korku yaratmıştır. Bu nedenledir ki egemenler, elindeki tüm baskı ve katliam araçlarını devreye sokmuştur. Ve katliamcı, korkutucu, sindirmeci politikalarını yine mazlum halklar üzerinde deneyecektir. Hatta daha ileriye giderek siyasi kriz yaratıp iç savaşa da sürükleyebilirler ülkeyi.
Tüm bunları uygulamaya hazırlanan egemenlerin unuttuğu bir şey var: Kürt halkı artık boş vaatlerle kandırılamaz. Rojava Devrimi’nden de görüldüğü gibi bilinçli ve örgütlü bir halk konumundadırlar. IŞİD gibi barbar bir örgüte karşı yürüttüğü mücadele ve Diyarbakır’daki bombalı saldırıda bacağını kolunu kaybetmiş, yanmış bedenleriyle oy kullanmaya giden bir irade var.
Bu iradeyi diğer ezilenlerde de görüyoruz. Bu bir itiraz ve başkaldırı hareketidir. Gericiliğe, barbarlığa, inkara ve her türden anti demokratik uygulamalara itiraz ediyor. İktidar yıllardır bayat söylemler ve boş vaatlerle kitleleri oyaladı fakat halkın gerçek sorunlarına yönelik hiçbir politika ve çözüm üretemiyor. Sistem partileri adeta iflas etmiş durumdadır. Şüphesiz HDP de davasında kararlı bir pratik içinde olmalıdır. Barajı geçerken sunduğu projelerini zaman kaybetmeden uygulama çabası içinde olmalıdır.
seheryegin@hotmail.com