Görsel veya yazılı medyanın, insan üzerindeki etkileyici gücü konusunda sayısız araştırmalar yapıldı dünya genelinde. Araştırmaların hepsi aşağı yukarı, “medyanın, onu takip eden insanlar üzerinde ciddi bir yönlendirme özelliğine sahip olduğu” sonucunda birleşiyor.
Bugün, benim de kullanıp kullanmamakta uzun süre tereddüt ettiğim ve bu konuda hala çekingelerimin olduğu, sosyal medyadan söz etmek istiyorum.
“Çağımız iletişim çağı” cümlesi, çağımızın en sık duyduğumuz cümlesidir aynı zamanda. İletişim teknolojisinin bugün vardığı ileri noktayla birlikte, bu alandaki gelişmelerin sınırsızlığı, bu cümleyi haklı kılıyor doğal olarak.
Yakın zamana kadar cep telefonu kullanmaya karşı, kararlı bir direnç sergileyen devrimci-demokrat kesimden insanlar, boykot denilebilecek bu durumu, ‘insanın özgürlüğünü kısıtladığı’ gerekçesiyle savundular hep. “Her an ve her yerde, başkalarınca ulaşılabilir olmak, rahat hareket edebilme serbestisini sınırlandırabilir mi?” tartışmasına girmeyeceğim.
Ancak teknolojinin kudretinin, insanın yapabilecekleriyle sınırlı olduğunu da gözden kaçırmamak gerek. Kullanılan alet ne kadar “akıllı” olursa olsun, nihayetinde ona kumanda edecek bir kullanıcıya ihtiyaç duyuyorsa, burada son sözü söyleyecek olan da kullanıcının kendisidir.
Çoğu insan tarafından büyük bir nimet olarak sunulan veya sayılan, ileri teknolojik aygıtların, insanın konforuna hizmet eden yönleri olduğunu da kabul etmek durumundayız. Tıpkı atomun parçalanması olayında olduğu gibi; ortada, insanın ve bilimin gelişimi açısından sonsuz bir olanak sunan internet gibi bir buluş var. Söz konusu buluşun hangi amaçlarla ve gerçekten insanlığın ve bilimin lehine mi yoksa aleyhine mi kullanılacağına karar verecek olan birey, bilgisayarın tuşlarına basan bireyin bizzat kendisidir.
Zihinsel gelişimini tamamlamış erişkin bir bireyin, internetin sunduğu imkanları suistimal edip etmemesi, kriminal amaçların aracı haline dönüştürüp dönüştürmemesi, tamamen kendi tasarrufundadır. Bu böyle sabitken, internet ve onunla birlikte var olan iletişim olanaklarının, doğru ve isabetli kullanıldığı takdirde, insanlığa sunacağı büyük hizmet inkar edilemez.
Yakın zamanda Arap ülkelerinde cereyan eden ayaklanma ve gösteriler gibi kitle hareketlerinde, sosyal medyanın çok önemli bir rol oynadığını gördük. Ayaklanmaları organize eden komite ve öncü konumundaki kadroların, sosyal medya aracılığıyla attıkları bir mesajın, aynı anda yüz binleri hatta milyonları nasıl harekete geçirebildiğine tanıklık ettik.
Ezilenlerin sınıf hareketi ve halkların kurtuluşu mücadelesinin sürekli yasaklara maruz kalması ve yasal mücadele kanallarının kapatılarak, muhalefetin egemenlerce bastırılmak istenmesi, farklı siyaset araçlarının doğmasına yol açtı ister istemez.
Eskiden herhangi bir eylem veya siyasi düşüncenin halklara ulaştırılması konusunda yaşanan ciddi sıkıntılar, en ufak bir bildirinin dahi dağıtımında ortaya çıkan meşakkatleri tahmin etmek zor değil.
Bugün, bir araç olarak sosyal medya ağları, adı geçen bu zorlukları ortadan kaldırmaya, aday konumda görünüyor. Özellikle, ülkemizin basınla ilgili özgün hali, yani medyanın bir tekel haline gelmesi ve bu medya tekelinin tarafsız olmaktan oldukça uzak, sırf iktidar yanlısı tutumu ve hükümet denetiminde bir basın politikası, yeni-tarafsız medya araçları ihtiyacını acil kılıyor. Bu ihtiyaca tam olarak cevap olmasa da amacına uygun kullanıldığında sosyal medya, yandaş medyaya alternatif olabilecek kullanım yaygınlığına erişmiş bulunuyor.
Öyle ki; her iki internet kullanıcısından biri, sosyal medya ağlarından birine üye. Bunlardan sadece Facebook’un, dünya genelinde 900 milyon aktif kullanıcısı var. Bu kullanıcıların günde ortalama olarak en az yarım saatini Facebook sayfalarında geçirdiği düşünüldüğünde, medyanın bu türünün gerçek gücü açığa çıkıyor.
Burada sosyal medya ağlarının güç potansiyelinin yansırsa, içinde barındırdığı tehlikelere de vurgu yapmak gerekiyor.
Sosyal ilişkilerin sanal alemdeki sosyal medya üzerinden kurulup bu yolla yürütülmesi, beraberinde reel yalnızlaşmayı da getiriyor. Arkadaşlar arası bütün paylaşımların, neredeyse karşılıklı bir kahve içmenin bile Facebook üzerinden yapıldığı günümüzde, Facebook’ta birlikte geçirilen zamanın, gerçek yaşamda bir araya gelme ihtiyacını azalttığını söylemek mümkün.
Bu yüzden, sosyal medyanın geniş olanaklarından faydalanırken aynı zamanda onun müptelası olma riskini gözden ırak tutmadan, onu irademizin denetimi altına alabilmektir bütün mesele.
Facebook’ta kahve içmek!