Başbakan Erdoğan Kürt halkının Özgürlük Mücadelesini psikolojik savaşla, yani yalanla dolanla saf dışı edeceğini sanıyor. Bu kadar tarihsel ve ciddi bir olayı psikolojik savaşla hal edeceğini sanmak ya kör bir şovenizmin esiri olmayı ya da çapsızlığı ifade eder. Tabii bu çapsız düşünme bir yönüyle de şimdiye kadar ucuz başarılar kazanması sonucudur. Konjonktür Kürt sorunu dışında diğer alanlarda AKP’nin başarısına imkan verdi. Ancak Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi konjonktürel fırsatlarla hal edilemeyecek kadar farklı ve boyutludur. Bu nedenle diğer alanlarda elde ettiği sonuçları Kürt Özgürlük Hareketi karşısında alamadı.
AKP Hükümeti, yandaş basın kalemşorları ve hükümetin psikolojik savaş argümanı üreten terör uzmanları son zamanlarda gündem saptırmaya gayret ediyorlar. Binlerce insanı tüm faşist hükümetlerin yaptığı gibi gerekçesiz, sadece Kürt halkını yıldırmak için yaptıkları tutuklamanın yarattığı tepkiyi örtmek için BDP’ye saldırıyor. Herhalde en iyi savunma saldırıdır taktiği izliyor. Hem BDP üzerinde faşist terör estiriyor hem de BDP’yi, tabii ki mazlum Kürt halkını faşistlikle suçluyor. Böylece yeşil Türkçü faşizmini gizleyeceğini sanıyor.
Kürt halkı ve BDP geleneği binlerce faili meçhul cinayete maruz kalmış, buna rağmen bu halk ve BDP geleneği ayakta kalmış, faili meçhul cinayetlere karşı mücadele vermiş, teşhir etmiş; bunları yapanlar bile savunamaz hale getirmiş; ama AKP utanmazlık ve çirkeflikle “BDP faili meçhul cinayetlerin açığa çıkmasını istemiyor” diyor. İşte demagoji ve psikolojik savaş bu kadar olur.
AKP Hükümeti 10 yıldır iktidarda. Kürdistan’da daha tek bir faili meçhul cinayet açığa çıkarılmamış. Ancak AKP Hükümeti zamanında meçhul kalmış yüzlerce cinayet var. Çocuklar, gençler ve kadınlar polis ya da asker tarafından öldürülmüş, ama hiçbir polis ve asker için ceza verilmemiştir. Birkaç tanesi yargılanmış, ama ya ceza almamışlar ya da hafif cezalarla kurtulmuşlardır.
Şemdinli olayını yapanları ise bizzat halk yakalamıştır. İlk önce cezaları Yargıtay’da bozulmuştur; şimdi tekrar Yargıtay’dadır. Daha Yargıtay’da ne olacağı belli değildir. Bu olayın arkasında devler var. Sadece yakalananlar işin içinde değil, ama onlara bu emirleri verenler ve o süreçte o bölgede yapılan olaylar açığa çıkarılmış değil.
Bir de korucubaşı Kamil Atak’la bir albay Cemal Temizöz yargılanıyor. Tek yargılananlar bunlardır. İşte böyle bir yargılamayla biz faili meçhulleri açığa çıkarıyoruz diyerek, Kürt halkı ve Kürt toplumu aldatılmaya çalışılıyor. Bu yargılamalar tamamen Kürt kamuoyunu baskısıyla yapılıyor. Ama binlerce faili meçhul cinayetin üzerine gidilmiyor. Arkasındaki esas sorunlular açığa çıkarılmıyor. O dönemin bölgedeki sorumluları biliniyor. Kim OHAL valisi, kim jandarmadan sorumlu, kim MİT’ten sorumlu? Bunların bölge bölge sorumlu kişileri var. Hangi bölgede kimler var, bunlar da biliniyor. Ama AKP Hükümeti bunların üzerine gitmiyor. Bütün imkanlar hükümetin elinde, kamuoyu da açığa çıkarılmasını istiyor. En başta da BDP ve Kürt halkı istiyor.
Darbe girişimi içinde oldukları için birçok subay tutuklu. Bu subayların birçoğunun faili meçhul cinayetle ilişkili oldukları biliniyor. Ama bu olaylar nedeniyle üzerine gidilmiyor. Zaten ordu ve devlet içinde darbe dışındaki olaylar üzerine gidilmeyeceği konusunda anlaşmışlardır. Nitekim faili meçhul cinayetlerle ilgili olduğu bilinen birçok subaya sorgulamada bu tür sorular bile sorulmuyor. Sarı Levent (Levent Ersöz) denilen tuğgeneral bunlardan birisi, ama darbeyle ilgili sorumlulukları dışında üzerine gidilmiyor. ‘JİTEM’i ben kurdum’ diyen Arif Doğan bile serbest! Çünkü darbeyle ilgili değil. Kamuoyu ve BDP faili meçhul cinayetleri açığa çıkar, bu konuda araştırma komisyonları kur, üzerine git dedikçe AKP yavuz hırsız misali BDP’yi suçlayarak kendini sıyırmaya çalışıyor.
Ben olsam BDP’yi suçlayanlara “sonuna kadar gitmesiniz, açığa çıkarmazsanız şerefsizsiniz” derim. Ucu BDP’ye gidermiş diyorlar, daha iyi ya ortaya çıkar! Öyle bir şey varsa o zaman BDP’yi suçla! Binlerce faili meçhul cinayet içinde on değil, bir tane bile BDP eli bulamazsın, ama AKP geleneğinin ve yandaşlarının bu cinayetler olurken kimlerden yana olduğu açığa çıkar. Hizbulkontra cinayetlerini AKP geleneği destekliyor ve haklı görüyordu. Hala bazıları PKK Hizbullah’a saldırdı, Hizbullah da kendini korudu, diyebiliyor. Halbuki o dönemde bu cinayetlerin nasıl devlet eli ve korumasıyla yapıldığını herkes biliyor.
Bu cinayetleri açığa çıkaracak hükümettir; sanki başkaları bu cinayetlerin sorumlularını bulup yargılayacak. Yeri geldiğinde Türkiye hukuk devletidir; başkaları yargılayıp cezalandıramaz diyorlar. Yargılama ve cezalandırma tekeli bizde aittir diyorlar. Bir iki yıllık hükümet olsa insan anlayışla karşılar. Ama ortada binlerce cinayet var, nasıl işlendikleri biliniyor; ama on yıllık hükümet daha iki tanesini açığa çıkarmamış. Açığa çıkarmadığı gibi hem suçlu hem güçlü olarak mağdurları suçluyor. Faili meçhulde kurban gidenlerin ailelerini ve akrabalarını suçluyor.
Yüzlerce insanın kanında AKP’nin eli var; binlerce insan zindanlara doldurmuş, avukatları ve gazetecileri içeriye atıyor, tam bir faşist terör uyguluyor. Ama bu durumu gözden kaçırmak için sürekli başkalarını suçluyor.
Bazı işbirlikçi ve uşak Kürtler ise AKP’nin bu faşizmine karşı çıkacağına onlar da BDP’yi suçluyor. Kürdistan tarihinde bu kadar siyasetçi ve gazeteci tutuklanmamış, ama onlar hükümeti eleştirmek yerine, hükümetin bu tür söylemlerde bulunmasının temeli oluyorlar. Şimdi AKP Hükümeti Kürt işbirlikçilerine; Kürt işbirlikçileri de AKP’ye kullanacağı psikolojik savaş argümanları veriyor. Al gülüm ver gülüm ilişkisi, ne diyelim her iki tarafa da hayırlı olsun, tepe tepe birbirlerini kullansınlar!
AKP yalanla, dolanla psikolojik savaşla gerçekleri saklayamaz. Çünkü gerçekler açıktır. Bunu da aklı, gözü ve kulağı olan herkes bilir.
Devletin ve hükümetin suçları, hükümetin Kürt karşıtı politikaları bu tür psikolojik savaşlarla gözden kaçırılamaz. Kürt sorununu çözmek bir yana, aksine Kürt halkının özgürlük taleplerini bastıran bir hükümet var. Tek bir gerçek var o da budur.