
50 yıllık mücadele geçmişi olan FARC-EP nasıl ortaya çıktı ve neden silahlı mücadele?
Victoria Sandino: Bizim örgütümüz daha iyi bir ülke inşa etmek için her zaman politik mücadeleyi tercih etmiştir. PKK ile ortak yanımız bu. Biz silahlı mücadeleye 1964 yılında zorunlu olarak başvurduk. FARC-EP, 1964 yılında ABD’nin tam desteğiyle kendi halkına saldıran Kolombiya hükümetine karşı ortaya çıktı. 16 bin Kolombiya askeri, ülkenin güneyinde, kırsal alanda bulunan Marquetalia’daki o dönemlerin Komünist Partisi’nin öncülük ettiği köylü örgütlenmelerini yürüten 48 insana karşı vahşi bir operasyon gerçekleştirdi. İşte bu katliam gerilla hareketimizin, FARC-EP’nin doğuş nedeniydi.
FARC-EP ile Kolombiya arasında görüşmeler ilk olarak 1984’te başladı. Bu barış görüşmeleri birçok kez kesintiye uğradı. Müzakereler neden kesildi?
Victoria Sandino: 1982 yılında Kolombiya hükümeti ile gizli görüşmeler başladı. 2 yıl sonra Belisario Betancourt hükümeti ile barış anlaşması imzaladık. Bu anlaşmanın en temel yanı, gerillanın demokratik-politik yaşama dönmesini sağlama amacıydı. Bu anlaşma gereği komutanlarımızın bir çoğu legal siyaset alanına geçiş yaptı. Örneğin şu anda müzakerelerde FARC sözcüsü olarak yer alan Ivan Marquez yoldaş, o dönem hareketimiz tarafından kurulan Union Patriotica (Yurtsever Birlik) milletvekiliydi. Anlaşmanın yürürlükte olduğu dönemde gerillalar, köylüler, sivil toplum örgütleri herkes Kolombiya’nın sorunları üzerine tartışıyor ve 20 yıldan fazla süren silahlı mücadeleden çıkış yollarını arıyorduk. Bu çatışmasızlık durumu 1990 yılına, yani hükümet tarafından anlaşmanın tek taraflı bozulduğu ana kadar devam edebildi. Cesar Gavira, iktidara gelir gelmez bize karşı savaş ilan etti. Casa Verde (Yeşil Ev) diye anılan ve merkezi sekreterlik kurumumuzun, yine müzakere komisyonlarının bulunduğu alanlar uçaklarla ve karadan yoğun bir şekilde bombalandı ve saldırılar düzenledi. Sadece bu da değil, 1984-1990 yılları arasında sözde barış ortamında devlet başkanlığı seçimlerinde bizim adaylarımız olan Jaime Pardoreal ve Bernardo Haramillo gibi yoldaşlarımızın yanı sıra bir çok arkadaşımız ile sivil toplum temsilcisi, sosyal hareket ve demokratik mücadele yöneticisi katledildi. Tüm bu olanlardan sonra FARC’tan sivil mücadeleye geçiş yapan, içlerinde Ivan Marquez yoldaşın da bulunduğu birçok yoldaşımız gerilla saflarına geri döndü.
Yuri Camargo: 8 yıllık yoğun savaş döneminden sonra Andres Pastrana hükümetine kadar 2 hükümet döneminde herhangi bir görüşme olmadı. Başkanlığa seçildiği zaman ilk bir ay içinde komutan Manuel Marulanda ile diyalog kuracağı garantisi veren Pastrana sözünde durdu ve aynı yıl yani 1998 Haziran ayında, devlet başkanı sıfatıyla gelip gerilla kamplarımızı ziyaret etti ve komutanlarımızla saatlerce tartıştı. Bu ziyaretle “Caguan süreci” adı verilen yeni müzakere süreci başlamış oldu. Müzakereler başladığında esir değiş tokuşu da yapıldı. Ancak müzakereyi tekrar güç toplamak, gerilla hareketine karşı yeni stratejiler belirlemek için kullandılar. 22 Şubat 2002 tarihinde ise Pastrana, müzakereleri durdurdu ve barış görüşmelerine son verdi.
Kolombiya hükümeti aslında bir taktik olarak görüşmelere yaklaştı ve barış konusunda samimi değildi diyebilirmiyiz?
Victoria Sandino: Evet, onlar açısından biraz oksijen almak gibi değerlendirildi. Savaş sadece ulusal anlamda yürütülmüyordu. Afganistan veya Irak’ta ABD nin kullandığı yeni savaş teknolojilerinin tümü ülkemize karşı kullanılmak üzere taşırıldı.
2002-2012 yılları arasında topyekün bir savaş yaşandı değil mi?
Victoria Sandino: 2002 yılında Alvarao Uribe Velez başkanlığında iktidara gelen hükümet tamamen militarist bir yapıya sahipti. Ve ilk işleri anayasayı ihlal ederek, aynı kişinin Kolombiya tarihinde ilk defa ikinci kez devlet başkanı olmasını sağlamak oldu. Ve bu şekilde Uribe iki dönem yani 8 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bu dönem ABD’nin tam desteğiyle, tüm demokratik hakların iptal edildiği veya çiğnendiği, Uribe’ye muhalif tüm çevrelerin terörist ilan edildiği, birçok siyasi örgütlenmenin üyelerinin cezaevlerine doldurulduğu, paramiliter güçler tarafından katledildiği, kaybedildiği, binlerce köylünün zorla göçe tabi tutulduğu ve yüzbinlerce dönüm araziye el konulup savaş politikalarının en önemli rantçıları olan Latifundalar’a (büyük toprak işletmeleri) peşkeş çekildiği ve yoğun askeri çatışmalarla dolu bir dönemdi. Hükümetin kendisinin savunduğu ve bizzat ‘pozitif yanlışlar’ olarak üstlendiği derin devlet terörü yöntemlerini uyguladılar. Aynı zamanda katlettikleri sivillerin çoğunu kamuoyuna ‘çatışmalarda öldürülen gerillalar’ biçiminde yansıtıyorlardı.
Yuri Camargo: Aynı dönem ABD, Uribe hükümetiyle anlaşarak Kolombiya’da 7 üs kurdu. Bu üsler Kolombiya ordusuna zor anlarında destek için kurulmuştu. Bu koşullarda 2010 yılında Juan Manuel Santos iktidara geldi. Ve hemen FARC-EP Sekreterliği’ne, “Sizin siyasi çözüm projenize katılıyorum” diyen bir mektup gönderdi.
Görüşmelere başlamak için FARC-EP’nin politik ve meşru olarak hükümet tarafından tanınmasında ısrar ettiniz, neden?
Victoria Sandino: Uribe hükümeti bizi her zaman ‘terörist’ olarak tanımladı. Bu durumda bir diyalog sürecinin kapıları açılamazdı. Biz 50 yıllık politik karakterli mücadelemizin meşruluğunu savunuyoruz ve bunda ısrarlıyız; bu ilkeden taviz vermeyiz. Bu nedenle meşru olarak tanınma, Santos hükümetine sunduğumuz ilk koşuldu.
Yuri Camargo: Santos da FARC-EP’nin meşruluğunu kabul etti ve Kolombiya’nın sosyal, siyasal ve askeri bir çelişki yaşadığını ilan etti. 12 maddelik taleplerimizin kabulü ardından devletle önce gizli, ardından açık olarak görüşmeleri sürdürmeyi kabul ettik. Ve müzakereler Havana’da başladı.
Görüşmelerin seyri nasıl oldu?
Yuri Camargo: Müzakerelerin adını “Çelişkinin son bulması ve istikrarlı-sürekli bir barışın sağlanması anlaşması“ olarak kabul ettirdik. Anlaşma 6 aşamalı. Birincisi; büyük boyutlarıyla tarımsal gelişmeyi sağlamak. İkincisi; tüm yasaklı siyasi çevrelerin siyasi yaşama katılmasını sağlamak. Bunun yasal güvenceye alınması, tüm muhalif çevrelerin eşit koşullarda siyaset yapma hakkının sağlanması. Üçüncüsü; çatışmalı ortama son vermek. Dördüncüsü; uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığıyla mücadele. (ki herkes biliyor ki Kolombiya en çok uyuşturucu ticareti yapan ülkeler arasındadır). Beşincisi; 60 yıllık çatışma sürecinden etkilenen mağdurların mağduriyetlerinin giderilmesi. Altıncısı; sağlanan mutabakat ve anlaşmaların bütün kararlarının hayata geçirilmesi; uygulanabilirlik boyutunun kontrol edilmesi için mekanizmaların yaratılması. Bu altı başlık hükümetle müzakerelerin içeriğini oluşturuyor. Ama hükümet her şeye rağmen temel sorunlardan uzak durmak istiyor. Bizim tavrımız açık: 60 yıldır süren çelişkinin temel nedenlerinin çözümü hedeflenmedikçe uygulanacak herhangi bir program sonuç vermez. Yani sorunun köklü çözümü şart.
Görüşmelerde sivil alanların bombalanması, mayınlama, paramiliter güçlerin savaşta kullanılması gibi uygulamalara karşı ne sonuç çıktı?
Victoria Sandino: Hükümet tüm yasaları ihlal ettiği için tartışmaya yanaşmıyor. Ama uluslararası savaş hukuku kuralları çerçevesinde tartışmaları yürütmek bizim taviz veremeyeceğimiz bir husus.
Diğer başlıklarda uzlaşma var mı?
Victoria Sandino: Şimdi üçüncü başlığı tartışmaya başlıyoruz. Yani çatışmaların son bulması konusunu. Bunun için iki taraflı ateşkesi öncelikle şart koşacağız (FARC-EP’nin tek taraflı ateşkesi 15 Aralık’tan beri yürürlükte) ve uluslararası savaş hukuku kurallarının karşılıklı imzalanmasında ısrar edeceğiz. Ancak bu noktadan, yani silahlı çelişkinin düzenlendiği aşamadan sonra dördüncü aşamaya, yani uyuşturucu ürünler sorununu tarışmaya geçebiliriz.
Anlaşma imzaladığınız başlıkların uygulanması hususunda Hükümet’e ne kadar güveniyorsunuz? 2014 Mart’ında parlamento seçimleri ve haziran ayında başkanlık seçimleri var. Bu seçimler nasıl etkiler? Yoksa Kolombiya’nın zamana mı ihtiyacı var?
Yuri Camargo: Maddelerden biri de anlaşma maddelerinin uygulanmasının kontrolü. Öncelikle bu anlaşmaların herkesi kapsaması gerekir. Yani sadece hükümet ile gerilla arasında sınırlı olmayıp bütün Kolombiyalıları, bütün siyasi kesimleri kapsaması gerekir. Hükümet tüm maddelerde anlaşmadan herhangi birini hayata geçiremeyiz, diyor. Bizim tavrımız, her anlaşma imzalandığı anda hayata geçirilmesi biçimindedir. Ancak önümüzdeki seçimlerden önce veya seçimler sürecinde şimdiye kadar imzaladığımız maddelerin uygulanması zor görünüyor.
Küba ve Norveç garantörlüğüyle sürdürülen Havana müzakereleri Kolombiya kamuoyuna nasıl yansıyor?
Victoria Sandino: Bu savaşın önemli bölümünün medya üzerinden yürütüldüğünü belirtmek gerekiyor. Düşman önemli medya araçlarına sahip. Ulusal ve uluslararası alanda istedikleri gibi bilgi kirliliği yaratıyorlar. Kolombiya halkının bu süreci desteklemediği gibi bir imaj yayıyorlar. Ama gerçek tam tersi. Bu konuda en iyi örnek, bu yıl 9 Nisan 2013’te ülke çapında, ulusal anlamda bütün Kolombiya’da gerçekleşen eylemler. 9 Nisan’da halkın ezici çoğunluğu bu sürece desteğini açıkladı. Sadece destek de değil, tartışma ve karar alma aşamalarına aktif katılmak istediklerini haykırdı. Katılımcı bir müzakere olmadan barışın mümkün olmadığını ifade ettiler. Ülkedeki her eylemden çıkan önerileri biz görüşme masasına talep olarak taşıyoruz. Bu anlamda, hükümetle herhangi bir anlaşmaya varmadan önce, halkla birlikte sorunların ortak tespiti, ortak tanımlanması ve ortak çözüm önerilerinin üretilmesi mekanizması oluşmuştur.
Bir diğer başlık mağdurların tanımı ve mağduriyetlerinin giderilmesi. Bu başlık da Kürt sorunuyla benzerlik arz ediyor. Kolombiya Hükümeti, siyasi tutuklular, göç ettirilen köylüler, paramiliter güçler tarafından katledilenleri mağdur saymıyor. Hükümetin mağdur tanımlaması sizce adil mi?
Victoria Sandino: Bu, olayın en korkunç yanı. Hükümet elindeki medya kurumlarıyla mağdurların sadece ve sadece bizim eylemlerimizden zarar görenler olduklarını ve tüm mağduriyetlere bizim neden olduğumuzu yayıyor. Bize göre devlet terörünün kurbanı olan, katledilen yüzlerce, binlerce insanın ve değişik düzeylerde milyonlarca kurbanın, mağdurun sorumlusu FARC-EP değil, devletin ta kendisidir. Devlet başta Unión Patriotica üyesi 5 bin insanın katledilmesi, 4 milyon köylünün yerlerinden zorla sürgün edilerek topraklarının büyük ‘latifondiya’lara peşkeş çekilmesinden sorumludur. Bu terör, istisnasız olarak bütün ülke çapında yaşanmıştır. Aynı devlet bütün bu ihlalleri ‘pozitif yanlışlar’ adı altında üstlenmiştir. Yani devlet kaynaklı tamir edilmesi çok zor olan büyük tahribatlar yaşanmıştır.
Ayrıca eğer 10 bin FARC gerillası varsa bu 10 bin mağdur ailenin varlığı anlamına gelmiyor mu?
Victoria Sandino: Tabii ki öyle. Yanlış politikalara tepki olarak, alternatif çözümler üretmek için zorunlu olarak, yani devlet politikaları ve baskılarının sonucu olarak hepimiz silahlandık ve dağlara çıktık. Ailelerimiz bu savaşın en önemli mağdurlarıdır. Mağdurların bu anlamda bir bütün olarak ele alınması ve yaralarının sarılması şarttır. Savaşta birçok ailemiz tümden yok edildi. Aynı zamanda ölen askerlerin acısını da paylaşıyoruz. Askerlerin tümü bu halkın çocuklarıdır. Başkan Santos’un oğlu da şu anda askerlik görevini yapıyor. Ama o hiçbir zaman cepheye, savaşmaya gönderilmiyor. Özel kışlalarda, özel bir tarzda korunuyor. Sadece bu şekilde dışarıya bile çıkmadan sözde askerlik görevini yapıyor. Dağlara bize karşı savaşmaya gönderilen sadece ve sadece yoksul halkın çocuklarıdır. Bütün bunlar ABD desteğiyle kendi halkına karşı savaşan Kolombiya devletinin sorumluluğudur.
Anlattıklarınız aslında FARC ile Kürtlerin özgürlük mücadelesinin benzerliklerini ortaya koyuyor; ancak bir de sizden özetlemenizi istesek. Kolombiya ve Kürt halkının verdiği mücadelenin benzerlikleri neler?
Victoria Sandino: Bu röportaj vesilesiyle Kürt halkıyla dayanışma duygularımı iletmek istiyorum. İki büyük devrimci hareket arasında önemli benzerlikler var. Bizler 1964’ten beri, PKK de uzun yıllardır mücadele eden dünyadaki en temel devrimci hareketler. Politik mücadelede müthiş benzerlikler var. Bizde, Union Patriotica üyelerinden 5 binin üzerinde insan katledildi. Yani bu mücadeleye destek veren binlerce insan katledildi. Bir çoğu sürgün edildi. Bu anlamda Kürt halkının tavrını hayranlıkla karşılıyoruz. Bizim sürgünde yaşayan halkımız Kürt halkı gibi örgütlenemedi. Ama sürgündeki Kürt halkının örgütlülüğü bize çok şey öğretiyor. Bizde de yurtdışına zorunlu olarak çıkan büyük bir kesim oldu. Ancak bu kesimler bulundukları yerlerde örgütlenme çabasına girmedi. Bence yeryüzünde Kürtler gibi diasporada bu denli örgütlü olan başka bir halk yok. Yine Türkiye’de başta Başkan Abdullah Öcalan olmak üzere 10 bin siyasi tutuklunun varlığından bahsediliyor. Bizim de gerillalarımız ve en önemlisi de silahlı mücadelenin dışında olan, demokratik, sivil mücadele yürüten insanlarımız cezaevlerine atıldı. Tıpkı yoldaşımız Simon Trinidad gibi bir çok yoldaşımız ABD cezaevlerinde tutuluyorlar. Simon Trinidad yoldaşın resmini katıldığımız her görüşme masasında boş bir sandalyede, katılımcı 10 kişiden biri gibi bulunduruyoruz. Aynı şekilde aramızda başka efsanevi gerilla komutanlarımızdan (tutuklu olan) yoldaş Ivan Vargas ve Sonia yoldaşlar da var. Önümüzdeki ilk görüşme noktası da siyasi tutuklular ve savaş esirleri boyutu olacak. Bütün bunlar bizim Kürt halkı ve mücadelesi ile ortak yanlarımızdır. Bu nedenle, dayanışma duygularımızı ve eylemlerimizi daha da geliştirmemiz gerekiyor. Kolombiya ve Türkiye örneğinde olduğu gibi totaliter (baskıcı), militarist, neoliberal rejimlere karşı güçlerimizi birleştirmek durumundayız.
Kürt sorunuyla ilgili çözüm girişimlerine baktığımızda ateşkes olmadan müzakereleri düşünmek bile mümkün olmuyor. Ancak Kolombiya deneyiminde ateşkes olmadan da müzakerelerin devam ettiğini görüyoruz. Nasıl oluyor bu?
Victoria Sandino: Süreci sabote etmek isteyen barış düşmanları boş durmuyorlar. Bu nedenden dolayı çatışmaların sürmesi halinde bile görüşmelerin devam etmesi şartını kabul ettirdik. Evet, çatışmalar sürüyor ve aynı anda Havana’da da görüşmeler sürüyor. Hükümet bir yandan bizimle görüşürken diğer yandan operasyonlarla bizi zayıflatmayı umuyor. Müzakereleri kabul etmelerinin en büyük nedeni de buydu zaten; yani askeri olarak bizi zayıflatmaktı. Ama görüldüğü gibi yanılıyorlar.
İnternet sayfanızda kadınlar için ilk defa özel bir sayfa açtığınızı gördüm. Sayfanızda PKK’li kadınlara da önemli bir yer ayırmışsınız. Kadınların PKK içindeki yeri ve rolünü bir devrim olarak tanımlıyorlar. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Victoria Sandino: Bizler de yani FARC içindeki kadınlar da yürüttüğümüz mücadelenin temel faktörüyüz. PKK’li kadın kardeşlerimiz, Kürt kadın kardeşlerimiz gibi biz de mücadelenin karar alma ve uygulama gibi her aşamasında olma çabasını sürdürüyoruz. PKK’li kadınların bu anlamda sağladıkları gelişmeler bizim için hayranlık vesilesidir. Bizler de erkek yoldaşlarımızla birlikte, gerilla güçlerimiz ve diğer alanlarda, kadın özgünlüğüyle mücadeleyi geliştirme mücadelesini yürütüyoruz. Her alanda varız ve her düzeyde bu savaşımın içindeyiz. PKK’li tümyoldaşları, özellikle en büyük güce sahip olan gençliği, ırkçılığa, eşitsizliklere, haksızlıklara, sömürüye karşı başkaldıran ve mücadele eden bütün yoldaşları kucaklıyoruz.
Yuri Camargo: Ben de her şeyden önce Kürt halkını, öncüsü PKK’yi ve halkının daha iyi bir yaşama ulaşması için çabalayan, kahramanca mücadele eden herkesi; cezaevlerinde bulunan yoldaşları, dayanışmacı duygularla özel olarak selamlıyorum. Başka seçenekleri olmadığı için silahlara sarılarak, daha güzel bir dünya için mücadele eden savaşçı yoldaşlarımızı hareketimiz adına selamlıyorum. Başkan Abdullah Öcalan’a özel selamlarımı ve kendisine kayıtsız şartsız destek dileklerimizi sunuyorum. Ve hepimizin, her gün biraz daha ileriye doğru götürdüğümüz ortak mücadelenin kardeşleri olduğumuzu belirtmek istiyorum.
M.ALİ DOÐAN/HAVANA